Çok Eşli Evlilik

Edebiyat

Çok Eşli Evlilik

 

Çok eşli evlilik (poligami) genel olarak “birden fazla kadının eş durumunda olduğu bir evlilik ilişkisi” olarak tanımlanmıştır. Çok eşli evliliğin üç türü vardır.

Çok eşli evlilik türleri:

Polijini: Bir erkeğin iki veya daha fazla sayıda kadınla evlenmesi “polijini” olarak adlandırılır, dünya çapında en yaygın olanıdır.

Poliandri: Bir kadının iki ya da daha fazla sayıda erkekle evlenmesidir.

Poligandri: İki ya da daha fazla kadının aynı anda iki veya daha çok eşli evli olduğu bir grup evlilik düzenidir.

Ancak, bu evlilikler günümüz toplumlarında oldukça sık karşılaşılan durum değildir Fakat günümüzde; dünyamız ve ülkemizde “Poligami” olarak adlandırılan ve sürdürülen evlilikler bulunmaktadır.

      Çok eşli evlilik seksenlerin başında dünyada 850 toplumda yasal kabul edilen ve yaygın olarak görülen bir evlilik tipi olup (Hartung 1982), Batı dünyası dışındaki diğer çeşitli etnik ve dini gruplar kabul edilen bir uygulamadır.

 Çok Eşli Evlilik;  Cezayir, Çad, Gana, Benin, Kongo, Gabon, Togo, Tanzanya ( Welch ve Click 1981), Suudi Arabistan ve İsrail’de (Bedevi ve Arap topluluklarında) geçerli bir evlilik biçimi olarak kabul edilir. Afrika’daki evliliklerin % 250’sinin çok eşli evlilikler olduğu tahmin edilmektedir. .Kuveyt’teki evliliklerin % 8 ile % 13 arasında çok eşli evlilik olduğu belirtilmektedir Ve. Cahamie (1986)  Arap dünyasında evliliklerin  % 2- % 10’nunun çok eşli olduğunu bildirmektedir.

Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde yaşayan bir kesimin de Arap kültürünün etkisi olduğu açıktır. Arap-İslam geleneklerinin bu bölgede halen önemli etkisi vardır.  Çok küçük yaştaki kızlar anne babaları ya da anne baba yerine söz söyleyen büyüler tarafından kendilerine hiçbir şekilde danışılmadan görücü usulü ile evlendirilmekte ve hatta genç kız bazı durumlarda genç kız itiraz etse bile bu tür evlilikleri yapmaya mecbur kalmaktadır. Çok eşli evlilik Türkiye’de gayri resmi olmakla birlikte, Güneydoğu bölgesindeki kırsal alanlarda yaygındır, kentsel alanlarda ise daha seyrek görülen bir durumdur. Resmi verilere göre Türkiye’de çok eşli evliliklerin oranı yaklaşık,%2’dir (Türkiye İstatistik Enstitüsü 1999).

Birçok toplumda çok eşli evliliklerde ilk eşler itibar görmektedir. Evdeki diğer kadınlar üzerinde otoriteleri olabilir, aile içinde özel ayrıcalıklara sahip olabilme ve bazı toplumlarda kocanın sonraki evliliği üzerinde söz hakkında sahibi olabilir, eş alınacak kadını seçebilir, evliliğe olur verebilir (Altman ve Ginat 1996). Ancak, Arap toplumunda (Al-Krenawi 1998 ve Arap olmayan (Gwanfogbe ve ark. 1997, Topouzis 1985) diğer bazı toplumlarda ikinci eşler ve daha sonraki eşler çoğunlukla ekonomik, sosyal destek ve ilgi anlamında daha avantajlı bir konumda olur.

     Türkiye’de yapılmış bir çalışmada ilk eşlerin sonraki eşten/eşlerden daha yüksek bir statüde olduğu, ilk eşlerin sonraki eşler üzerinde yetkisi ve denetimin söz konusu olduğu, ilk eşlerin sonraki eşler üzerindeki yetkisi ve denetiminin söz konusu olduğu, “kumaların” çocuk bakımı, ev işleri ve ekonomik faaliyetler gibi konularda ilk eşlere yardımcı olmak zorunda olduğu bildirilmiştir  (Özkan ve ark. 2006).

Çok eşli evlilikteki faktörler nelerdir?

-Çocuk sayısının artırma arzusu: Çocuk sayısını arttırma isteği çok eşli evliliklerin nedenlerinden biridir.

