Belleğin Gücü, Fotoğrafın Görkemiyle Sanatta 50 Yıl:  Recep Peker Tanıtkan 

Görsel Sanatlar

Belleğin Gücü, Fotoğrafın Görkemiyle Sanatta 50 Yıl: 
Recep Peker Tanıtkan 

Ümit Yaşar Gözüm*  

zorbatv.dergi

Fotoğrafın Sanata Dönüştüğü  Bir Masal Anlat Bana! 

Üniversite eğitimi için geldiği Ankara’da  başlayan gazetecilik serüveni ve foto muhabirliğini emekliliğine kadar aksatmadan sürdüren bir ustadır Recep Peker Tanıtkan. Gazeteciliğin-muhabirliğin doğası gereği hep tetikte olma durumu, naif kişiliğiyle uyuşmasa da başarılı bir gazeteci ve dergici olarak tamamladı kurumsal hizmeti.zorbatv.dergi

Mutlaka gazetecilikte ve fotoğrafçılıkta da her meslekte olduğu gibi, dostluklar vardır. Ama fotoğraf çekerken tek ve biricik dostun bütünleştiğin makinendir. Özellikle de foto muhabirliğinde herkes yırtıcı bir kaplan gibi atılgan olmalıdır. Ekmek bu  ataklığın ulaştığı ufukta, anı yakalamada ve elinin altındaki deklanşördedir. 

Oysa doğa fotoğrafçılığında bunun tersi söz konusudur. Doğa fotoğrafçılığı önce kişiyi, sonra izleyiciyi rahatlatan, sanatçıyı usta eğitmene çeviren bir özveri işidir. Doğa fotoğrafçılığında tek gerçeklik doğadır: O anlarda her şey susar, yalnızca sanatçının belleği ve  teknik konuşur. Tanıtkan’ın öğrencilik yıllarında başlayıp, uzun ve başarılı meslek yolculuğunda, doğa fotoğrafçılığına yoğunlaşmasının özünde yatan naif kişilini besleyen bu yanıdır.

Foto muhabiri için, yaşam her şartta devam eder ilkesi geçerlidir. Dönüp geriye bakma şansı yok gibidir. Tanıtkan’ın, foto muhabirliğinden sanat fotoğrafçılığına geçişi keskin sınırlar içerisinde olmamıştır. O rengarenk olan ne varsa fotoğraflamaya çalışan, (siyasetçi portrelerinden, Anadolu insan portrelerine, savaş muhabirliğinden, doğa fotoğrafçılığına geniş bir alanda) fotoğrafı sanata dönüştürüp, ulusal ve uluslar arası bin’i aşkın ödülle taçlandıran bir sanatçıdır. 

Doğa sevgisinin kaynağı bitmek tükenmek bilmeyen insan sevgisidir. Dostuna dost, düşmanına yaman olduğu kadar, saman alevi kızgınlıklarıdır Tanıtkan’ı sevimli kılan.

Dile kolay, soğuş savaş döneminin irite edici yüzünden, bir çok coğrafyaya ait doğa harikalarıyla yoğrulan yarım asır; sanatta 50.Yılı yaşamanın mutluluğuyla üretme hazzını birlikte yaşama. 

Her başarılı erkeğin görünen yüzü, ortak aklını perçinleyen bir kadının varlığını, eşi Gülseren Tanıtkan’ı tanıyınca daha iyi anlarsınız. Hareketli yaşamın arkada biriken başarısı aile; Tanıtkanlar bunu, Zeynep ve Ali ile tamamlamışlar. 

Recep Peker Tanıtkan, fotoğrafa dair yetkin bilgi, teknoloji-alet ve zengin bir port-folyoya sahip usta sanatçıdır. Onun, hem fotoğraf belgeselciliğine hem de fotoğrafı sanata dönüştüren  düş gezgini ustalığına bakmak, dijitalin kıskacındaki gelecek kuşaklar için yol gösterici olacaktır.
Belleğin Gücü, Fotoğrafın Görkemli Yüzü! 

Bir çok tanımın içerisine değişen teknolojileri de dikkate alarak yeni bir tanım denemesi yaparsak ‘Bir yanıyla zanaat, diğer yanıyla sanat olan fotoğraf; ışıkla görüntü oluşturma işidir’ diyebiliriz. 

