Doğan Soydan
Hafif Bir Sancı
İnsanların özgürlüğü olur da kuşların özgürlüğü olmaz mı? Daldan dala konup kalkmaktır kuşlarınözgürlüğü. Bir de uçmak,göğün mavisinde doya doya kanat çırpmaktır kuşların özgürlüğü. Sizyuvasında kanat çırpıp da uçmayan kuş gördünüz mü hiç;birkaç çırpınıştan sonra uçmaktan vazgeçip tekrar tekrar yuvasına konan kuşları?Uçmak isteyip de uçamamak, gitmek isteyip de gidememek…Özellikle de yavrusu, yumurtası yuvada olan kuşlar yapar bunu. Bir kanadında uçma içgüdüsü bir kanadında yuvayı terk etme korkusu. Bir kuşun yuvasında kanat çırpıp da uçmaması, korkunun içgüdüye galebe gelmesinin sonucu olsa gerek.Kolaymı sevdiğin, koruduğun, korumak zorunda olduğun bir şeyden vaz geçmek, bırakıp gitmek!..
Sanıyorum ki kendi ilini, ilçesini, köyünü bırakıp da başka ellere giden herkes bu kuş tedirginliğini yaşamakta. Ozan Mahzuni Şerif’in “Kondum kondum uçamadım” dizesi hep böyle bir devinimi böyle bir tedirginliği canlandırır gözümde.Çırpınıp çırpınıpuçmamak, uçamamak… Gitmek isteyip de gitmemek, gidememek,birşeylerden vazgeçememek…
Tahsin Yücel’in bir yazısında okumuştum: “Anam bazen ‘Gök delinse de bir nefes alsam’ derdi” diyor. Bir bunalım sonucu bir patlama cümlesi bu; “Gök delinse de bir nefes alsam!..”
İnsanın bazen bulunduğu köyde, şehirde bunaldığı, “buradan gitsem de bir nefes alsam!” dediği anlar olur ama gidemez. Tıpkı yuvasında kanat çırpıp da uçmayan, çırpınıp çırpınıp yuvasına konan kuşlar gibi. Gitmekle gitmemek arası ikilemler yaşanır. Niçin? Geride bırakmaya kıyamadığı, vazgeçemediği değerler vardır da ondan. Ailesi, yakınları, doğup büyüdüğü sokaklar, gençliğini tükettiği caddeler, dili, kültürü vb… Kolay mı bunlardanvazgeçmek,bırakıp gitmek?İşte,doğup büyüdüğü yeri bırakıp başka yerlere göç edenlerin sık sık memleketiniziyaret etmesiböyle bir çırpınışın sonucudur; bir şeylerden vazgeçememek.
***
Eskişehir yönünden Ankara’ya doğru hızla gidiyoruz. Yüzlerce araba gelip geçiyor sağımızdan solumuzdan. Bunların hiçbirisi dikkatimizi çekmiyorken ansızın … E… plakalı bir otomobil peyda oldu önümüzde. Benden önce eşim bağırdı, “Aha bizim oralı!..” Baktım, evet bizim ilçeden bir plaka.Bir biz onları, bir onlar bizi sollayıp durduk. Tanımadığımız halde her geçişte onlar bize, biz onlara el salladık, selamlaştık.Şairin, “İlk önce kımıldar hafif bir sancı” dediği gibi içimde ince, hafif bir sancı kımıldadı. Biraz özlem biraz burukluk; en çok da gurbet sancısıydı bu… Gelmek bir sancı, gitmek bir sancı, geçmişi anımsamak, kaybettiklerine üzülmek bir sancı!..
Bir yandan … E…plakalı arabadakilere el sallarken bir yan da aynı duyguları aynı özlemi yıllar önce yaşadığı sözlerinden anlaşılan şairin şu dörtlüğü çıkıp geldi beleğimin derinliğinden:
“Garibim her taraf bana yabancı
Dertliyim çekinme doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş...”
Yeni yorum ekle