-Berdel: Bu tür evliliklerde, iki erkek birbirinin kız kardeşleriyle evlenmektedir. Erkeklerden birinin daha sonra ikinci eş alması halinde, diğer erkekte ikinci eş alma konusunda baskı hissetmektedir.

-Demografik faktörler: Çocuk ölümünün yüksek ve evlilik yaşına gelmiş kadın sayısının fazla olduğu yerlerde uygulanmaktadır.

-Sosyoekonomik nedenler: Dünyanın birçok bölgesinde çok eşli evlilik ailenin sosyoekonomik güvencesini ve istikrarını sağlayacak bir unsur olarak görülüyor.  Çocuk sayısı arttıkça ailenin ekonomik açıdan daha verimli bir hale geldiği düşüncesiyle, çocuklar hem aileye kazandırdıkları işgücü ve duygusal destek açısından hem anne babaların yaşlılıklarında kendilerine bakacak birileri olması açısından değer ifade eder.

-Yerleşim yeriyle ilişkisi: (Speizer1995)AfrikaSahraaltı kırsal bölgelerinde yaşayan tek eşli erkeklerin kentsel alanda yaşayan benzer durumdaki erkeklere kıyasla daha fazla çocuk sahibi olmayı bildirmiştir.

-Kadınların eğitim düzeyiyle ilişkisi: Araştırmalara eğitim ve çok eşlilik oranı arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Al- Krenawi (2001)İsrail’de Necef Çölü Bölgesindeki Bedevi Araplar ’da çok eşli evliliklerdeki ilk eşlerle, tek eşli evliliklerdeki eşlerin eğitim düzeyi arasında önemli bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Tek eşliliğin yaygın olduğu bölgelerde hiçbir eğitim görmemiş kadınların oranı %35 iken orta öğretim mezunu kadınların oranı /17 bulunmuştur.

Erkeğin eğitim düzeyiyle ilişkisi

Al-Krenawi ve Lightman’ın (2000) çalışmaları tek eşli ailelerdeki erkeklerin eğitim düzeylerinin çok eşli erkeklere kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Dikkat çekici bir nokta orta öğretim veya üstü eğitim düzeyine sahip erkeklerin büyük çoğunluğunun  (%78.8) tek eşli olması, buna karşın hiçbir eğitim görmemiş erkekler arasındaki tek eşe sahip oranının oldukça yüksek olmakla birlikte yine de bu düzeyin altında kalmasıdır ( %53.3).

Çalışma durumuyla ilişkisi:

    Kadınların ev dışında istihdamı açısından dikkat çekilmesi gereken nokta Al-Krenawi  (2001) tarafından psikiyatri kliniğine başvuran 92 Bedevi Arap kadınla yapılan çalışmada ortaya konmuştur. Bu çalışmada, çok eşli kadınlarının hiçbiri ev dışında çalışmazken tek eşli ailelerdeki kadınların çok küçük bir kısmı ev dışında çalışmaktadır.

 

 

 

Çok eşli evliliğin etkileri

Araştırmalar çok eşli evliliklerin eşler arasında çatışma, gerginlik ve kıskançlık gibi nedenler yüzünden dağılmasının tek eşli evliliklere kıyasla daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. (Achte ve Schakit 1980, Ware 1979). Özellikle, çok eşli aile hayatının stresi kadınlarda ve çocuklarda ruhsal sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır (Al-Issa 1990, Eapen ve ark. 1998). Çok eşli ailelerde kadınlar genellikle mutsuzdur, ikinci kadının eve girmesi özellikle “ilk eşler” için üzücü bir durumdur. Ailenin düzenindeki bu tip değişiklik bir istismar, hatta travmatik bir deneyim olarak bile algılanabilmektedir (Hassouneh- Phillips).

Ekonomik zorluklar

Ekonomik stres faktörleri ailenin mutluluğunu olumsuz etkiler. Zira, çok eşli evliliklerde tek eşli evliliklere kıyasla çocuk sayısının daha yüksek olması aile üzerindeki mali baskıyı arttırmaktadır. Ayrıca çok eşli evliliklerde kadınlar genellikle tek eşli evliliklerdeki kadınlardan daha düşük oranlarda ev dışındaki çalışma hayatında yer almakta bu nedenle de ekonomik kaynaklar daha kısıtlı olmaktadır. Çok eşli toplumlarda kadınların çoğunun işsiz olması onları ekonomik olarak kocalarına ve ailelerine bağımlı hale getirir.

