‘Beyefendi Kadınların Muhteşem Dili’

Edebiyat

‘Beyefendi Kadınların Muhteşem Dili’

İnci Gürbüzatik

                                                                                               

Aslı Solakoğlu’nun Çinceden çevirdiği ‘Kadın Yazısı Nüsha’ adlı kitabının kapağında gördüğüm Beyefendi Kadınların Muhteşem Dili ’yazısı, beni benden aldı ötelere savurdu. Aklıma hemen bakire kızları tanımlayan ‘kız oğlan kız’ sözümüzle, şimdi buraya yazamayacağım erkekle eşdeğer tutulan kadınlarla ilgili başka bir sözümüz geldi. Kız olma halinin bu yaygın sözdeki oğlanla neden ilişkilendirildiğini yıllardır çözemediğimi de söylemeliyim. El değmemiş kıza verilen bir paye olmalı bu oğlanlık taçlandırması. Nüshu’yu anlatan kitap kapağındaki sözde de kadınlara beyefendilik payesi verilmiş görünüyordu. Vay canına! Kadınlar neden beyefendiydi? Kimdi bu Beyefendi Kadınlar? Merakım arttı.

Kitabı incelediğimde gördüm ki, Nüshu’yu yaratıp nesilden nesile aktaranlar bu muhteşem Beyefendi Kadınlarmış. Eğitimli erkeklere saygı belirtisi olarak verilen Beyefendilik payesini, onlarla paylaşan Nüshu Kültürüne sahip bu muhteşem kadınlar, öz saygılarını, çabalarını, dişil sözcüklerle değil ancak eril bir dille taçlandırabilmişler. Ne yazık ki erkeklerin gölgesinde, buruk bir kazanç, paye olmuş bu kadınların beyefendiliği.

Aslı Solakoğlu’nun Çinceden çevirdiği Nüshu adlı kitap, “Güneybatı Çin’de Tehlike Altındaki Yazıların Kurtarılması, Düzenlenmesi ve Araştırılması’ projesinin baş uzmanı, Prof Dr. Zhao Liming adında 1948 doğumlu araştırmacı bir kadın yazar tarafından yazılmış. Çin Kültürü ile ilgili burada sayamayacağım sayı ve çeşitlilikte,hayranlık uyandıran araştırmaları, yirmiden fazla yayınlanmış eseriyle, sanırım nadir bir örnek insan bu kadın yazar. Kırk yıla yakın bir süredir Nüshu üzerinde çalışıyor. ‘Çin Nüshu Derlemesi’, Beş ciltten oluşan ‘Çin Nushu Koleksiyonu’, ‘Büyülü Dövmeler’, ‘Beden Yazıları Üzerine Bir Araştırma ’yaptığı çalışmalardan bazıları. Daha neler neler! Özgün, ayrıntılı, kesinlikle kurtarılmış ve gerçekten Çin Kültürü, dili üzerine müthiş araştırmaları yapıyor. Say say bitmez öylesine çok. Zhao Liming’in araştırma konularını, sonuçlarını derin bir hayranlıkla okuyup şaşırdığımı söylemeliyim. Onun çalışmalarının evrensel değerini anlayıp kitabını dilimize kazandıran Aslı Solakoğlu, Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji bölümünü bitirmiş, Nankai Üniversitesinde de Çince eğitimini Kadın Yazısı Nüshu için özellikle sürdürmüş bir yazar, çevirmen.

Amacı, Türk Tarihini ve Kültürünü Çince kaynaklardan yararlanarak araştırmak olan Sinoloji, Çin'i konu edinen bir bilim dalı. Çin dili, tarihi, edebiyatı, felsefesi, Çin kültürü ile ilgili derslerle araştırmalar yapacak, bilgi sahibi olacak ve elde ettiği bilgileri en iyi şekilde sunabilecek kişiler yetiştirerek onları bilim dünyasına kazandırmak amacıyla kurulmuş. Tabii pek çok ülke dil eğitimini içeren eğitimiyle DTCF’nin Atatürk’ün isteğiyle kurulduğunu da unutmamak gerek. Aslı Solakoğlu da Çince eğitimi alıp amaca başarıyla hizmet edenlerden biri. Adnan Özyalçıner ile ortak öykü,‘İç’in’, ‘Hayata Yetişmek’, ‘İç Ses Dış Balkon’, ‘Anadipsi: Akıl Deliği ve Nüshu’yu merkeze alan ‘On Bin Varlık’ adlı kitapların yazarı. Nüshu’yu Çinceden Türkçe ’ye çevirmekle çok güzel bir seçim, görev yapmış. Çünkü Nüshu’da anlatılanlar Dünyanın neresinde olursa olsun kadınların ortak yazgısını işaretleyip onların gücünü kanıtlıyor.

