Okuma Kültürü ve Çalışılmış İyi Bir Örnek

Eğitim


Okuma Kültürü ve Çalışılmış İyi Bir Örnek


Yücel Feyzioğlu

zorbatv


1990 yılları bütün dünyada dönüm noktası oldu. Bilgisayar hızla devreye girdi. Bilgisayar oyunları hızla yayıldı. Cep telefonları gündeme geldi. İnternet birdenbire sınırları kaldırdı. Öğretmenler, anne ve babalar bu gelişmeye ayak uyduramadılar. Teknolojinin sunduğu imkânları en hızlı öğrenen ve izleyen çocuklar oldu. Bunu fark eden çıkar çevreleri çocukların ilgilerini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye başladılar. Kitaplar bir tarafa bırakıldı. 2000 yılı başlarında Avrupa'da kitap tirajları düştü. Almanya'da da okur sayısı %14 azaldı. Dilde bir daralma, hayal dünyasında bir sınırlanma gözlendi. Bu gelişme Almanya'da bomba gibi patladı.İnsanlar paniğe kapıldı: "Hayal dünyası sınırlanmış bu çocuklarla Almanya geleceğini nasıl kurabilir? Geliştirdiğimiz bu bilimi, bu teknolojiyi geleceğe nasıl taşıyabiliriz?" diyorlardı.

zorbatv


Somut ve büyük bir eylemin ateşi yakıldı. Evlerde, okullarda, partilerde, kiliselerde, sendikalarda, bakanlıklarda, parlamentoda, bütün sivil toplum kuruluşlarında, banka girişlerinde, her yerde toplantılar, medyada açık oturumlar yapıldı... (Camilerde de aynı etkinliği yapmak istediler, ama başarılı olunmadı.) Birkaç yıl süren tartışma ortamı sağlandı... "Çocukları kitaba yeniden nasıl kazanabiliriz?" dedi herkes. Sivil/resmi bütün kurumlar olanaklarını seferber ettiler.
Mecliste danışma toplantıları düzenlendi. Yazarlar parlamentoya davet edildi, parlamento başkanı Schmidt milletvekillerini bölgelerine gönderip iki gün yazarlarla yaptığı toplantıda özetle: "...Biz politikacılar, siz yazarlarla kaynaşmak istiyoruz," diyerek asıl konuya girdi:,,...yapılan araştırmaya göre halkımızın % 51'i kitap satın alıyor % 18'i ise il halk kitaplıklarından ödünç kitap alıyor. Ama okur sayısında %14 azalma var, bu bir felakettir," dedi.

zorbatv


İki gün boyunca 200'den fazla ünlü çocuk yazarlarının görüşünü aldı, çalışma grupları kuruldu, ben de o gruplardan birinin içinde yer alıp önerilerde bulundum. Grupların vardığı sonuçlar parlamento tarafından karar, genelge ve yasa haline getirilerek ülke çapında uygulamaya konuldu. Özellikle çocukları zihinsel olarak geliştiren tiyatro, resim, müzik, edebiyat ve sanat dersleri artırıldı. 
Böyle bir toplantının yapılması için bizim meclis başkanına dilekçe verdim, cevap alamadım. 2015, Antalya’daki Eğitim Şurasına davet edildim, orada bir ekip inatla resim, müzik gibi sanat derslerinin kaldırılmasını, yerine Kur’an dersinin konulmasını istedi. Resim ve müzik dersleri kâğıt üstünde kaldırılmadı, ama birçok okulda gereksiz ders gibi işlev gördü. 
Almanya’da ise yazarlar şimdi toplantıdan toplantıya koşuyor. Okullara tiyatrolar geliyor, sergiler açılıyor. Aşağı Saksonya Eyaleti on beş ülkeden masal yazarı davet etmişti. Üç gün boyunca okullarda, okumalar, toplantılar, söyleşiler, imza günleri düzenlendi... Genç ve etkili eğitim ve kültür bakanı Prof. Olbertz şöyle diyordu:
"Yeni teknolojik gelişme ile çocuklar kitaptan uzaklaştı. Okumayan, okuduğunu anlayamayan, rakamların dilini çözemeyen bir insan çağımızla nasıl iletişim kurabilir? Onun mutlu ve başarılı yaşama şansı olabilir mi?.. Çocuklarda, öğretmenlerde ve velilerde okumaya karşı ilgiyi uyandırmak istiyoruz. Onların kilitlenen fantastik dünyalarının önünü açıp özgür bırakmak istiyoruz. Veli ve öğretmen kitap okumazsa, çocuğa örnek olmazsa, çocuk okur mu? Sizlere ihtiyacımız var. Elden bırakılmayacak kitaplar yazmanızı bekliyoruz..." 