Her sanat özünde biraz zanaattır. Zanaatı sanata dönüştüren şey, ustanın toplumsal ve evrensel değere kattığı özgür ve özgün estetik değerdir. Zanaat-zanaatkar tanımından arınıp sanat ve sanatçı kavramına dönüşür. 

Fotoğrafın insanlığın yaşamına girmiş en iyi kopyalama aracıdır. İşlevsel yanıyla zanaatı, sanatçının kendisini ifade biçimi olarak yaptığı estetik katkıyla da görsel sanatı temsil eder.

Tüm bu yaşanmışlıkları geleceğe taşıyan ve geçmişi görseller üzerinden okutan fotoğraf sanatına izdüşüyoruz. Öyle ki, artık ikinci elden kiralık bir dünya da kimsenin yaşamak istemediğine bir yolculuk masalı anlatacağım. 

Recep Peker Tanıtkan’ın sanat anlayışı,  ‘fotoğrafı gerçekliğinden, içeriğinden kopararak  sahte bir gerçeklik algısı yaratma çabasından arındırmaktır. O daha çok dekoratif algıdan uzaklaşmanın mücadelesindedir.’ Fotoğrafın, mekanların tasarım ve renklerine bağlı kalmaksızın varoluşunu ve birer sanat değeri olarak algılanmasını hedefler. Tersi, fotoğrafın güçlü bir reklam öğesi olarak estetize edilerek topluma sunulmasıdır. Ki bu tarz piyasa işleri, fotoğraf sanatının yozlaşmasının önündeki en büyük sürükleyicidir.

Görkemli kültür üzerinde yükselen güçlerin kaynağına indiğimizde coğrafya, mekan ve zaman arasında kurulan sıkı bağları görürüz. Yerleşik yaşam, tarihsel süreç bize geleneksel kültürün önemli argümanlarından birisinin doğa ve insan birikimleri olduğunu söyler. zorbatv.dergi

Tanıtkan’ın fotograf anlayışında mekansal ve zamansal yitikliği kayda geçirmek veya  geçmişin insan ve insan üstü güçlerce parçalanmış özgün bütünlüğünü takip etmek istediğimizde ‘görsel hafıza’ öncelik kazanır.

Yerleşik yaşam, tarihsel süreç bize evrensel kültürün önemli başvuru kaynaklarından birisinin görsel birikimler olduğunu söyler. 

Kimi zaman sanat olmadığı,  kimi zaman ışığa hükmetme sanatı olduğu söylenen fotoğraf, bir yanıyla var olanı kopyalama, diğer yanıyla nesnenin ruhunu öznel çekimle yakalama sanatıdır. 

Yanılsamaya meydan vermeyen yitik zamanların gerçeklikleridir savaşlara açılan o mekanlar. Mevsimler değişirken, yağmur bulutları üstünde gezinirken Tanıtkan’ın, kelebeğin kanadındaki renk kuşağını yakamanın peşinde koşmaktan yorulmayan bir düş avcısı olduğunu görüyoruz.

Yaşanmışlıkların kitleler tarafından çok da umursanmayan bir başka yanı yıkılmış ve boyaları dökülmüş duvarlar arasında sonlanan ömürler. Kaybolan nesneler, okunmayan yazılar, yanan yıkılan çatılar vb. Aslında bir kültürün geçmişle hesaplaşmasıdır ki, bütün bunlar insanlığın ortak belleğinin izlerinin silinmesi, yok olması demektir Tanıtkan için.

Fotoğrafçı yitik mirasın ardındaki öykünün peşinde koşarken, aslında sanatın toplumsal rolünü de üstlenmiş olur. Bir öyküyü görselleştirmeye çalışmak, aynı zamanda sanatın kurgusal gerçekliği ilkesini de gerçekleştirmek demektir. Tanıtkan’ın doğa fotoğrafları bu yanıyla incelemeye değerdir. 