Nüshu tam anlamıyla kadın yazısı. Hani biz hep eril dilden söz eder, bütün edebiyat metinlerindeki, hayattaki yaygın konuşmalarda var olan eril dilden yakınırız ya. Hatta kadınların edebiyatta dişil bir dil yaratamadığından da. Âmâ şimdi bu Nüshu, farklı bir mecrada ele alınması gereken bambaşka, derin bir konu.

Çin’in Human eyaletinin coğrafi, tarihsel ve kültürel olarak özel sayılabilecek bölgesinde sadece orada yaşayan köylü kadınların bilip kullandığı bir yazı Nüshu. Derinlemesine incelendiğinde hayranlık uyandıran, ilginç, zekâ ürünü bu yazı dili, eğer bir tesadüfle duyulduğunda araştırılıp ortaya çıkartılmasaydı, unutulup yok olacaktı belki de. Dünyada bir başka örneği olmayan bir yazı tarzı, aynı zamanda bir sistem, öğreti de bilinmeyecekti. Kuralları öğreticileri, aktarıcıları var çünkü. Hiçbir kadının ana dili olmayan, akraba ve arkadaş çevresinde uzak ya da yakın kadınların birbirlerine öğrettiği ama aynı zamanda bir aktarım yöntemine sahip özgün bir dilden söz ediyoruz.

Bilinen o ki, kadınlar, ikinci sınıf insan, vatandaş olarak yüzyıllar boyu erk ile birlikte erkin otoritesini güçlendirerek varlıklarını ancak sürdürebilmişler. Binlerce yıldan bu yana siyasi, ekonomik, kültürel haklardan mahrum bırakılan Çinli Kadınlar, özellikle kırsaldaki emekçi kadınlar, gördükleri baskıyla toplumun en altına itilmişler. Böylesine bir umutsuz ortamda yazıyla yaratılan, ‘ışıltı bir şafak ve kadınların manevi cenneti’ olarak tanımlanan Nüshu, Jiangyong’daki köylü kadınlar için bir direniş, dayanışma, aynı zamanda da şifalandırıcı olmuş. Kırsaldaki köylü kadınlar, yarattıkları yazı sistemi aracılığıyla acılarını anlatıp çevrelerinde meydana gelen tarihi olayları bir tarihçi gibi kaydederek, eşitsizliğe karşı seslerini duyurup kadınlar için Virginia Woolf’ dan çok önce ‘Kendilerine Ait Bir Oda’, manevi bir alan inşa etmişler. Özgün Nüshu kültürü ile hayatın her türlü engeli karşısında güçlenmeyi başararak kendilik bilincini, kadın hakları farkındalığını yansıtan muhteşem bir olay gerçekleştirmişler. Nüshu’nun  söyledikleri, yankısı, sosyal, iletişim özelliği, uyum işlevi, derinlemesine incelendiğinde evrensel bir önem taşır. Bu yüzden de insanlığın ortak mirası olduğu kabul ediliyor.

Kitabın içeriğinin özellikle kadın araştırmacılar, kadın üzerine çalışmalar yapanlar için bir hazine olduğunu belirtmeliyim. Bunu belirttikten sonra ‘onlar neredeler? Diye de sorayım? Zira sesleri solukları çıkmıyor.