Çok eşli evliliğin kadınlar üzerindeki etkileri

Çok eşli evliliklerdeki kadınlarda tek eşli kadınlara göre daha fazla ruhsal bozukluklar bulunduğu bildirilmektedir. (Makanjuola1987,Chaleby 1987). Çok eşli evliliklerde ilk eşlerde depresif ve nörotik bozuklukların daha fazla olduğu bulunmuştur (Cahleby 1985).

Farklı etnik kökenlere mensup olan çok eşli evlilikler içinde bulunan Amerikalı Müslüman kadınlar hem kocaları hem diğer eşler tarafından duygusal, sözlü, cinsel ve fiziksel olarak kötü muameleye maruz kaldıklarını bildirmişlerdir (Hassouneh-Phillips 2001). Ayrıca Eapen ve arkadaşları (1998) tarafından Birleşik Arap Emirlikleri’nin Al Ain Yöresinde yürütülen çalışma çok eşli evliliklerdeki kadınlarda psikiyatrik bozukluk görülme riskinin daha yüksel olduğunu ve buna ek olarak bu kadınlarda düşük öz saygı ve yalnızlık gibi sorunların da büyük bir oranda görüldüğü ortaya koymuştur. Al-Krenawi (1999) de ilk eşlerde özsaygının kumalara kıyasla daha düşük olduğunu yazmıştır. Bir erkeğin ikinci bir eşi alması, ilk eşin eş olarak yükümlülüklerini yerine getirmediği şeklinde algılanabilmektedir. Al-Issa (1995)somatizasyonun batılı olmayan toplumlarda batı dünyasına kıyasla daha yaygın olabileceğini belirtmiştir.

Ülkemizde çok eşli evliliklerin azımsanmayacak oranda olduğu bilinmekle birlikte yapılan çalışma sayısı sınırlı olduğundan yaygınlık oranları ve çok eşli evlilikle ilgili faktörler net olarak bilinmemektedir.  Özkan ve arkadaşlarının (2006) yaptığı çalışmada, çok eşli evliliklerde kadın ve erkeklerdeki eğitimsizlik oranı, tek eşli evliliklere göre daha yüksek bulunmuştur. Kadın ve erkeklerdeki eğitim düzeyi ile çok eşli evlilik arsındaki negatif ilişki, çok eşli evliliğin önlenmesinde eğitim düzeyinin arttırılmasının önemini akla getirmektedir. Aynı çalışmanın diğer bir bulgusun da çok eşli evliliklerde, ilk eş olan kadınlarda, 15 yaşın altında evlenme oranının, tek eşli evliler ve kumalara göre daha yüksek olduğudur.  Bu sonuç, çok eşli evliliklerde kadının evlenme yaşının daha küçük olduğunu bildiren önceki yayınlarla uyumludur.  Çok eşli evliliğin kadın ruh sağlığı üzerine etkileriyle ilgili olarak ülkemizde yapılan çalışma sayısı yetersizdir.  Bu konuda çok disiplinli, özellikle sosyologlarla birlikte yürütülecek kadın duyarlı, cinsiyetçi olmayan çalışmaların artması konu ile ilgili ilk elden veri birikimi sağlanacaktır.  Böylece çok eşli aile yapıları konusunda psikiyatristlerin ve diğer hekimlerin ön yargılı davranma olasılığı azalacak, farkındalıkları artacaktır.

Nikâhlı eş ile birlikte yaşayan kumanın dünyası

Birebir gördüğüm ve tanıdığım çok eşli atfedilen  (Nikâhlı eş ve Kuma) olan iki kadının gerçek hikâyesindeki çaresizlikleri, sevdaları, tükenmişlikleri ve kendilerine dair üzüntüyle yaşadıkları hayatı sordum, sorguladım ve bir kadın olarak hem üzüldüm hem de o iki kadının yaşadıklarından ders çıkarılması gerçeğinin altını çizmek istedim. . Her ne kadar kendimi iki kadının yerine koysam da onların yürek kırgınlıklarına erişemedim ama yüreklerine dokunmak istedim. İlk eşten olan çocuklarla,  ikinci eşten oluşan çocukların psikolojileri, geleceğe bakış açıları, neydi bilemedim ama tahmin ettim. 