Fotoğraf sanatçısı yitik mekanlar ve iç çekmek zorunda kaldığımız zamanlara kapı aralama ve bilinç oluşturma adına büyük roller üstlenir. Tıpkı yitik sevdalar, hüzün veren hafızalar, kişilikler gibi.  Bunların yok olma hızı, doğadaki canlı türlerinin yok olma, nesli tükenme girdabı ile at başı gitmekte günümüz dünyasında. 

Analog fotoğrafta doğanın fotoğraflandığı o anın ötesinde kalıcı izler taşıyan geçmiş zaman gerçekliğidir. Sanatçının iç dünyasına yansıyan doğal ve nesnel kesitler eleştirmenlerin yorumlayacağı, geleceğe izdüşümler yapacağı birer görsel belgedir. 

Tanıtkan, analogdan dijitale geçişte yine kendi ilkelerini oluşturmanın, tavrını koymanın peşindedir. Günümüz akıllı telefonlarının yüksek renk çözünürlüğü veya kullanıcıyı yönlendiren akıl ve zamanlama gücü, onun için bir anlam ifade etmez. Usta fotoğraf sanatçılarının çoğunluğu bu inançtadır. Bu bir direnme, ya da benimsememenin ötesinde bir duruştur.

O gerçekte ruh hali ne olursa olsun ‘deklanşörde kendine bir dünya yaratmasını beceren bir düş cambazıdır.’ 
        
Emek ve Zaman Sarmalında Yoğrulan Değer!zorbatv.dergi

İyi fotoğrafta yer, zaman, mekan, ışık, kadraj ve sanatçının dingin dinamizmi önemlidir. Kadraj, olayı doğru görebilme becerisidir. Bazı nesneler yakınlaşmayı, bazıları uzaklaşmayı gerektirir. Tam bu noktada, Tanıtkan’ın uzaktakini yakınlaştıran hissetme yetisi girer devreye. 

Yüreğinde denizler kıpırdarken, o ruhunu özgür kılacak düşlerinin peşinde koşmaktan yorulmayan süvari gibi koşar doğada. Tanıtkan’ın fotoğraf anlayışında renkler  sanatçıdan önde gider.  Bu eğitimle kazanılacak bir beceri değil, deneyimle geliştirilecek bir yetidir. Bundan dolayıdır ki, sanat eğitiminin motive edici olması, kişinin kullandığı aletle duygusal bir bağ kurması gerektiğine inanır.  

Akademiya’nın bunu veremediğine inancı  sarsılmaz olduğu için, de fotoğrafçılığı bir usta çırak işi olarak görür. Fotoğrafçılıkta, özellikle sanat fotoğrafçılığında bir usta vardır o da tekniğe hükmeden, başka bir deyimle makinesinin dilini çözen ustadır. 
Bu yetkinliktir ve fotoğrafa bilgisayar ortamında sonradan müdahale yerine, fotoğraf tekniğini ve zamanı, zamandan sağan bir düş gezgini olmayı gerektirir. Tanıtkan ustanın bu yanı, genç yeteneklerin ilke edinmesi gereken yanlarından birisidir. 

Onun fotoğraflarında yüzey ve nesne olmak, büyük şanstır. En olmaz mekanlara, en dramatik görüntülere farklı gözle bakma becerisi kadar, anlık olaylar üzerinde ışık oyunlarıyla yarattığı fotoğraflar sanata dönüşmektedir. zorbatv.dergi

Zaman karşısında insanın biçareliği ve moderniteye koşuşu artık kültürel mirasın görkemli izlerini bulmamızı daha da zorlaştırıyor. Zaman; sevdiğimiz ve arzu duyduğumuz her şeyi algıya dönüştürüyor. Sonrasında ise kişiliğimizle bütünleştirdiğimiz algı, gözümüzde kendi formunu oluşturarak, bizi sonsuz bir düş yolculuğuna çıkarıyor. 

Emek, Tanıtkan’ın yaşamının saygın yanıdır. Fotoğrafta bakan değil, ‘gören göz’ olmak gerekir. Her yüzey üzerinde düşsel görüntüler oluşturabilme becerisi kadar, berrak gerçek görüntülere hakimiyeti de tartışılmayacak bir gören göz olduğunun kanıtıdır.