Nüshu’nun bilimsel konumundan, ne işe yaradığından ve işlevinden söz eden kitap, dokuz bölümden oluşup şaşırtıcı ayrıntılara parmak basıyor. ‘Nüshu’nun Memleketi Dünyadan İzole mi?’, ‘Tarihin Geçidi Olarak Nüshu Bölgesi’, ‘Nüshu’nun Verimli Toprağı Çok Kültürlülük’, ‘Beyefendi Kadınlar’, ‘Nüshu’yu kimler kullanır, Beyefendi Kadınların Nüshu Mirası’, ‘Çiçekler Evleniyor’, ‘Şarkı Odası’, ‘Okula Gidemem Ama Şarkı Söyleyebilirim’, ‘Nüshu’nun Dört Hazinesi’, ‘Yazılışı, Okunuşu, Temel karakterleri ve Etimolojisi Üzerine Araştırmalar’ , ‘Yeminli Kız Kardeşlik Bağı’, ‘Şiir, Masal,   -Hikaye, Ağıtlardan Senfoniler’, ‘Bilimsel Koruma ve Miras’, ‘Yok Olmak Üzere Olan Nushu’nun yeniden doğuşu’, ‘Çinli Kadınların İnsanlığa Büyük Katkısı’, ‘İnsanlığın Kültürel Mirası’, ‘Dünya Kültürel Mirası’.

Nüshu’nun ne olduğunu bilmiyordum. Kitabın adını görene kadar da adını duymamıştım. Kadınlara ait bir yakın tarih bilgisiydi, merak edip kitabı sipariş verdim. İyi ki merak etmiş iyi ki okuma fırsatı yaratmışım. Bana bilmediğimi öğreten ve öğrenirken de şaşkınlık yaratıp biraz sarsan, içimi acıtan ama aynı zamanda hem öfkelendiren hem sevindiren, haz veren yepyeni bir bilgiydi Nüshu’da okuduklarım. Kadınlar öz olarak diyordu ki ‘sizin kaleminiz varsa bizim de iğnemiz var’.

Okuduklarımın çağrışımları da oldu elbette, kendi kültürümüzle bağlar kurup bilgi ağları örmemi sağlayan benzerlikler bile buldum. ‘Bizde de vardı böyle zeki kadınlar’ dedim. Ama onlar örgütlü değillerdi. Beyefendi Kadınlar kadar güç oluşturup belge, bilgi bırakmamışlardı. Düşündüm, karşılaştırmalar yaptım. Kilimlerimizi, halılarımızdaki şifreli şekilleri, sembolleri, nakışlarda, el işlerindeki gizli dertlerin gizle dışavurumlarını düşündüm. İğne oyalarımızın dillerini hatırladım ama onlar Nüshu gibi değillerdi. Çünkü Nüshu bir sistem oluşturmuştu, örgütlü, amaçlıydı, uygulamaları, kuralları sapasağlam oturmuştu üstelik  başarıyla uygulanıyordu. Kitabı eğer okursanız ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. İşte bu yüzden araştırmacıların bu tür kültürlerarası bağları keşfetmelerini, düğümleri çözmelerini, karşılaştırmalarla benzer dili keşfetmelerini istiyor, kadın konusunda araştırma yapanlara ‘araştırın’ diye sesleniyorum. Kadın dili işte böyle tarihe damga vurandır. Çözün, sökün!’ diyorum. Çok geç kaldınız. Yayın, birbirine bağlayıp birleştirin, yok olmak üzere olan değerlerimizi kurtarıp kız kardeşliğin yeniden doğuşunu sağlayın.’

Nüshu’nın çok yakın bir tarihte keşfi, fark edilmesi de başlı başına bir öykü. 1982 yılında genç bir akademisyen GongZhebing,Janghua ilçesinde etnik guruplar üzerinde bir araştırma yaptığı sırada, bir yetkili ona, artık hayatta olmayan anneannesi ve annesinin kendi aralarında konuştuğu kimselerin bilmediği bir dil-yazıdan söz eder. Öylesine önemsiz bir konuşmadır bu. Meraklanan Gong, hemen araştırmalarını o yöne çeker, bölgeye gider ama tam bir hayal kırıklığı yaşar. Kimse böyle bir dil, yazıdan haberli değildir. Dil, kopuş göstermiş, ne yazık ki kuşak aktarımı olamamıştır. Çünkü, 1966-1976 yılları arasında Çin kültür devriminde Nüshu yazısı bir ‘Cadı Yazısı’ olarak damgalanıp yasaklanmıştır. Böyle olunca da genç kuşaklara aktarılamamış, daha yaşlı olanlar bilseler de konuşmadıklarından unutmuşlardı.

