Türk Kültüründe Kadın Şaman
Yeryüzündeki her yeri ibadet ya da ritüel mekanı kabul eden ve bütün inanç sistemlerini etkileyen tek inanç sistemidir. Bu inanca göre de ilk kadın şamanlar vardı. Rüzgarla, doğayla irtibat kurulan bir inançtır şamanlık. Esasen bakıldığında da Türk kültüründe şamanlık cinsiyetlerin üstündedir. Lakin araştırmalar ilk başta şamanlığın kadın eksenli olduğunu göstermektedir. Dünyanın farklı coğrafyalarında aynı inanç sisteminde farklı ritüeller yapılması bu inancın çok zenginliğiyle ilgilidir. Şamanlar toplumdaki diğer insanlardan farklıdır. Ne erkek şama ne kadın şaman toplumdaki yeri özel ve ayrıdır statü olarak.
“Şamanlık okumakla veya birinin rehberliği altında öğrenilemez, şaman ruhlar tarafından seçilmiş, statü değiştirmiş kişidir.”
Şaman ruhların gücünü kullanan, kısmen kontrolde tutan, ruhlarca yönlendirilendir. Muhakkak bir ya da birkaç koruyucu ruhu vardır onlardan bilgileri alır.

Gerçek şaman davulun, kobzanın (müzik aleti), flütün vs. müzik aletlerinin eşliğinde irticalen şaman duaları okuyan, dans eden, kendinden geçen en önemlisi de kozmik seyahat yapabilen kişidir. Sadece yaşayan ve doğayla değil ölmüş ruhlarla da iletişim kurabilirler. Kadın doğal yaratımı sebebiyle mucizelerle dolu olduğu için baştan şamandır. Kadın doğumun efendisi olması, gebelik dönemi, dünyaya yeni bir can vermesi, üremenin tek sahibi olması, evlatlarıyla ilgilenmesi ve beraber yaşamasıyla toplumun biyolojik ve tinsel merkezindedir. Özel durumlarında regl gibi karanlık güçlerle temas halinde bulunduğu fikri vardır. Veriler de kadını şifacı, kahin, falcı, dansçı ve kozmik yolcu olarak gösterir. Ayrıca en korkunç ve en güçlü şamanların kadınlar olduğu ifade edilmektedir.
Türk kültüründe kadın hiçbir zaman hapsedilmemiştir. Avrupa ve doğu halklarından ayrı ve özel konumdadır. Kadın yalnızca ilk şaman değil ilk ecdadı doğurandır. Kadın şamanlığı Güney Afrikadan Okyanus Adalarına, Avustralyadan Kaliforniya’ya, Kore ve Japonya’ya kadar geniş alanda izlerine rastlarız.
Türk şamanlığının kökeni 12-14 bin yıl öncesine paaleolitik yani yontma taş devrine kadar gider. Avcılık çağıdır. İlk şamanlara kaya ya da mağara resimlerinde rastlıyoruz. M.Ö. 1000 yılına ait kaya üstü tasvirleri şaman ritüelleri kabul edilir. M.Ö. 2000 yılına ait Altaylardaki tasvirler kadın şamanlar başlarında boynuzla tasvir edilmiştir. Ayrıca kadon şamanları aksesuarlarıyla gömüldüğünü Sibirya mezar kazıları göstermiştir. En eski şaman tasviri Fransadaki mağarada bulunan tasvirdir. En eski kadın şaman cesedi ise Kuzey İsrailde bulunan 40-45 yaşlarındaki kadın cesedidir ve mezolitik (Orta Taş) döneme Paleolitik ve Neolitik arası geçiş dönemi yani 22.000-10.000 arası. Avcılık toplayıcılık dönemde kadınlar ocağın ve ateşin koruyucusu olarak bilinir. Evdeki konumu kamusal alana da taşınmıştır. Anaerkil yapıyla paralel bir gelişmedir aslında. Akrabalık kadın üzerinden yürütülmüştür. Bolluğun ve bereketin kadınlarla ilgili olması önemlidir. Beyaz ve kara şaman olarak iki grup vardır. Kara şamanlık kadın başlangıçlıdır. Demirciliğin ilerlermesi ile kadın şamanlığın geride kaldığı fikri olsa da aslında kadın şaman her zaman önemini korumuştur. Türk şaman inancında aslında şaman cinsiyetsizdir. Gelecek hakkından haber veren kadın şamanlar ayrıca kaybolan eşyaları bulur ve akıl hastalarını tedavi ederdi. İlk çocuktan sonra kadın şamanın gücünü kaybettiğine inanıldığında onu pasif konuma getirmiştir. Özellikle asyalı toplumlarda kadın şamanlar toplu ayin yapar ve yönetirlerdi. Kadın hem avcılık hem toplayıcılık yapmaktaydı. Kadın şaman ayın ve güneşin gücünden yararlanmıştır ve ayın üstünde oturarak ayin yaptığı söylenmiştir. Erkek ve kadın şamanlar vergi alır, ruhları öteki aleme götürülür, parçalanır, yeniden oluşturulur sonrasında şaman statüsüyle topluma geri dönerlerdi. Şamanlar ormanda ağaç altında tenha yani şamanın ve ruhların gezmeyi çok sevdikleri yerlerde gömülürler. Şaman davulunu ve giysilerini mezarın yakınındaki ağaçta asarlar.
