Kürtler
Yücel Feyzioğlu
Bu yazının arkasında elli yıldan fazladır kimseye söylemediğim etkili bir sır var. Onu şimdi size açıklayacağım.
Doğduğum köyde hali vakti iyi olan birkaç aile vardı. Bunlardan biri bir Kürt ailesiydi, biri de biz.
Bir gün bizimle onlar arasında basit bir nedenden ötürü kavga çıkmış. Bir akrabamız öldürülmüş. Olay, Kürtlerden Ali Ucunkan’ın üstünde kalmış. Ben bebekmişim. Silah seslerinin altında korkuyla büyüdüm. Çünkü iki aile arasında sık sık meydan savaşı oluyordu.
Bu hayatın böyle süremeyeceğine karar veren Ali Ucunkan ailesi Kars’ın Aktaş köyüne göçtü. Fakat kavga bitmedi; bu kezKars’ın içine taşındı. Pazara gelen iki ailenin gençleri yine caddelerde mevzi tutuyor, karşılıklı kurşun yağıyor, insanlar dışarı çıkmaya korkuyordu.
Sonunda Kars’ın ileri gelenlerinden sözünün eri Sırrı Atalay, Veyis Koçulu ve dayım Samet Gülyiyenbu iki aileyi barıştırdılar. Barışı kalıcı kılmak için de babamı Ali Ucunkan’ın oğlu Hayrettin’e kirve yaptılar. Kavga o an bitti. Ali Kirve oğlu Hayrettin’e yedi gün yedi gece süren masalsı bir sünnet düğünü yaptı. Bütün aileye hediyeler alarak gittik, bizi baş tacı ettiler. Hayrettin benim yaşımdaydı, birbirimize hemen ısındık. Onlar da hepimize hediyeler verdiler. Benim koluma ilk saati takan Hayrettin’in babası Ali Kirve oldu. Aslında o şenliğin, barış şenliği olduğunu küçücük kalbimle o zaman kavrayıp büyük bir coşku duymuştum.
Evimdeki Hazine
O şenlikten birkaç hafta sonra Hayrettin’i ziyarete gittik. Babamlar döndü, ben Aktaş’ta günlerce kaldım. Aktaş, iki yamacın arasına saklanmış gibiydi. Yoldan uzak, gözden uzak. Dağların bir yanından tünel giriyor, içlere kadar ilerleyip kavis çizerek dönüyor, dağın aynı yüzünden geri çıkıyordu. Osmanlılara karşı Rusya yaptırmıştı bu tünelleri. Mevzi ve cephanelik olarak kullanmıştı. Kırk yıldan beri Kars bize geçtiği halde bu yerler hâlâ gizemini koruyor, bazen patlamalar duyuluyordu. Ya bir koyun parçalanıyor, ya da bir çoban ağır yaralanıyordu.
Hayrettin ile gündüzleri kuzu sürülerini güdüyor, öğle sıcağında sürüyü bu tünellere sürüyorduk. Sürüyor ve hazineler arıyorduk. Ali Kirve: “Aman köşelere girmeyin, mayın patlar!” diye bizi uyarıyordu. Akşamları ise konuk odasında insanlar toplanıyordu. Söz ustalarından Medet Tayfun, Ömer Temel, Mehmet Ali Kürtçe-Türkçe masal ve hikâyeler anlatıyorlardı. İlgimi çekenleri defterime yazmak hoşuma gidiyordu.
Büyüdükten sonra elli yıl arayla aynı kentte dünyaya gelmekten onur duyduğum ünlü Kürt yazarı ErebêŞemo’nun (Doğ. 1897 Susuz-Kars. Kars bize geçince o Petersburg’da öğrenciymiş. Orada kalmış.) Şemo’nunRusça yayınlanmış (Kürt Halk Masalları) adlı kitabını buldum. Aslen Kars-Digorlu olan Erivanlı Celile Celil Orduxanekardeşlerin derlediği “Kürt Masalları” (Almanca-Rusça-Kürtçe) kitabını ve tabii LuiseCharlotte Wentzel’inderleyip Almanca yayınladığı KurdischeMärchenadlı kitabını da bu masallara ekledim.
Arşivimde bütün çocukları eğitecek kadar Kürt masal ve hikâyeleri birikmişti. Bunları yeniden yazarken zenginleştiğimi fark ettim. Daha da önemlisi Almanya’ya ilk gittiğimde Türkçe ve Kürtçeyi bilerek gelenlerin Almancayı daha çabuk öğrendiklerini ve bize tercümanlık yaptıklarını gördüm. Öğretmenliğe başladığımda da Türkiye’den iki dilli gelen çocukların Almancayı çabucak kavradıklarını fark ettim.
Kürtçe ikinci dil, Türkçe Dünya Dili olarak kabul edilmelidir.
Çocuklarımızı yabancı dil (İngilizce) veyabancı kültüre yöneltmek yerine Kürt dili ve kültürüne önem verseydik asıl kardeşlik o zaman başlayacak ve derinlik kazanacaktı.
Binlerce yılda yaratılan ortak kültürümüzün birikimiyle yapılan yanlışları tamir etmek zorundayız ve buna gücümüz var.Okullara Kürtçe dersler konulmalıçocuklarımız iki dilli yetiştirilmelidir. Okurlara uçuk gelebilir ama emperyalizmin dili İngilizce yasak edilmeli Türkçenin dünya dili olması için derhal çalışma başlatılmalıdır. Türkoloji’yi ilk kez kuran Prof.Radloff ömrünü Türkoloji’ye adamış bir bilgindi. 1866 yılında yayımladığı eserinin önsözünde şöyle yazıyordu:“Yeryüzündeki hiçbir dil ailesi Türkçe kadar geniş sahalarayayılmış değildir. Afrika’nın kuzeydoğu bölgesinden Türkiye’yeve Rusya’nın güneydoğusundan Sibirya’ya ve Gobi Çölü’nün içlerinekadar Türkçe konuşulmaktadır. O nedenleTürkoloji biliminin gelişmesi için ömrümü harcıyorum.”
Gelecek hepimizin! Kavga yerine kardeşlik, yoksulluk yerine zenginlik, cahillik yerine kültür.
Başta anlattığım öyküyü anımsatarak bu yazıyı bitireyim: Babam, Ali Kirve’yi köye dönmeleri için davet ettiğinde Ali Kirve hiç tereddüt etmeden tası tarağı toplayıp döndü ve köyümüz daha da şenlendi. Ölünceye kadar dost kaldılar, iki aziz kardeş gibi yaşadılar. Hayrettin ile ben daha samimi olup ilkokulu birlikte bitirdik. Bu olayı ben hep sır olarak sakladım. Çünkü babam, “Bu dostluğu her yerde dillendirmeyin aramıza nifak sokacak nice puştlar varr,” diyordu. Fakat günümüzdeki olayları izledikçe ağız dalaşına bile girmeyen Ali Kirve ile babamın ne büyük insanlar olduğunu düşünüyor, onların örnek alınmasını istiyor, bu sırrı açıklıyorum. Arana neden puştları sokuyorsun be kardeşim? Konuşarak çözülmeyecek hiç bir sorun yoktur. Sorunları biz çözmezsek, başkaları işimize burnunu sokuyor, işi bilerek çıkmaza sokuyor. Ülkemiz ve her bir insanımız çok kıymetlidir.
*“Adapa” Kürt masallarına yazdığım önsözden özet: Yücel Feyzioğlu, Şubat 2010

Yeni yorum ekle