Yazın Gene Yazın
Tahsin Yücel, Öykü, Roman, Makale, Deneme kitapları ve çeviri eserleriyle uluslararası yazın dünyasında iz bırakmış bir yazarımızdır. “Yazın Gene Yazın” kitabını ne zaman aldım ne zamandan beri kitaplıkta bekliyor, bilmiyorum. Üç beş günden beri ilgiyle okuyorum. Bu kitapta yirmiden fazla deneme yazısı var. Yazınla ilgilenenlerin, yazma çabası olanların yararlanacağı bir eser. İlk sayfadaki “Dilek” bölümünde, kendisinde olmasını ya da olmamasını istediği yedi dilek dilemiş,bu arada, Yazın dünyasında biraz palazlanınca havalara girenlere de göndermelerde bulunmuş. Deneme yazılarının her birinde yazınla ilgili bir düşünce ele alınmış, yerli-yabancı yazarlardan alıntılarla zenginleştirilmiş. Tahsin Yücel’in “Dilek” yazısından alıntıladığım ve Deneme yazılarından altını çizdiğim kimi bölümleri yorumsuz paylaşmak, yazınla ilgilenenlerin özellikle de yazma uğraşı olan genç kalemlerin dikkatine sunmak istedim. Şöyle:
Dilek 1:Tanrım, her şeyi yeniden sorgulayan, yazın alanında yol almaya çabalayan bir yaratığa yardımcı olmanda sakınca yoksa bu alçak gönüllü kitaba ilişkin dileklerimi sıralamak istiyorum.”
Dilek 2. Tanrım, Kendi uzmanlık alanımda bile eksiklerimi hep gördüm, gizlemek için de fazla çaba harcamadım. Gene de şu küçük kitapta bilgi yanlışlarına düşmeme izin verme. Okurlarım, söylediğinin doğruluğunu iyice araştırıp kesinleştirmeden kitap yayımlamaya kalkan bir saygısız, sanmasın beni.
Dilek 3:Tanrım, içime fazladan bir tepke yerleştir de beni sürekli uyarsın; kalıplaşmış bilgilerle, taşlaşmış ön yargılarla okurumu yanlış yola sürüklemeyeyim.
Dilek 4: Tanrım, saçmalık ve çelişki dağıtımında bizlere fazlasıyla cömert davrandığını bilmez değilim,gene de şu kitapta okurumun karşısına çıkarma beni.
Dilek 5: Tanrım, “yalan yanlış düşüncelerle çıkarma!” diyorum ya çıkardıklarının çok olduğunu da biliyorum. Öyleyse okur karşısına aksak bir dille çıkmama izin verme. Benimki, konuğunun karşısına en düzgün kılığıyla çıkmak isteyen yoksulun dileği.
Dilek 6:Tanrım, söylemimi -görmemişler gibi- süsleyerek gülünç düşmeme de izin verme.
Dilek 7:Tanrım, yazdıklarım benzerlerimin ön yargısına takılıp kalmasın, onlara gerçekten ulaşsın isterim; bu nedenle son dileğim şu senden: dilimde ve düşüncemde çağıma tutsak etme beni, ama ondan çok da uzak düşürme. Benden istemesi…
***
Denemelerden Cümleler:
(Cümleler kısaltılarak alınmıştır).
* Baudelaire; Balzac’ın bir ‘gözlemci’ olarak tanındığına çok şaştığını, onun başlıca üstünlüğünün görünenin ötesini gören bir yazar olduğunu söyler.
* Demek ki herkes için olmasa da kimi yazarlar için öykülemek düşlemselleştirmektir.
* Yazar, dünyanın “niçinini”kesinlikle “nasıl yazmalı”sorusuyla eriten kişidir.
*Saint-Exupery söylememiş miydi:“Kusursuzluk, ekleyecek bir şeyimiz kalmadığı zaman değil, çıkaracak bir şeyimiz kalmadığı zaman ulaştığımız şeydir.”
*Gerçek romancı, yapıtının hem her yerindedir hem de hiçbir yerinde…
* Ancak çağımın diliyle çağımın yazarı olabilirim; dilimin eksikliği yazar olarak benim de eksikliğim, dilimin ayrışıklığı ve tutarsızlığı benim de ayrışıklığım ve tutarsızlığımdır.
* Kimileri kalıplaşmış biçimlerin her birinin kendi başına bir güzellik içerdiğini düşünür, hep aynı kalıpları yineler dururlar. “yele kapılmış kuru yaprak / Gözler önünden bir sinema şeridi gibi geçen hatıralar / Hafızanın bahçesi / Aklın beyaz perdesi gibi küflü kullanımlar karşısında ağızları sulanır.
* Her akşam karşısına geçip oturduğumuz renkli cam renk renk, boy boy, düzlem düzlem, dünyanın acılarını yığıyor önümüze. Yaşamımız boyunca bir kez görmeye bile zor katlanacağımız görüntüleri, çamurlar içinde çocuk ölülerini, bedeninden koparılmış başları, kolları, insanın en acımasız edimlerini durmamacasına gözler önüne sererek birer çiğ görüntü tüketicisine dönüştürüyor bizleri, bizler de çiğ görüntülerle beslendikçe duyarsızlaşıyoruz.
* Denilebilir ki, yazar, iktidarın karşısında, patronun karşısında, güncelin, ünün, paranın, herkesin, her şeyin karşısında diz çökmeden ayakta yazan kişidir. Bu yüzden olacak, dün olduğu gibi bugün de soytarıların, saraylarda küçümsenmeyecek bir yeri bulunmasına karşılık, güç ve düzen, gerçek yazarı her zaman düşman bilmiştir.
* Fransa'da üç aydını bir araya getirip herhangi bir konuda bir saat konuşturacak olsanız, bu süre içinde en az on beş yirmi kitap ve yazar adı anarlar; bizim ülkemizde beş saat boyunca beş profesör tek kitap adı anmadan tartışabilir.
*"Hayatım roman olur" diyenler yani romanın ne olduğunu bilmeyenler, romanın her şeyden önce dilsel, düşünsel, kurgusal bir yaratım olduğunu bilmeyenlerdir.
* Roman, ilginç, özgün serüvenlerin çarpıcı biçimde aktarılması değildir.
* Bugün yazar olmanın en önde gelen koşullarından biri de "yazar" diye bilinmek, tanınmak, ünlenmek; yazarın değeri yazdığından çok sattığıyla ölçülür oldu.
* Kendi tanıtımını kendisi yapan yazar hor görülmeye yargılıdır.
Yeni yorum ekle