Ölüme Meydan Okuyan Ağaç; Porsuk

Geçmişten bugüne ormanların en önemli figürlerinden birisidir Porsuk. Ta ki insanoğlunun yok etmeye başlamasıyla daha az tek ya da küçük topluluklar oluşturarak hayatta kalma serüvenini devam ettirmektedir. Okyanus ikliminde yetiştiği için nem oranı yüksek daha çok gölgeli bölgelerde varlıklarını gösterir Porsuk ağaçları. Ülkemizde Kuzeybatı Anadolu ve Toroslarda daha yaygındır. Özellikle Anadolu’nun kadim bilgeliğini gövdelerinde görebileceğimiz anıtsal porsuklarla Zonguldak ile Amanos taraflarında sıklıkla karşılaşırız.
Antik çağlardan bu yana Amanos dağları porsuk ağaçlarının en önemli vatanı olarak bilinmektedir. Ayrıca rivayete göre Mısır’da Firavun III. Amenhotep’in eşi Kraliçe Tiye’nin büstünün Amanoslardaki porsuk ağaçlarından yapıldığıdır. Porsuk birçok ağaçtan farklı olarak gövdesi ne kadar sorun yaşarsa yaşasın besin maddelerini köklerinde depolayıp büyümesi için kullanmaktadır. Bu özelliğinden dolayı birçok ağaç felaketlerden kurtulamazken porsuk ağaçları yaşamda tutunmayı başarmışlardır.
Hatta öyle ki dayanıklılığı olmasından dolayı ok yapımında da sıklıkla tercih edilmiştir. Antik Yunan mitolojisinde Anadolu’nun Ege taraflarında geçen efsanede de kendisine yer bulmuştur. Avcılık tanrıçası Artemis, Niobe’nin kızını porsuk ağacından yapılmış zehirli okuyla öldürmüştür. Yapısından kaynaklı yay olarak kullanımı yeni değil M.Ö. 5-4. Yy kadar gitmektedir. Binlerce yıl köklerinden güç alarak hayata tutunması umudun ve mucizenin simgesi olarak görülmesine neden olmuştur. Ölümsüzlükle bütünleşmesi ise bütün sene canlı ve renkli kalıp birçok canlıyı barındırmasından kaynaklıdır.
Hititlerde kral, Fırtına ve Güneş tanrısının topraklarını korumak için ant içtiğinde bu sözleşme çok önemli olan porsuk ağacı tarafından kabul edilmiştir. Yazılı olarakta “eya” veya “eyan” olarak geçer. Bazen koruyucu Tanrı Apulunas ile irtibatlansa da aslında evlerin koruyucusudur porsuk. Antik Yunana gelindiğinde ise Tanrı Apulunas varlığını, evlerin etrafındaki kötülükleri yok etmek için ahşap sütun şeklinde olan ApollonAgyieus’a devreder. Zannediyorum ki günümüzde Avusturya’daki köy meydanlarına porsuk ağacı dikilmesi kültürünün kökeni buradan gelmektedir. Özellikle Hitit ritüellerinde özgürlük, doğurganlık, verimlilik, dayanıklılık ve bolluk olarak kendisini göstermiştir.
Kafkasya coğrafyasında da çok önemi vardır. Mesela Gürcistan’da kutsaldır porsuk. 12. Yy ülkenin kraliçesi Tamara Porsuk ağacı ormanlarını korumaya almış ve bu geleneğin yüzlerce yıl sürdüğünü göstermiştir. Aslında sebebi çok basittir. Çünkü o “Hayat Ağacı” olarak görülmektedir. Bununla da kalmayarak ona kim zarar verirse incitirse o bölgesinin kanamış olduğu fikrine inanılmaktadır.
Roma’dan itibaren ne yazık ki genel itibariyle Rönesans ve Barok döneminde de mimari ve peyzaj alanlarında daha ön planda kullanılmıştır. Diğer kültürlerde nasıl anlamı olduğuna göz atacak olursak;
Germen savaşçılar savaşa giderken yanlarında porsuk ağacı götürür ölümsüzlüğü tattırması için, Gürcistan Ortaçağında dükler yine savaşa gitmeden bir gün önce son geceleri olabilme ihtimaline karşı porsuk dallarından yataklarda uyumaktadır. Göknar ağacı Noel ağacı olarak kullanılmadan önce Porsuk ağacı kullanılmıştır. Keltler içinde kutsaldır. Romalılar ve Saksonlar ise Porsuk ağacının sonraki yaşama geçerken güvenli bir köprü olarak görüyordu. Öyle ki İngilizler ilk kiliseleri yaparken Porsuğun olduğu alanları göz önünde bulundurmuşlardır.
Binlerce yıldır hayatımızı kolaylaştırıp inançlarımıza kadar varlıklarıyla katkı sunan porsuk ağaçlarına içinde bulundurdukları bilgelikle sahip çıkmalı ve hoyratça davranmamalıyız diyerek satırlarıma son verirken Anadolu’da nerde porsuk ağacı görürseniz kavuşamamış iki yüreği hatırlamanızı istirham ediyorum..
Yeni yorum ekle