İmgenin Yolculuğu

Edebiyat

İmgenin Yolculuğu

 

Şiirleriyle ve insanlığıyla

belleğimizde yaşamaya devamedecek

Ahmet Telli’ nin anısına, saygıyla…

 

Okuduğumuz şiirleri ve kitapların tamamını unutabiliriz.

Şairin adını, kitabın kapağını, hatta onu hangi yaşımızda okuduğumuzu bile… Eğer siz de benim gibiyseniz zaman zaman o kitabı daha önce okuduğunuzu bile unutmuş olabilirsiniz!

Ama bazen tek bir imge, belleğimizin en uzak odasında yaşamaya devam eder. Yıllar sonra bir gün denize bakarken, eski bir sokağın köşesinden geçerken ya da rüzgârın taşıdığı tanıdık bir kokuda ansızın belirir. İyi bir imge okunup geçilen bir cümle değildir ki; insanın içine yerleşir.

Şair çoğu okura eksik bırakılmış bir evren bırakır. O eksikliği her okur kendi hayatıyla doldurur aslında, Belki de bu yüzden aynı şiir, her kişide farklı anlam uyandırabilir.

İmge, yalnızca güçlü bir benzetme midir? Belki de sözcüklerin görünenden fazlasını taşıyabildiği zaman imge doğar. Bir ağacı yalnızca ağaç olmaktan çıkarıp bekleyişe, bir denizi yalnızca su olmaktan çıkarıp zamana dönüştürebilmektir.

Şiirimizde bunun en büyük ustalarından biri hiç kuşkusuz İlhan Berk’tir. Onun şiirlerinde mesela İstanbul sadece bir şehir değildir; harflerden, taşlardan, kuşlardan yeniden kurulmuş adeta yaşayan bir organizmadır. İlhan Berk, nesneleri yeniden yaratır. Bir sokağa baktığınızda artık yalnızca sokağı değil, dilin kurduğu yeni bir dünyayı görmeye başlarsınız.

 

‘’yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden.

dokundum
yavaş ‘’

 

İlhan Berk

 

Cemal Süreya ise; imgelerini gündelik hayatın içinden seçer ama onları beklenmedik biçimde dönüştürür, okurun zihninde uzun süreli çağrışımlar bırakır. Belki de bu yüzden onun şiirleri okunduktan sonra bitmiyor sanki belleğimizde konuşmaya devam ediyor.

 

‘’biber ki yasa dışı önderidir sebzelerin:
şu sofrada ikimiz için de vur emri!
sözcükler alevler içinde nasıl da serin!
orta yerde durmuyor bir türlü yumru.’’

 

Cemal Süreya

 

Çağdaş şairlerimizden Birhan Keskin şiirlerinde ise imge; okurun belleğine bilgi olarak değil, duygu ve deneyim olarak yerleşir.

 

‘’suyun sırtında geçiyor ömrüm
kentlerim, saraylarım silik.

gül ekilirmiş dünyada,
zülüf dökülürmüş yastığa.


derinde bendeki, müebbet,
ve aşağıda, yer değiştiriyor,
dönüyor
koyu bir sıvı:hatıra.’’

 

Birhan Keskin

 

 

 

Ve bu yazıyı yazarken vefat haberini aldığım edebiyatımızın değerli ismi, kıymetli Şair Ahmet Telli’yi de bu yazıda anmadan geçmek istemem. (11 Temmuz, 2026)

Bundan bir kaç yıl önce; güneşli, şiirli, sihirli…diyerek paylaşmışım sosyal medyada, bir festivalde sohbet ederken çekilmiş bir fotoğrafımızı. O zihin açıcı sohbet sonrasında kendisiyle birkaç kez daha karşılaşabilmiş olmayı hep minnetle hatırlayacağım. Naifliği, zarafeti, insana gösterdiği değer ve dahası mücadelenin ortasında her zaman dimdik duruşuyla hafızamda unutulmayacak bir iz bıraktı Ahmet Telli. Ve dünden beri ardından yazılanları okuyorum. Her satır bana aynı soruyu düşündürüyor; ‘bir insan nasıl bu kadar çok sevilir?’ Ve elbette şaşırmıyorum. Sanırım bu sorunun cevabı, hayattayken insanlara hissettirdiklerinde saklı. Yalnızca sözcükleriyle değil o duyarlı, incelikli, dirençli kalbiyle de dokundu bizlere şair. Belki de bir ömrün en büyük ödülü budur! Şiirleri ve ardında bıraktığı sevgi mirası bizlere, gelecek nesillere emanet şimdi. 