Araştırmalarını inatla, sabırla sürdüren Gong, 2006 yılı sonunda, mucizevi bir biçimde üzerinde Nüshu yazısı olan Mavi bir bez parçasının ele geçirir. Biyografik bir ağıt içeren Nüshu yazılı o mavi bez parçası, Gong’a  için tam bir ip ucu olmuş artık. Çünkü o mavi kumaş adından söz edilen dilin varlığını kanıtlıyormuş. Üzerinde Nüshu yazısı işlenmiş mavi bezi ona Baishui köyünden He Xijing adında bir kadın vermişti ama işlemenin yazarı o değildi. Gong Zehebin, mavi bez parçasının izini sürüp yazıyı o kumaşın üzerine yazan kadını araştırıp bulma çalışmalarına yoğunlaştırıyor. Sonunda yazıyı yazanın kızını buluyor, onun verdiği bilgilerle daha da ilerlemeye, derinleşmeye başlıyor. ‘Cadı Yazısı’ bilen birkaç kadına ulaşılıyor.Artık gerisi çorap söküğü. Kitap, bütün bu serüveni hem de Dünya Edebiyatındaki feminist araştırmalar ışığında karşılaştırmalı biçimde derinlemesine anlatıyor, müthiş kadın bilgileri var. Dedim ya ben hiç bilmediğim ne çok şey öğrendim.

Sessiz, sakin, susturulmuş, okuma ediminden dünyanın neresine giderseniz gidin yoksun bırakılmış kadınların, ücra köşelerde erke inat isterlerse kendi dillerini oluşturup yalnızca kendilerini anlayabilip birbirlerine aktarabildikleri bir dil oluşturma mucizesini yaratabildiklerini görüyoruz. Gördüğümüz başka bir şey de bu dilin ‘Cadı Dili’ olarak tanımlanıp yasaklanması. Neden? Buda bir araştırma konusu.

Nüshu kullanıcısı kadınlar, ellerinden alınan, ulaşamadıkları eğitim hakkını kendi bilinçleriyle kendilerine vermiş, kendi küçük çevrelerinde dillerini, seremonilerini, kurallarını, gelecek kuşaklara başarıyla aktarıp kırsal alanda, köyde bile olsa kendilerine ayrıcalıklı bir alan açıp kendi dünyalarını erkeklerden ayırmışlardı. Niyetleri ağıt yakmak, hatta bir takım şikâyet formuyla acılarını söylemek olsa da aslında kederlerini paylaşarak, yaşayıp gördüklerini, duygularını yazıp şarkılarını söyleyerek, kendilerini iyi hissedebilmenin, neşeyi üretebilmenin muhteşem yolunu bulmuşlardı. Yok sayılmanın, görülüp duyulmamanın evreninde yaratılan özel alanlar, kağıtlar, fırçalar, kumaşlar, defterler, şarkılar aracılığıyla akıtılan duygular, kadınlara laik görülen zor hayatların bir biçimde sağaltımıydı. Arındırandı bu dil. Çinli kadınların ayaklarını küçülten, yürümelerini zorlaştıran, geleneksel bağı unutmadan yazabilmek, güçlü bir duygudur.

Jiangyong’lu Çinli kadınlar sivil, feminist bir itaatsizlikle, Virginia Woolf’un ‘Kendine Ait Bir Oda’sını yazmasından çok daha önce, kendilerine ait bir dil oluşturarak kendi özel odalarını oluşturmuşlardı. Cinsiyetlendirilmiş mekânları biz bu Çinli kadınlarda görüyoruz. Nushu sadece yazı değil aynı zamanda bir performans ve seremonileri de içerir. Mendil, yelpaze, kemer ,kağıt, defterlere dönüştürülmüş kağıtlar kadınların kendi eşyalarıdır. Kendi duygularını, düşüncelerini, gözlemlerini, eşyalarına yazıp işleyerek yaşantılarının bölümlerini, parçalarını, birbirlerine tuttururlar. Kadınlar yazarken görünmezdirler ama. Şarkıları bile fısıltılıdır. Bir odanın içinde ama yalnızdırlar. Ağıtlarındaki sesleri kısık ama güçlüdür. Her şeyi görüp bilen bir dünyanın üzerindeki boşluktur Nüshu.