zorbatv

Okumayı teşvik etmek için mecliste alınan kararlar 
0-3, 4-6, 7-9, 10-12, 13-15 ve üstü yaş grubu çocuklar ve gençler için ders kitapları dahil bütün kitaplar daha ilginç hale getirilme kararı alındı, profesyonel yazarlarla çalışılarak seviyeye göre dersler oyun-masal-hikaye ve anekdotlarla zenginleştirildi.

1)    Okullara daha fazla sayıda yazarın davet edilmesi kararı alındı, bunun için bütçeler artırıldı.

2)    Toplumda tanınmış bilim insanları, sporcular, yazarlar, başta cumhurbaşkanı ve her partiden politikacılar, sanatçılar, alanında fark yaratmış zanaatçılar, mucitler okullara davet edilerek, çocukken etkilendikleri bir kitabı öğrencilere okudular, başarılı olmalarını okumalarına bağladılar, okumanın yararını tartıştılar.

3)    Ülke çapında gönüllü velilerden ve emekli insanlardan çocuklara kitap okuma etkinlikleri düzenleyen gruplar oluşturuldu.

4)    Bütün sivil toplum örgütlerinde ve kiliselerde kitap okuma, tartışma etkinlikleri düzenlendi. 

5)    Belediyeler okuma etkinlikleri düzenledi.

6)    Aileler akşam yemeğinden sonra yarım saat çocuklarıyla kitap okuyup tartıştılar,

7)    Çocuk doktorları reçetelere ilacın yanı sıra bir de kitap yazdılar.

8)    Bankalar ve işletmeler kârlarının bir bölümünü bu işe ayırdı.

9)    Büyük sınıftaki öğrenciler küçük sınıflara kitap okudular...ve daha birçok okuma aksiyonu sonucunda yitirilen okur sayısı on yılda fazlasıyla kazanıldı. Herkes geniş bir soluk aldılar. 
Çocuklara cep telefonu almak kimsenin aklının ucundan bile geçmiyor. Yüzlerce yazar profesyonel olarak çalışıyor, ekmek gibi kitap tüketiliyor. Makine ve ilaç sanayisinden sonra Kitap sanayisi ön sıralarda yer alıyor, bizim için bir rüya değil mi? Türkiyemde de bu rüyanın gerçek olmasını istiyorum ve diliyorum. 
Ekonomik alanda dönemsel başarılar yaratılsa da geçicidir, dünyayla yarışmanın başarılması için okuma kültürünü yaygınlaştırılmasından başka olanak yoktur. Okuyan kişi yaratıcı, üretici ve örgütleyici olabilir ancak. Sözümü burada Halife Harun Reşid’in sözleriyle bağlamak istiyorum. Harun Reşid’in eşi Zübeyde hanım takıp takıştırmayı çok seviyordu. Hatta ayak bileklerine takılan mücevher halhallar onun icadıydı. Bir gün bir davete kuyumcu dükkânı gibi geldi, her yanı altın ve elmas ile süslüydü, bu metallerin ağırlığı altında düştü. Halife buna çok sinirlendi. “Eyyy Zübeyde, Zübeyde!” dedi, “Gelecekte Müslümanlar Allah’ın verdiği o ilk “oku” âyetini unutacak, senin bu takılarının esiri olacak!”
Bu söze katacak başka ne olabilir?

zorbatv


 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.