İlk eş, (nikâhlı eş) onun ağzından dinlediğim gerçekle başa çıkabilme hassasiyetini göze aldım ve onunla konuştum. O kırgın ve yılgın kadın, yaşadığına teslim olmamak için direnen bir kadındı.  Üstelik yaşlanmış, öbür kadının gelişiyle yaşadığı o evde günleriniz zor geçirmeye dayanamamış, kız evlatları yanına sığınmıştı.  Yaşı yetmişi geçmişti, iki büküm haline rağmen iş güç yaparak geçmişin onda kalan izleriyle baş etmeye çalışıyordu.

Y.E sordum: “Üzerinize kuma getirilmesine neden, niçin razı geldiniz?”

“Önce ne olup bittiğini anlayamamıştım. Afallamıştım.  Ve ansızın evimizde düğün dernek kurulmuştu, neler olup bittiğini anlamadan “kumam ve kocam”, gözümün önünde gelin-güvey olarak görmüştüm. O vakit çocuklarım yeni yetişen genç kızlardılar ve ben kocamı seviyor, beş kızımın babasına saygısızlık etmek istemiyordum.  Öte yandan da kocam erkek çocuk istiyor, onun için üzerime kuma aldığını söylüyordu. Kumam benden oldukça genç ve güzel bir kadındı. Kimsesiz bir kadındı, bir erkeğin himayesine ihtiyaç duyuyordu, onun çaresizliğini düşününce ona acımıştım. Her ne kadar o bana acımasa da beş kız annesi olarak ona empati kurdum. Gel zaman git zaman zarfında; nikâhlı kocamın;o çok istediği erkek çocuğu oldu ve ev yeniden panayır yerine dönüştü. Kocam variyetli adamdı.  Oğlunun annesi olan kumamdan, hiçbir şeyleri kumamdan esirgemiyor, kızlarını gözü görmüyordu.  Benim kızlarım da babalarının onları yok saymalarına dayanamadılar, çok genç yaşta evlenip, kurtuldular babalarının onlara ilgisizliği ve analıklarının nispetlerinden. Kızlarım evlenince benim de başımı sokabileceğim bir yer olmuştu ve sırasıyla kızlarımda kalmaya başlamıştım. Sığıntı gibiydim damat yanında. Bir gün iş buldum kendime ve kimselere müdane etmeden iş buldum, çalıştım ve bir göz oda tutum.  Alnımın teriyle ekmeğimi kazanıyor, geç yaşıma rağmen ayakta durmaya gayret ediyor, nikâhımı kocama vermiyor, onlara direniyordum.  Kocamla ve onun yeni ailesiyle görüşmüyor, “kocamı verdim ama nikâhımı vermem” diyor ve sözümün arkasında da duruyordum. 

Benim onların yanından ayrılmamla birlikte kocamın bitmez tükenmez serveti bitmiş, kocamın emekli maaşıyla geçinir olmuşlardı. Oğlu yetişmişti ve uğruna beş kızını ve beni yok sayan kocamı hayat mı harcadı bilmem ama kocam,  kalp krizi geçirip öldü. O ölünce de nikahlı karısı olarak ben vardım venikahlı kocamın emekli maaşı bana kaldı.  İyi ki nikâhımı vermemişim. Zira çalışacak takatim yoktu.   Allah kimsenin yuvasını huzurunu bozmasın ve tüm çocuklar analı babalı büyüsünler.”

K. D’ye sordum: “Genç bir kadınsınız, kuma olarak evli ve çocuklu bir erkekle neden sebep nikâhsız yaşamaya razı geldiniz?  “Kocam”, dediğiniz adamı, nikâhsız bir evlilikte; bile isteyerek mi koca olarak kabullendiniz?”

“Cahildim, gençtim ve güzeldim ve de kimsesiz. Anam yoktu, babam yoktu ve kardeş yanında sığıntı gibi durmaktan usanmıştım. Kocam bana kaş göz süzerken, “kurtuluşum olan adam benimle evlenmek istedi fakat karısı nikahını vermedi.  Başkasının evinde yaşamaktan kurtulacağım diye düşünüyordum o zamanlar.Benimki evlenmek değildi biliyordum ve onun içinde eşime “karını boşa benimle evlen” diye tutturuyordum ama nafileydi. Büyük hanım, nikâhını bana vermedi ve onun evi terk etmesi ardından yok yoksulluğa düştük.  Emekli maaşıyla zar zor geçiniyorduk., Kocaman şaşaalı evimizden ayrılmak zorunda kaldık ve gecekonduya taşınmak zorunda kaldık. Seneler akıp giderken kocam, vefat etti. Oğlumve ben, parasız-pulsuz ortada kalıvermiştik. Emekli maaşını büyük hanım nikah hakkı olarak aldı. Biz ise dımdızlak kalakalmıştık. Gündelik işerde çalıştım.  Ah ah…  Şimdiki aklım olaydı nikâh olamadan asla evlenmezdim. Bu hayatta yapayalnızdım,üstelik tüm hayallerim un ufak olmuştu.