Evlenme törenleri çok önemliydi. Kız kardeşlik çok önemliydi. Kan bağı almayan kız kardeşlik bir sistemdi. Kız kardeşin evlenmesinden üç gün sonrasında yapılan törenler çok anlamlıydı. Çünkü bugünde kadınlar, birbirlerine yazdıkları metinleri hediye ederlerdi. Sayfalar süslenir, kumaşlar işlenir, dağıtılırdı. Sonra onlar ciltlenip ömür boyu saklanırdı. Bu birikmiş hediyeler, artık tarihe kalacak birer yazılı belgedir. Yazma eylemi, ‘Beyefendi Kadınların hayatının bir parçası, günlük işlerin rutininden kurtarılmış zaman çalıntılarıdır. Nakış odaları, şarkı avluları ,bahçeler, dostluk performansları, dayanışma, Nüshu,nun sağladığı özgürlük alanlarıdır.

Nushu kullanan kadınları farklı kılan, belki de değerlerini daha da arttıran, dili kullanmadaki hünerleridir. Ana dilleriyle oynayarak, sözcükleri bezeyip benzetip değiştirerek, inceltip uzatarak, sıkıştırıp derinleştirerek yazarken de yazdıklarını okurken de toplumsal normları yıkıp aşarlar. Dilin sınırlarını genişletip yaygınlaştırarak, yalnızca kadınlar için-hem de kırsalda- böyle yeni bir yazı dili oluşturup yaygınlaştırmak gerçekten zekâ işi.

Aslı Solakoğlu, Kadın Yazısı Nüshu’ kitabını iyi ki çevirmiş yoksa nereden bilecektik Dünyanın bir ucundaki ücra köylerde yaşayan bu cesur, akıllı, zeki, yaratıcı, çalışkan Çinli kadınların varlığını?

Nota Bene Yayınevinin bastığı, 304 sayfalık kitapta en ince ayrıntısına kadar yazılıp anlatılan gerçekler, yalnızca anlatılmakla kalmıyor, belleğimize, hayal gücümüze yardımcı belge ve görsellerle de kanıtlar sunuyor. Ele geçen belgelerde yazılanları görüyor, şaşırarak inceliyorsunuz.

Kitabın çok dip not içerdiğini belirtmeliyim. Ayrıntı çok değerli. Kuşkusuz çeviriyi yaparken yazarımız bu dip notları gerekli görmüş. Bunu iyi ki yapmış. Kitabın içeriğindeki anlatımı güçlendiriyor, yazdıklarına kanıt sunuyor. Dip notlarda verilen bilgiler öyle ilginç hikayeler, olaylar, tarihi bilgiler içeriyor ki şaşırıp kaldım ben. Dip notları atlanmadan okunması gereken bir kitap diyorum Zhao Liming’in yazdığı Aslı Solakoğlu’nun Çince’ den çevirdiği ‘Kadın Yazısı’ Nüshu’ya.

1850 yılında Çin’in‘ Cennet Krallığı’nda bulunan bir paranın üstünde Nüshu yazısıyla yazılmış iki cümleyi de ben, size Nushu’ya kanıt sunayım.

‘Göğün altı kadındır

Kız kardeşler ailedir.’

Bugün için bile, hala hak arayışındaki, dirençli, mücadeleci, eylemci kız kardeş kadınlara çok şey anlatıyor bu iki dize. Ama ben şu ‘Beyefendi Kadınların Muhteşem Dili’ni de erkeklerle bağlantılı kadın olma halini yansıtan diğer sözlerimizi de hala çözebilmiş değilim.

Evet ‘Göğün altı kadındır.

Ne güzel bir cümle!

 

 

 

Yorum

Gözdem (doğrulanmamış) Ct, 15 Kasım 2025 - 13:02

Kadınların yazamayacağı, düşünemeyeceği, okuyamayacağı, özellikle ataerkil toplumun oluşmasında kurgulanmış bir yapıtaşıdır. Kadınlığı, tıpkı ırk gi ayrımcılıkla ikincilleştirmek bugünkü çarpık sistemin de en önemli nedenlerindendir. Nüshu ve çinli kadı lar ki kolektivist diye hiç sesi yokmuş gibi batıcım görüntünün ardındaki bu zenginliği bizime paylaştığınız için çok teşekkürler. Kitabı hemen edinip okuyacağım.