Belki de iyi imgenin bellekte neden kaldığını anlatmak için uzun açıklamalara gerek yoktur. Ahmet Telli’nin‘‘bir de gülüşün eklenir kimliğime’’dizesi bunun en güzel örneklerinden biridir. Bir gülüş, artık yalnızca bir yüz ifadesi değil, insanın kimliğine işlenmiş bir hâldir.

Ahmet Telli de imgeyi, okurun zihninde “var oluş anını yaratan bir sarsılma” olarak tanımlamıştır. Hayat, bilinç ve imgelemin diyalektiğinin şiirinin omurgasını oluşturduğunu söyler. Ahmet Telli şiirinde imge, yalnızca estetik bir süs değildir; düşüncenin, duygunun ve toplumsal belleğin taşıyıcısıdır sanki. 

 

‘’her gece yeni bir savaş başlar

acı ses olur, ses deli yağmur

 

sığındığım her yer adınla anılır

ben girerim sokağı devriyeler basar

bir de gülüşün eklenir kimliğime.’’

 

Ahmet Telli

 

 

Bu durum yalnızca şiirimize özgü değildir elbette. Octavio Paz, ‘’şiirin dünyayı yeniden adlandırma sanatı’’ olduğunu söyler. Gerçekten de güçlü bir imge, var olanı tarif etmekten çok ona ikinci bir hayat verir. Aynı gökyüzüne bakarız ama iyi bir şiirden sonra onu artık eski gözlerimizle göremeyiz.

 

Bugün görüntü çağında yaşıyoruz. Her gün binlerce fotoğraf, video ve kısa metin tüketiyoruz. Fakat büyük bölümü birkaç dakika içinde hafızamızdan silinip gidiyor. Görüntü görmek ile imge kurmak aynı şey değildir. Görüntü gösterir, imge dönüştürür de diyebiliriz.

 

Amerikan şiirinin çağdaş şairlerinden JorieGraham’a göre ise şiir, duyusal imgelerle başlar; çünkü imgeler, okuru soyut fikirlerden çok yaşanmış deneyimin içine taşır. Böylece imge, yalnızca estetik bir süs olmaktan çıkar; bilginin ve hakikate yaklaşmanın da bir yolu hâline gelir ya da başka bir deyişle görünür olanla görünmeyen arasında köprü kurar.

 

‘’sonsuza dek

ölü doğmuş gibi duran şimdiki an.

içeri girdikçe her nefes

çözülen bir düğme oluyor.’’

 

JorieGraham

 

Belki de bu yüzden şiir hâlâ vazgeçilmezdir. Şiir bize yeni şeyler göstermiyor ki; bildiğimiz dünyayı ilk kez görüyormuşuz gibi bakmayı öğretiyor. Bir martının kanadında çocukluğumuzu, eski bir duvarda bekleyen zamanı, suskun bir ağacın gölgesinde kendi iç sesimizi duyabiliyoruz.

 

Bu yazıyı yazarken aklıma JorgeLuisBorges’in şu düşüncesi geldi:

 

’Edebiyatın gerçek mekânı, kitabın sayfaları değil, okurun belleğidir. ‘’

 

 

Hiç düşündünüz mü; belki de unutulmayan şiirlerin, dizelerin sırrı budur.

Bana göre iyi bir imge, açıklanmaya direnen imgedir de diyebiliriz. Her okunuşta başka bir anlam kazanabilir, her yaşta zihnimizde başka bir kapıyı aralayabilir. Ve işte tam da bu yüzden iyi bir imge asla eskimiyor, okurun hayatında, ruhunda yaşamaya devam ediyor.

 

 

 

 

Eser Ceran Erdi

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.