Güçlü kadın şamanlara öz Türkçe “ateşi koruyan” anlamındaki utkan-udagan unvanı verilir. Erkek şamanlara da kam ya da baksı denilir. Hatta ilk şamanın ateşi koruyan kadın olduğu ve kadın şamanlık kurumunun ateşin etrafında yapılan ritüellerden ortaya çıktığını gösterir. Dağın, yerin, vatanın ve devletin hamisi olarak bilinen Ötüken mitolojik Ananın yansımasıdır.

Cengiz Han’ın defnedilme töreninde tabutun önünde at üstünde kadın şamanlar gitmişlerdir. Bu bize devlet yönetiminde ve hanların defnedilme törenlerinde önemli mevkide olduklarını gösterir. İslam kültürüyle kadın şamanlar Orta Asya’da kamlığa başlamadan önce Allah’a ve erenlere müracat etmeye başladılar. Hz. Muhammed, Hz. Süleyman, Hz. Eyüp’ten ve başka Müslüman evliyalardan destek alırlar. Rus hakimiyeti sonrasında inançlarını yaşama da zorlanmışlardır. Takip edilirler, cezalandırılırlar eşyaları yakılmıştır. Oysa ki onlar doğayla bütün halde yaşamayı savunuyorlardı. (ANİMİZM VE PANTEİZM BENZERİ). Erkek şaman adaylarını yaşlı kadın şamanların eğittiği görülse de kadın şaman adaylarını erkek şamanın eğittiğine rastlanmamıştır.
Bazı genç kız şamanlar eğitim için anasıyla yaşlı kadın şamanın yanına hediye ve koçla beraber giderler ve orada bir ay eğitim alırlar. Eğitim sonunda yaşlı kadın şaman koç’u keser. Yaşlı kadın şaman sol elinde tespih, sağ eliyle gelecek şamanın elinden tutarak onay verir.
Ateş’in önemi kadar şamanlıkta su önemlidir. (su dişildir ve vücudumuzda sol tarafımızı anneyi temsil eder spiritüel dünyada da bolluk ve bereketimizdir.) bunun yanında ağaçlarda önemlidir. Bu ağaçlara ana ağacı denilmesi önemlidir.(ağaçta rahim ve kadınla ilintilidir). Şamanın ikinci benliği hayvan anadır.
Kadın şaman adayı, şaman merasiminde tenha yere çekilerek ruhları, onun cinsi organlarını kullanarak vücuduna girmeleri için çağırır. Sonunda beklenen ruh kuş veya genç insan şeklinde adaya uyku anında veya uykuyla uyanıklık arasında yaklaşır. Aday ruhla ilişkiye girerek gerçek bir orgazm yaşar. Şaman geleneğine göre ruh, kadın adayın güç ve enerjisinin kaynağı olan mistik kocası olur. Kadın şamanın sematik eşlerinden çocukları olur.
Aile kurmak, çocuk doğurmak kadın şamanlar için yasakken erkek şamanlar için aile vardır. Türk mitolojisinde erkek olarak tasavvur edilen Ülgen ve Erlik’in ilk başlangıçta kadın olmaları düşünülmektedir. Önce kadın olarak yaratılıp sonra erkek tipine geçtiği varsayılıyor. Hatta mitolojik doğa ya da yer ananın kendisidir denilmektedir.
Şamanlıkta kadın elbisesi giymek ilk olduğunun göstergesidir. Şaman inancına göre cinsiyet değiştirmek ruhların emirlerine itaat etmektir. Cinsiyet değiştirme daha çok şamanlık mesleğinin gereksinimi, gizemi, sırrı ve özüdür. Hiçbir şaman kendi isteğiyle kadınlaşmadığı gibi erkekleşmez de. İnanca göre her güçlü şaman cinsiyetine bakmaksızın kadın gibi doğurur. Bu doğurma şamanın yeniden vücut bulması dolayısıyla bu reenkarnasyon olayıdır. Şamanların koruyan ruhları muhakkak kadındır. Ayin sırasında kadın elbisesi giymenin nedeni bu olmalıdır. Bu bir anlamda travestizmi doğurmuştur. Ne olursa olsun şaman için cinsiyet değiştirme olmazsa olmazlardandır. Şamanlar kadınlar gibi uzun saç bırakır, saçlarını kadınlar gibi örer, başlarına papağı koyar, kadın döşlerini simgeleyen iki metal daire takarlar. Şamanlar iki ya da üç kez doğduklarını söylerler. Ve cinsler de değişmektedir.Erkek şaman yeni soyulmuş huş ağacı’nın(bilgelik, yeniden doğuş, arınma simgeler) üstünde parçalanan erkek aday kadın gibi doğurur. Şamanlar yalnız kamlık yaparken sadece insan olmaktan sıyrılırlar. Şaman bütün bilgi ve başarısıyla giyim ve kuşamıyla geçmişin simgesidir. An’da kalmaktır amaçları.
