Işığını Yansıtmak

Edebiyat

Işığını Yansıtmak

 

“Kendinizi ölü olarak düşünün. Hayatınızı yaşadınız. Şimdi, geriye kalanı alın ve onu düzgün bir şekilde yaşayın. Işığını yansıtmayan şey kendi karanlığını yaratır.”

Ünlü Stoacı İmparator Marcus Aurelius’a ait olan bu sözler, birçok anlamda bize yol göstericidir. Yaşadığımız toplum karanlıksa, her bir genç ışık kaynağı olmalıdır.Okuyarak, gezerek, ahlaksal anlamda belirli bir olgunluğa erişerek, bilimin eşliğinde çalışarak ilerlediklerinde içlerindeki ışık ortaya çıkıp etrafındakileri aydınlatmaya başlayacaktır.

Fakat maalesef ki toplumdaki çoğu genç, içindeki ışığı büyütemez hatta içindeki ışığın farkında bile değildir. Bu şekilde hapsolan ışık; karanlığı aydınlatmaya, bir kıvılcım olmaya yetemez.

Bazı durumlarda da birtakım okumuş aydın gençlerimiz, kabul görmek uğruna karanlığı tercih eder. Unutmayalım ki ışık, karanlığı aydınlatırken kendinden bir şey kaybetmez fakat karanlıkla boğulursa kendini yitirir. Ne yazık ki bazıları karanlığı aydınlığa boğup çevresine ışık saçacağına karanlığın ona nüfuz etmesine izin verip içindeki ışığı yitirir.

Kendimizi insanlardansoyutlamayalım, toplumdan uzaklaşmayalım. Etrafımızdaki insan örneği ne olursa olsun onlarla beraber büyümeye devam edelim ancak örnekler ne kadar olumsuz olursa olsun onlarla aynı kanıda olmayalım. Çünkü bazen çevremiziseçemeyiz ama onlara vereceğimiz tepkileri seçebiliriz.

Karanlığın içindeki aydınlık olursak onlardan etkilenmeyiz, onlar bizden etkilenir. Giderek o karanlık düşünceleri aydınlık düşüncelere çeviririz. İnsanlar bildikçe, anladıkçabilinçlenir vekabullenir. Buşekilde gelişme düzeyleri artar.

Doğru ve yanlış, aydınlık ve karanlık bukavramlar sürekli savaş halindedir. Öncesi ve sonrası… Doğru olan ne? İşte bütün mesele bunu bulmakta…

Bilmeyenleri, anlamayanlarısuçlamamalıyız. Bilmemek ayıp değildir. Bilmeleri, anlamaları için yollar açmalıyız. Aksi takdirde aydınlığa kavuşmak istemeyenbu kör dimağları değiştiremezsek onlarabir ömür boyu katlanmak zorunda kalırız.

İnsan, insana fayda getirmeli, köprüolmalı. İnsanların hayatlarına dokunmaya çalışmalıyız. Gerek yok demeyip örnek olmalıyız. Küçük bir kıvılcım, bir hayatı aydınlatmaya yeter. Bir hayat bin hayat demektir. Açacağımız her ışıklı yol, pek çok hayatın yönünü değiştirebilir.

 Karanlıklara karşı bir ışık gibi olun ki dünyamız aydınlığa gömülsün.  Fazla bilginiz, yeteneğiniz, azminiz, ışığınız içinizde kalırsa sizi yakar, yok eder. Bu yangının ardından da sadece karanlık kalır. Işığını yansıtmayan kendi karanlığını yaratmış olur.

Her birimiz bir ışıkla doğarız ve bu ışığın gücünü arttırmak, onu başkalarına da faydası olacak şekilde kullanmak bizim elimizdedir. Bu sorumluluğun bilinciyle yaşarsak dünyaya, topluma ve en başta da kendimize daha yararlı bireyler olabiliriz…

Bir liseli olarak Marcus Aurelius’un ”Kendime Düşünceler “adlı kitabını okumayı uzun süredir istiyordum ve sonunda nasip oldu. Okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesiydi. Kitabı bitirişimle beraber aklıma Marcus ile tanışma anım geldi.

Antalya Nekropol Müzesine gittiğimde tanışmıştım onun sözleriyle. Beni çok etkilemişlerdi. Şimdi de onun müzede gördüğüm ve hayatıma etkisi büyük olan bu sözünü kendime göre yorumlayarak sizlere aktarmak istedim.

Tüm okuyucularımıza aydınlık bir hayat diliyorum! Bir ışık kaynağı olmanız dileğiyle…

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.