Hepimiz teknolojinin yarattığı harika makinelerle görüntü oluşturabilme hak ve özgürlüğüne sahibiz. Ancak sanat yapmak ve eser ortaya koyabilmenin fotoğraf çekmek demek olmadığını bilmeyi ve sanatçının hakkı olduğunu söyleyebilecek bilince sahip olmayı da gerektirdiğini kabul etmeli. 

Günümüz fotoğrafçılığı, alandaki teknolojik gelişmelerin yeni olanaklarını kullanarak kendine özgü dilini ortaya çıkarıyor. Ancak değişmeyen gerçek, doğadaki ve yaşamın içindeki nesnelerin kendilerini oldukları gibi göstermeleridir. İşte bu yalın duruşu sanatsal boyuta taşımak, sanatçının becerisiyle ve zamanın ruhuyla doğrudan ilintilidir. 

Kitleler, nesnelerin nasıl göründüklerinden çok, anlık süzüşlerle yararlılıkları üzerinde durur. Sanatçı ise, nesnenin veya varlığın özündeki yansımayı yakalamayı hedefler. Bu tavır kitlelerde merak uyandırma, bilinç oluşturma yoluyla, var olan her şeyin evrendeki yeri ve önemine dikkat çekerler.

Recep Peker Tanıtkan fotoğraflarında, nesnelerin gerçekliğinin bir kareye yansımasının verdiği ahenk kadar, yakaladığı gölgelerin yüzey üzerindeki yansımaları da izleyenin düş gezgini olmasına katkı sağlayan türdendir. 

Sıklıkla bir araya geldiğimizde yaptığımız izdüşümlerden çıkarımım; istediği nesneyi yüzeyden bağımsız olarak düşünebilme yetisi, ışığı görme becerisiyle birleşince fotoğrafa resim görselliği katmasıdır. 

Çektiği fotoğraflardan,bazılarının insanın tükenmeyen güzellik algı ve arayışı içerisinde, baskı teknikleriyle farklı bir anlam bütünlüğüne büründüğü olmuştur. Biliyoruz ki, bazen bir görseldeki renk değişmesi, insanda yeni algılama gücü yaratmakta. Ancak bir zanaatçi gibi, çoğunlukla doğa manzaraları, mimari yapılar, insan portreleri belgeleme bir yanda, sanat fotoğrafçılığı diğer yanda yer alır.

Fotoğraf çekmeyi tutkuya dönüştürenlerin; Mevsimleri izlemek, her mevsimin takvim yapraklarında saklı ayrı renk ve görsellik verdiği dönemleri bilmesi gerekir. Yollara sarkan dallara kırağı düştüğünde, ya da sam yelinin alnını okşadığı baharın yeşil coşkusunu benliğinde hissettiğinde, sarı yazın dinginliği , hazan. hasat ve göç mevsiminin koşuşturmaları zihninde canlandığında, yollara düşme zamanıdır Recep Peker Tanıtkan için.

Herkes yakalayacağı bir kare için bile, kendi düşlerinin peşinden koşmalı, tıpkı 70’lik delikanlı Recep Peker Tanıtkan’ın düşlediklerinin peşinden koştuğu gibi. Zamana karşı bitmeyen bir yarış içerisinde olmalı fotoğrafa gönül verenler.

Yazar kalemini kullanır düşlediği dünyayı anlatırken, ressam fırçasını, fotoğrafçı vizöre yansıyan düş için deklanşörünü. 
Nice sağlıklı yaşlara ve onlu mesleki yıl dönümlerine Recep Peker Tanıtkan usta.

Yorum

Dilek öncü (doğrulanmamış) Ct, 15 Ocak 2022 - 21:31

Zorba dergide yazıyı okuyunca sergiyi gezmek istedim. Sanatçıyı anlamak ve yeniden yaratmak bu olsa gerek. Yazılarınız sanata yol gösteriyor. Kaleminize yüreğinize sağlık.

M. Balkan (doğrulanmamış) Çar, 19 Ocak 2022 - 23:20

Üstat Ümit Yaşar Gözüm sizi okurken ümitlerimiz okumanın önüne geçiyor. Recep dostumu yıllar sonra tanıdım desem yeridir. Teşekkür ederim. Sevgiler

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.