Mısır - Kahire’den Luxor’a

Kültür

Mısır - Kahire’den Luxor’a

Murat Özsoy

.

HAN EL-HALİLİ ÇARŞISINDA “YA MUSTAFA...” ŞARKISI

Kahire’nin Halili Çarşısı’nda, Türk olduğumuzu anlayan esnaf hemen bize, “Hasan Şaş, yavaş yavaş...” diye sesleniyor. Biz de onlara “Mustafa, ya Mustafaaa...” şarkısı ile karşılık veriyoruz. Esnafın karşı hamlesi ise bu şarkıya tempo tutmak şeklinde gelişiyor. Mısır’da hayli eğlenceli vakit geçiriyoruz doğrusu..

Gün batımından sonra Kahireliler Nil meltemini hissetmek üzere sokağa çıkmaktan hoşlanıyorlar. Biz de akşam saatlerinde Han el-Halili çarşısında dolaşıyoruz. 1382’lere tarihlenen çarşı bölgenin en büyüklerinden biri. Asırlar önce ticaret kervanlarının mallarıyla, hayvanlarıyla gecelediği çok sayıda hanın çevresinde gelişmiş bir çarşı bu.

1382’de Memluk Sultanı Berkuk'un emiri Carkas el-Halili tarafından eski Fatımi Mezarlığı üzerine inşa ettirilmiş. Osmanlı döneminde Türk Çarşısı olarak da bilinirmiş.

Meydanda tarihi El-Hüseyin ve El-Ezher Camileri yer almakta. Kahire'nin en önemli turistik merkezlerinden birinde olduğumuzdan en ufak bir şüphemiz yok.

Mısırlı yazar Necib Mahfuz'a 1988’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran Midak Sokağı romanı Han el-Halili çarşısında geçiyor.

Kahire Arap film ve tiyatrosunun merkezi. Sinemalarda çoğunluğu, erkek seyirciler oluşturuyor. Seyirci film sırasında yemek yiyor, çay içiyor. Esas oğlan ya da esas kıza kâh tezahüratlar yapıyor, kâh lanetler yağdırabiliyor.

13.yüzyılda kurulan Türk Sufi tarikatının Mısırlı üyeleri kentte Mevlevi gösterileri düzenliyorlar. Talep yoğun, erken gidilmesinde yarar var.

02.30’da uyanıyoruz. Bagajımızı toplayıp havaalanına yöneliyoruz. 05.30’da Mısır Havayolları bizi Luxor’a uçuruyor. Kente alçalırken, Nil’in her iki yakasının da yemyeşil olduğunu fark ediyoruz. Çöl demeye bin şahit ister, diye geçiriyoruz içimizden.

Havaalanından ayrılıyor ve Luxor’daki kurvaziyer gemiye yerleşiyoruz. Luxor-Asvan arasında Nil turu yapan yaklaşık 300 kadar gemiden biri bu.

.

LUXOR - DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ

Ve işte Mısır mimarisinin başyapıtlarını barındıran Luxor’dayız. Kent Yeni Krallık’a MÖ 1567-1085 arasında beş asır boyunca başkentlik yapmış. Çok daha uzun bir süre ise ülkenin ruhani merkezi olma özelliğini sürdürmüş.

Luxor’un doğu yakasında Karnak Mabedi, Luxor Mabedi ve Luxor Müzesi yer alıyor. Batı yakasında ise Krallar Vadisi, Hatçepsut Mabedi yanı sıra 400’ü aşkın soylu mezarı bulunuyor.

Yeni Krallık’ın başlangıcı MÖ 1500’lerden itibaren, Amon-Ra’ya en önemli devlet tanrısı olarak tapınılır. Bu dönemde Mısır orduları Afrika ve Asya’da zaferler kazanır, fetihlerden imparatorluk başkenti Teb’e zenginlikler akar. Bu zenginliğin bir kısmı tapınak yapımına harcanır. Tapınakların en muhteşemleri Karnak’taki Amon mabedi ile Luxor’daki mabettir. Doğu yakasındaki bu tapınaklar yanı sıra, kendi mezar mabetlerini de firavunlar Luxor’un batı yakasına inşa ederler.

Batıdaki Krallar Vadisi ve Kraliçeler Vadisi’nde yer alan kraliyet mezarları inanılmaz zenginlikteki hazinelere ev sahipliği yapmış. Ancak bunlar arasında mezar soyguncularının yağmasından kurtulup günümüze ulaşabilen sadece Tutankamon’un hazineleri olmuş.

1700’lü yıllarda köylüler, yağmalanmış mezarları ev olarak kullanmışlar. Altın bulma hırsı hem yerlileri hem de yabancıları mezar başlarına toplamış. Mezar bulan köylülerin bunları satma öyküleri dilden dile dolaşır olmuş.

LUXOR MABEDİ

Verdi’nin Aida operası 1987’de Luxor Mabedi’nde oynanmış. Operanın teması köle olarak Mısır’a getirilmiş Etiyopyalı prenses Aida ile Mısırlı komutan arasındaki trajik aşk… Karnak Tapınağı’ndan farklı olarak Luxor Mabedi sadece iki kral tarafından inşa edilmiş. Unesco Dünya Mirası Listesi’ndeki bu muazzam mabedi 18.Hanedan’dan 3.Amenophis ve 19.Hanedan’dan 2.Ramses yaptırmış.

