Kadın Olarak Yazmak, Görünmez Bir İzin Belgesine mi İhtiyaç Duyar?

Edebiyat

Kadın Olarak Yazmak, Görünmez Bir İzin Belgesine mi İhtiyaç Duyar?

Ayşe Baki

Kadın olarak yazmak… Görünmez bir izin belgesine mi ihtiyaç duyar?

Kadın olarak yazmak neden kolay değil?

Çünkü kadın olarak yazmaya oturmadan önce tüm çekmeceleri düzeltmek gerekir. Kafadaki tüm sesleri susturmak gerekir. Annenin babanın istediği gibi biri olmak, çevreye aykırı olmamak, çocukları doyurmak, son ödevlerini sormak, adamı yatırmak…

Ne kaldı geriye? Bulaşık makinesine bulaşıkları doldurup ortada hiçbir döküntü olmadığından emin olmak.

Bir de yeni bir bulaşık makinesi icat etmişler; üste üçüncü bir raf koyup bütün kaşık çatalları oraya tek tek dizmekten başka çare bırakmamışlar. Daha ilk gün o rafı yok sayıp, makinenin içi için kaşıkları koyabileceğim bir sele satın aldım.

Hangi kafa, kadınların tüm kaşıkları tek tek dizmek isteyeceğini düşündü ki? Bunu bir kadın icat etmiş olamaz. Tıpkı kadınların iç giysilerine demir koymayı düşünen gibi… Bunu asla denememiş, kullanmayacak birileri icat etmiş olmalı.

Elbette baş kaldırabiliriz. Belki bize dayatılana itiraz etmeye bulaşık makinesinin o üst rafından başlayabiliriz. Belki iç çamaşırının demirini çıkarmaktan başlayabiliriz. Ya da size ne batıyorsa onu çıkarmaktan…

Bir şeylere “dur” demeden, “ben bu değilim” demeden yazmaya bile oturamayız.

Hepsi bir kenara, kendine yazmak için o özel zamanı ayırmak hiç kolay değil.

Sadece zaman da değil… Bir de yargılanma çekinceleri.

Üstelik tarih boyunca kadınların dünyanın her yerinde yazmak için aşması gereken bir engel olmuş. Erkek kılığına girip yazan da olmuş, erkek ismi kullanıp yazan da…

Tarih boyunca birçok erkek yazarın yaptığı gibi odaya kapanıp dışarıyla tüm bağları kopararak yazmak, bir kadın yazar için neredeyse imkânsıza yakın.

Kadının üstünde herkesin bir söz hakkı varken, hadi bunları aştı diyelim… Bir de zihninin mahalle baskısını aşması gerekecek.

Keşke hayal ettiğimiz o destekleri görebilsek… Maalesef kimse hayal ettiği kadar desteklenmeyecek. Çünkü önce kadın olması, kız çocuğu olmalı, anne olması, eş olması beklenecek.

Belki artan zaman kalırsa hayallerine yer verirsin; “Sana yazma mı diyoruz?” denilecek.

Ama işin gerçeği şu ki:

O beklediğimiz desteği dışarıdan asla tam olarak göremeyeceğiz. Beklediğimiz destek yine kendimizden gelecek; ertelenmiş hayallerimizden, kırık kalbimizden, belki en derinimizden gelecek.

Yine kendi elimizden gelecek o destek. Diğer elimizi sıkıca tutup “Ben buradayım, yanındayım” diyecek.

Kaşıkları tek tek dizmek zaman kaybı geliyorsa dizmeyin. Kıyafetinizdeki demir batıyorsa kesip çıkarın, ama bir yerden başlayın.

Sadece yazmakta zorlanan ya da zaman bulamayan kadınlara değil, hayallerini ertelemek zorunda kalan tüm kadınlara söylemek isterim ki:

Yalnız mı kaldınız? Bir elinizle diğer elinizi sıkıca tutun ve “Ben buradayım” deyin.

Sizin sizden başka kimseye ihtiyacınız yok.

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.