Toplumun Geleneksel Değerleri ve Dijital Çağ ile Olan Sınavı: Dönüşüm, Gerilim ve Uyum Süreci

Felsefe

 

Toplumun Geleneksel Değerleri ve Dijital Çağ ile Olan Sınavı:

Dönüşüm, Gerilim ve Uyum Süreci

 

Asuman Kaplan

 

 

Geleneksel ve toplumsal değerler ile dijital çağın getirdiği dönüşüm arasındaki ilişkide;

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte iletişim, kültür ve kimlik yapıları önemli değişimlere uğramıştır.Bu durum geleneksel değerler ile yeni yaşam biçimleri arasında bir gerilim alanı oluşturmuştur. Ancak bu süreç yalnızca bir çatışma değil, aynı zamanda bir yeniden üretim ve uyum süreci olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışmada, dijitalleşmenin toplumsal yapı üzerindeki etkilerinin ele alındığı eleştirel bir perspektifle analiziyapılarak,konu incelenmiştir.

21. yüzyıl, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla geliştiği bir dönem olarak, toplumsal yapıları köklü biçimde dönüştürmektedir. Özellikle internet ve sosyal medya, bireylerin dünyayla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlamıştır. Bu dönüşüm sürecinde en çok tartışılan konulardan biri, geleneksel değerlerin dijital çağ karşısındaki konumu olmuştur.Geleneksel toplumlar, kültürel sürekliliği sağlayan norm ve değerler üzerine kuruludur. Ancak dijital çağ, bu yapıyı esnetmekte, hatta bazı durumlarda çözülmesine yol açmaktadır.

Geleneksel değerlerin toplumsal etkilerine işlevsel açıdan bakıldığında, oldukça etkindir. Geleneksel değerler; aile, din, ahlak, örf ve adetler gibi unsurları kapsar. Bu değerler:Toplumsal düzeni sağlar, bireylere kimlik kazandırır ve sosyal dayanışmayı güçlendirir.

 

Sosyolog Emile Durkheim’a göre toplum, ortak değerler ve normlar sayesinde bir arada tutulur. Bu bağlamda geleneksel değerler, “kolektif bilinç” in temelini oluşturur.Benzer şekilde Max Weber, geleneksel toplumlarda davranışların büyük ölçüde alışkanlıklara ve kültürel kalıplara dayandığını belirtir.

 

Dijital çağın özelliklerine ve toplumsal etkilerine bakacak olursak;Dijital çağın belirleyici özelliklerini,Hız ve anlık iletişim, mekânsızlık(coğrafi sınırların önemsizleşmesi), bilgiye kolay erişim ve küreselleşme olarak sıralayabiliriz.

Manuel Castells, bu süreci “ağ toplumu” kavramı ile açıklar. Castells’e göre modern toplumlar artık fiziksel mekanlardan çok dijital ağlar üzerinden şekillenmektedir.Bu dönüşümün toplumsal etkileri ise;Aile yapısının dönüşmesi, bireyselliğin artması, otorite yapılarının zayıflaması ve kültürel etkileşimin hızlanmasıdır.

 

Dijital çağ ile geleneksel değerler arasındaki ilişki çoğu zaman bir gerilim alanı olarak ortaya çıkar. Bu gerilimin temel nedenleri:İletişim biçimlerinin değişmesi, yüz yüze iletişim yerini dijital iletişime bırakmasıyla toplumsal bağların niteliğini değiştirmesidir.Kültürel Homojenleşmeile küresel dijital içeriklerin, yerel kültürlerin özgünlüğünü tehdit edebilir hale gelmektedir. Bu duruma ek olarak; Otorite ve bilgi krizi ile geleneksel bilgi kaynaklarının yerini dijital platformlar almakta; bu durum bilgi kirliliğini artırmaktadır.

 

Zygmunt Bauman bu durumu “akışkan modernlik” kavramı ile açıklar. Bauman’a göre modern toplumda değerler artık sabit değil, sürekli değişen ve belirsiz yapılardır.

Dönüşüm ve uyum süreci bakımında konu ele alındığında; Her ne kadar bir gerilim söz konusu olsada, dijitalleşme geleneksel değerleri tamamen ortadan kaldırmamakta,aksine,gelenekler dijital ortama taşınmakta, kültürel miras dijital arşivlerle korunmaktave aile bağları farklı iletişim araçlarıyla sürdürülmektedir.

 

Bu durum, Anthony Giddens’ın “modernitenin yeniden yapılandırılması” yaklaşımı ile açıklanabilir. Giddens’ın göre modern toplumlar gelenekleri yok etmez, onları yeniden üretir.

 

Eleştirel bir bakış açısıyla, dijital çağın etkileri ne tamamen olumlu ne de tamamen olumsuzdur. Bu nedenle mesele, teknolojiyi reddetmek değil; onu bilinçli kullanmaktır.Geleneklerin korunması statik bir muhafazakarlık anlamına gelmemeli, dijitalleşme kontrolsüz bir dönüşüm olarak bırakılmamalıdır.Buradaönemli olan, dengeyi kurabilmektir.

 

Sonuç olarak;

Toplumun geleneksel değerleri ile dijital çağ arasındaki ilişki, bir çatışmadan ziyade bir dönüşüm sürecidir.

 

Sağlıklı bir toplumsal yapı için:Geleneksel değerler anlamını koruyarak güncellenmeli, dijital araçlar bilinçli kullanılmalı ve de eğitim sistemi dijital okuryazarlığı güçlendirmelidir. Bu sınavı kazanantoplumlar hem köklerine bağlı hem de geleceğe açık toplumlar olacaktır.

 

 

Kaynakça:

 -Bauman, Z. (2000). Liquid Modernity. PolityPress.

-Castells, M. (2010). The Rise of the Network Society. Wiley-Blackwell.

-Durkheim, E. (1997). The Division of Labor in Society. FreePress.

-Giddens, A. (1991). Modernity and Self-Identity. Stanford UniversityPress.

-Weber, M. (1978). Economy and Society. University of California Press.

-Turkle, S. (2011). AloneTogether. Basic Books.

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.