Tipik kamlık ritüelinde kadın şaman yakılmış ateşin etrafında bir daire şeklinde oturan köylülerin ortasında, yapacağı ritüel hakkında bilgi verdikten sonra ritimle çalan davulun sedaları altında transa geçmek için oyuna başlar. Oynadıkça giyimine takılmış metal eşyalar birbirine dokunarak davulun ritmine esrarengizlik katar, şamanın çıkardığı seslerle daha da esrarengizleşir, bununla da şaman sadece kendisini değil toplananları da kozmik seyahate hazırlamış olur. Bu tipik türk kadın şamanıdır. Hatta elbiselerin çıkardığı seslerden günümüzde oluşan “Etekleri zil çalmak” deyimi türemiştir.Şamanların başlıca görevi toplumun sağlıklı olmasının bekçisidir. Doğadaki herşeyin koruyusucu vardır.
Kadın şamanların esas görevleri;
Hastaları iyileştirmek, ölen kişinin ruhunu öteki dünyaya taşımak, kısırlığı tedavi etmek, fal bakıp gelecekten haber vermek, ei kötü ruhlardan korumak, kurban sunmak, mevsim ritüellerini düzenlemek, sığırlara ve atlara zarar veren ruhları kovmak, kehanette bulunmakla, yağmur yağdırmak ve muskalar hazırlamaktır. (neolitik dönemde idol ve figürinlerle muska tarzında gezilmesi olarak geçmiştir bu ritüel).
İyileştirme şamanlığında üçlü mekanizma vardır. Şaman, hasta ve seyirciler vardır. Seyirci önünde olması şamanın kendi özgüveniyle ilgilidir. Kamusal görev yaptığından gizli değil apaçık yapmış olduğunu onaylar. Hastalıkları iyilşetimede kadın şamanların erkek şamanlara göre kendine özgü metotları vardır. Şaman bedene davetsiz girmiş kötü ruhu herhangi bir hayvana kuşa ya da hayvan iskeletine veya cansız nesneye göçürmekle hastayı tedavi eder. Buna Orta Asya Türk şamanlığında küçürük denilir. Diğer önemli iyileştirme yöntemi emme’dir. Hastalığa sebebiyet veren kötü ruhu yalnız ağzına alıp tükürmekle uzaklaştırabilir. (nefes şifa yöntemi) bunun yanında ateşle iyileştirmekadın şamanların en bilinen ve yaygın olan tedavi biçimidir. Anadolu da devam eden göz yakması tedavisi gözde çıkan bezeyi ateş dumanıyla yakarak iyileştirme devam etmektedir. Korkutmakla tedavi yaparlar. Bazı kadın kamlar hastayı iyileştirmek için çıplak kamlık yapmaktadırlar. Hasta yakınları iyileştirme bedeli olarak şamana hediye verirler buna “astı” denilmektedir.( alma-verme dengesi)
Kadın şamanların Umay Ana ile bağlantılarının olduğu kaçınılmazdır. Semadaki kadın şamanlar ölen kahramanları diriltir, yaraları iyileştirir, yerdeki kötü kadın şamanlarla savaşırlar. Tungusların gök kadın şamanı savaş zamanı kargaya, Yakutların kadın şamanı atmacaya çevrilir. ( yaratıcıyla temas halinde olması birçok uygarlıkta tanrı ve tanrıça kuş tasvirleriyle vardır). Umay’a yapılan merasimleri kadın şamanlar yönetir. Çocuk isteyen gelinler tanrıça heykelciğini yastıklarının altına koyup yatarlar. Şamanlar soylarını aileden ölen şamandan alırlar ve öldükten sonra da bu dünyayla bağını koparmazlar.
Kadın şamanlar doğanın parçası gibi bütünleşmiştirler. Ayın batışı ve güneşin doğumu ile ilgili ritüeller gerçekleştirirler. İlerleyen dönemler Bacıyan-ı Ruma dönüşmüşlerdir. Bu kurum çadırcılık, Keçecilik, boyacılık, dokuma, örgücülük ve nakışçılık yapmıştır. Osmanlının kurulmasında faal olarak yer almışlardır. İlerleyen süreçte ise Meryem ve Fatima olarak anılacaklardır.

Yeni yorum ekle