Envanter Aynur Türk /2025
Aşkı toplamaya karar verdiğim gün, kavanozu elime aldığımda cam soğuk değildi. İçinde, henüz bir yere bağlanmamış bir akış vardı. Dağınık değildi; bekliyordu. Kapağı kapattığımda ses çıkmadı. Cam, saklamak için değil, yerleştirmek için yapılmış gibiydi.
Sinekleri toplarken parmak uçlarım uyuştu. Uyuşma geçmedi; yerini buldu. Bir noktada sabitlendi. Bir süre sonra parmaklarım değil, ben o noktaya göre hareket etmeye başladım. Kavanozun iç yüzeyindeki pus silinmedi. Gözümü yaklaştırdıkça cam kalınlaştı. Görüntü geride kaldı; temas öne çıktı.
Yürürken adımlarım öne geçiyor, bedenim arkadan geliyordu. Önce ayaklarım basıyor, sonra ağırlık ekleniyordu. Gölgem, ışığa rağmen yerini şaşırıyordu. Omzumun üstünde her gün aynı saatte beliren koyuluk, sabitti. Aşkın hafiflettiğini düşündüm. Hafiflik, bazı anıların bedende gecikmesine neden olur.
Kelebekleri iğnelerken saymadım. Yerlerini ezberledim. Duvara saplanan her iğne, odada kısa bir titreşim bıraktı. Titreşim kaybolmadı; göğsümde, kemiklerin birleştiği yerde durdu. Elim her seferinde aynı açıyla indi. Açıyı değiştirmedim. Tekrar, dağılmayı engelliyordu.
Mektupları yazdığım masanın yüzeyi geceleri genişliyordu. Ölçmedim; fark ettim. Kağıdı koymadan önce avucumu bastım. Sertti ama geri itmedi. Uzak adreslere yazdım. Zarflar geri döndü. Damgalarda hata yoktu. Yalnızca yön değişmiyordu. Zarfları açarken bazı cümleleri atladım. Atlanan yerler, başka cümlelerin içine sızdı.
Eve gelenler geldiklerinden daha eksik ayrılıyordu. Yüzleri ışıkta dağılıyor, sesleri duvara çarpıp zayıflıyordu. Gittiklerinde odada kalanlar vardı: bir saç teli, kumaşta kalmış soluk bir ısı, havada asılı kalan keskin bir iz. Hepsini çuvala koydum. Çuval doldukça ağırlığı değişmedi. Taşırken bedenimin bazı yerleri daha erken yoruldu. Yorgunluk hep aynı noktada birikti.
Bodrum kapısını açtığımda karanlık zaten içerideydi. Merdivenlerden inerken basamakların eşit olmadığını dizlerim biliyordu. Kavanozları dizdim. Dizilişi gözümle değil, omurgamla hatırladım. Kelebeklerin gölgeleri birbirine değmiyordu. Koku yukarı çıkmadı; bodrumda kaldı. Sergiyi gezerken nefesim kesilmedi. Nefes, benden çıkmıyordu.
Vitrin boş kaldı. Oraya koymak istediğim şey elimden ayrılmadı. Parmaklarımı açtım; açılmadılar. Camın önünde dururken zaman içeride ilerledi. Ben kenarda kaldım. Kenar, düzeni daha net gösterir.
Serginin ortasında durduğumda bedenim birkaç adım gerideydi. Zihnim vitrinin içindeydi. Sorular oluşmadı. Soruların olmadığı yerde sınıflama başlar. Camın iki tarafı da görünüyordu. Işık sönünce fark kaybolmadı; yer değiştirdi.
Vitrinin içiyle dışı yer değiştirmedi.
Aynı anda var oldular.
Toplayan bendim.
Sıralanan bendim.
En son yerleştirilen parça, vitrinin dışında kaldı.
Yeni yorum ekle