Sonuç olarak:

 Kuma gerçeğinin iki kadını:

Ayrı dünya görüşünde olan ve iki farklı karakterlerdeki iki kadının,  aynı erkeğin çatısı altında “kuma” gerçeğiyle yüzleşmeleri sonucunda gelişen olaylar silsilesindeki tavırları da apayrı.  Üzerine kuma getirilen büyük hanım,  ruhunda açılan derin yaralara rağmen kişiliğini ortaya koyuyor ve kızlarının erkenden evlenmesine sebep olan kocasını terk ediyor. Büyük hanım, geçkin yaşına rağmen çalışarak; hayatını kazanırken; kabullenmediği “kuma” gerçeğinden kaçıp kurtuluyor. .  Kimselere müdane etmeden, ekmeğini çıkartarak yaşamını sürdürüyor ama kocasından boşanmıyor.  “Nikâhımı kimselere vermem” diyor ve öyle de yapıyor.

Büyük hanımın üzerine “kuma” olarak gelen genç kadın, zengin bir erkeğin himayesi altında rahat yaşama isteğiyle, nikâhsız evliliğe razı geliyor ve o evliliğin sonunu düşünemeden  evlat sahibi oluyor. “Kocam” dediği erkeğin nikâhlı karısından nikâhını istese de alamıyor ve kuma olarak sürdürdüğü hayatını; kocası olarak gördüğü erkeğin hayatının son bulmasıyla gerçekler yüzüne tokat gibi çarpıyor.  Kuma olmayı kabullendiğine bin pişman oluyor. Gençliğin devingen hali üzerinden gitmiş ve ikinci eş olmayı içine sindirememiş, kocası saydığı erkeğinin malı mülkü ziyan olup, uçup gitmiş bir halde buluveriyor kendini. 

Bu yaşanmış hikâyeden çıkarılacak sonuçta;  pişmanlıkları, çaresizlikler, hüzünler iki ayrı kadının bir erkeğin karısı olama cabaları olsa da,   kazanan hangi eş oluyor. Her iki kadının da ruhlarında açılan yaralar, yaşanmışlıklar ve acılar onları yoğururken, eğitimin ve kadının her şartta kendine yol çizebileceği gerçeğindeki hayatını; bir erkek olmadan da idame edeceğini büyük eş, başarıyor.   Kuma olan eş ise pişmanlıklara gark olurken hayatını sorguluyor ve   kadının geleceğini kendisinin çizmesi ama enine-boyuna düşünerek çizmesi gerektiğinin altını çiziyor.  

Kaynaklar:

Acgete K, SchakitT(1980) Jeallousy in variouscultures in thelightof  transacionalpsychiatry. PsychiartryFennica, 11:33-34.

Agadjanian V, Ezeh AC (2000) Polygyny, genderrelations, andreproduction in Ghane. J CompFamStud, 31:427441.

Al-Issa I (1990) Cultureandmentalillness in Algeria. Int J SocPsychiatry, 36: 230-240.

 

 

 

 

 

Yorum

Ayşe T. (doğrulanmamış) Per, 15 Mayıs 2025 - 18:37

Kuma gerçeğini akademik bir biçimde anlatmış, bir toplum bilimci titizligiyle altını çıkmışsınız. Her yazınız mükemmel ve son derece bilgilendirici. Kaleminize sağlık

Cemile Yüksel (doğrulanmamış) Ct, 17 Mayıs 2025 - 14:59

Toplumun acıtıcı yarası KUMA,, cehalet ,ilkellik ,hayvansi dürtüler ,Erkege verilen sacma üstünlük kavramının sonucu olan rezalet,,ve bu tore numarasi adı altında adi cinsellik sapıkça bir olay,,bu rezil duruma katlanma sanssizligina uğrayan bicare kadinlarimiza Allah sabir ve guc versin,, acıtıcı bu durumdan kurtulmalarini dilerim,, sevgil yazarimizi tekrar kutluyorum,,bu yaraya parmak bastigi icin,,

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.