Luxor Mabedi “Güney Kutsal Alanı” olarak anılıyor. Burada tanrıça Mut ve oğlu Khonsu’nun yaşadığına inanılırmış. En büyük tanrı Amon ise Karnak mabedinde ikamet edermiş. Her iki tapınak üç kilometrelik sfenksli bir yolla birleştirilmiş. Her yıl Opet Bereket Festivali sırasında, Amon’un heykeli Karnak’tan törenlerle alınıp karısı Mut ile birleşmesi için, kutsal teknelerle omuzda taşınarak götürülürmüş Luxor tapınağına.

Bakar mısınız, tanrı ile tanrıçanın birleşmesi için ahali cansiperane nasıl da uğraşıyor. Evet, bu birleşmenin ardından Amon heykeli gerisin geri Karnak’a taşınıyor. Bu mutlu beraberlik öncesi, Amon’a bir mesir macunu, bir afrodizyak sunuluyor muydu acaba, diye düşünmekten alamıyor insan kendini.

Mısırlı rahiplerin hayal dünyasına hayran kalmamak elde değil doğrusu. Hayallerinde bir tanrı, bir de tanrıça yaratmışlar. Bunlara güzel isimler, sıfatlar yakıştırmışlar. Her iki tanrıyı sembolize eden heykeller yapmışlar. Bu da yetmemiş, muhtemelen “dünyada mekân, ahrette iman” düşüncesinden hareketle, tanrıların heykelleri evsiz kalmasın diye binlerce insanı işe koşup tanrı heykelleri için mabetler inşa etmişler. Tanrı ve tanrıçanın aşklarını doyasıya yaşayabilmeleri içinse hiç bir fedakârlıktan kaçınmayarak tanrı heykelini tanrıçanın mabedine taşımışlar...  

Luxor tapınağı fevkalade başarılı biçimde korunmuş. Nasıl mı? Sırrı kumlarda saklı. Kızgın kumlar bu mabedi sarıp sarmalayıp her türlü melanetten korumuş.

1885’te kazıların başlamasıyla çevredeki evler yavaş yavaş boşaltılmış. Ancak halk Luxor’un koruyucusu Abu el-Haggag’ın mezarının ve caminin başka yere taşınmasına karşı çıkmış. Sonuçta, cami ve mezar yerli yerinde kalmış.

Köpek başlı maymun heykelleriyle desteklenen dikilitaşın eşi ise 1830’da Fransa’ya armağan olarak verilmiş, Paris’in ünlü Concorde Meydanı’na itinayla yerleştirilmiş. Bu muazzam armağana karşılık 1840’larda Fransa’dan bir meydan saati hediye gelmiş. Ancak geldiği günden beri pek az bir zaman çalışabilmiş bu saat… Sürekli arıza arıza…

.

KARNAK - TAPINAKLARIN TAPINAĞI

Tüm Tapınakların Tapınağı olarak anılan Karnak Tapınağı’nı ziyaret ediyoruz. Karnak adının İran’ın Havarnak kentinden geldiğini öğreniyoruz. Havarnak yüksek anıtlarıyla ünlüymüş. Araplar İran’ı ele geçirmeleri ardından Mısır’a geliyorlar. Tıpkı Havarnak’ta olduğu gibi burada da yüksek yapılarla karşılaşınca bölgeyi Havarnak’a benzetiyorlar. Zaman içerisinde benzeye benzeye Havarnak oluyor Karnak.

El-Karnak küçük bir köyün ismi aslında. Luksor'un 2,5 km kuzeyinde bulunan köyü hem bilim hem de turizm açısından önemli kılan, ünlü tapınaklar kentine ev sahipliği yapması. Luxor mabedi gibi Karnak da kumların altında gizlenmiş. Hem de bin yılı aşkın bir zaman...

Karnak sürekli büyümüş, etrafına yayılmış bir tapınak. Her firavun, kendinden önceki firavunun yaptığı eklemelerden daha fazlasını yapmak arzusuyla yanıp tutuştuğundan Karnak'ın yapımı asırlarca devam etmiş. Karnak sadece Mısır’ın değil, tüm antik dünyanın en muhteşem mabedi haline gelmiş.

Karnak Mabedi hem Mısır tarihi hem de mitolojisi hakkında çok önemli bilgiler içeriyor. Karnak'ta pek çok adak taşı, heykel ve sfenks bulunmuş. Bu mabedin süsleme sanatı kabartmadan çok kazıma tarzında.

Hipostil salondaki 134 sütun son derece etkileyici. Dünyadaki en büyük antik dini mekân olan Karnak tapınak kompleksi hiç şüphesiz dev bir açık hava müzesi. Gize Piramitleri’nin ardından Mısır'ın en çok ziyaret edilen antik mekânı.

Sadece dini başkent olmakla kalmamış, aynı zamanda da antik dünyanın en ünlü entelektüel merkezlerinden biri unvanına sahipmiş Karnak. Mabedin ne kadar derinlerine giderseniz, anıtlar da o derece eski dönemlere karşılık geliyor.

Tanrıların emrine sunulmuş 400 bin metrekarelik bu alan, on büyük Avrupa katedralini içinde barındırabilecek dev bir mekân. 19.Hanedan döneminde mabette işçi, hizmetkâr, rahip ve muhafız olarak çalışanların sayısı ne olabilir dersiniz? Garip ama gerçek: 80 bin kişi...

 

Yorum

Mustafa Yılmaz (doğrulanmamış) Pa, 21 Aralık 2025 - 12:20

Rehber Murat Özsoy ile bahsedilen yerleri ben gezdim gördüm. Karnak tapınağı ve kurallar vadisindeki mezarlar çok ilginçti. Mezara ulaşmak için uzun bir yol yürüyorsun dağa oyulan yoldan. Yolun her iki yanı hiyeroglif ile kuralı anlatıyor. Çok etkileyici bir olaydı

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.