Arife Füsun Berksoy (doğrulanmamış) Ct, 15 Kasım 2025 - 17:53

Sevgili İnci Gürbüzatik, iyi ki bu kitabı okumuşsun ve hem kitap içeriğini ve onun üzerinden zihninde ışıldayan düşüncelerini bize aktarmışsın. Sayende hiç bilmediğimiz bir kültürden,Nushu yazısından, kadınlarından haberimiz oldu. Eline,, emeğine sağlık. Yazın için kutluyorum ve çok teşekkür ediyorum.

Sevgi aydın (doğrulanmamış) Ct, 15 Kasım 2025 - 18:55

Böylesi ilginç bir konuyu , O güzel yazar dili ile kaleme alan İnci Gürbüzatik’i kutluyorum. Öyle vurucu, ilginç ve bilinmeyen bir alanı okuyucusuna açmış. Keyifle ilgi ile okudum. Çokça okunmasını diliyorum🙏

Alacam (doğrulanmamış) Ct, 15 Kasım 2025 - 20:33

Kitap o kadar güzel ve akıcı bir dille aktarılmış ve yorumlanmış ki konuya ilgisiz kalmak mümkün değil. Kadının sessiz gücünü yıllar öncesi ve çok uzak diyarlardan bize getiren bu kitabı bir an önce okumak istiyorum.

Peyman Yüksel (doğrulanmamış) Ct, 15 Kasım 2025 - 20:54

İnci Gürbüzatik hocam sayesinde hiç bilmediğimiz bir kitabı ve yazarını detaylı bir şekilde tanımış olduk, emeğinize sağlık hocam.

“Jiangyong’lu Çinli kadınlar sivil, feminist bir itaatsizlikle, Virginia Woolf’un ‘Kendine Ait Bir Oda’sını yazmasından çok daha önce, kendilerine ait bir dil oluşturarak kendi özel odalarını oluşturmuşlar.

Kadınlar yazarken görünmezdirler (ülkemizde yaşarken de görünmüyor bazı kadınlar)

Ağıtlarındaki sesleri kısık ama güçlüdür.”

‘Göğün altı kadındır
Kız kardeşler ailedir.’

Sessiz kadınların sesi olan herkese teşekkürler.

Semiramis Yağcıoğlu (doğrulanmamış) Pa, 16 Kasım 2025 - 11:48

Sevgili İnci yazını merakla okudum. Çok ilginç bilgileri çok güzel pürüzsüz bir dil ile bizlere aktarmışsın

Ben de toplum dilbilim çalışmalarından Japon kadınlarına özgü dilsel belirticilerin olduğunu biliyorum. Ama bu Nushu gibi ayrı bir dil değil, doğal dil kullanımında kadınların kullanması “ beklenen” ( kullanmazsa kaşların kalktığı) birinci tekil kişi adılları, hitap biçimleri, soru belirticilerinin/ takıların ( talep istemek değil, mahçubiyet işaret ettiği ve tonlamanın önemli olduğu belirticiler/ takılar kullandıklarını biliyorum.

Bu Japoncada tarihsel olarak “kadınlara özgü dil” (女性語 joseigo) ve “kızlara özgü dil” (少女語 shōjogo) diye adlandırılan, toplumsal cinsiyetle işaretlenmiş bir konuşma tarzı . Ancak bu, vurgulamak gerekirse, ayrı bir “dil” değil; belirli sözcük seçimleri, ekler, adıllar, cümle sonu takıları ve tonlama kalıpları aracılığıyla kurulan bir dilsel kullanım, yani toplumsal cinsiyete göre beklentileşmiş konuşma biçimi ve dikkat edilirse Kadın/kız ayrımını kodlayan bir kullanım.
Senin sözünü ettiğin Nushu ise çok ilginç
Teşekkürler

Dilek Güreli (doğrulanmamış) Pa, 16 Kasım 2025 - 11:49

İnci hanım, bu bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkürler, hem yeni bir bilgi edinmiş oldum, hem de yeni bir kitaptan haberdar oldum, ayrıca Çinli kadınların böyle uğraşlar ve dayanışma içinde olmaları da takdire şayan, elinize sağlık.

Tülay Tulun (doğrulanmamış) Pa, 16 Kasım 2025 - 11:50

Incicigim süpersin, bilgilendiren ve senin zengin bilgi birikiminle sentezlediğin yorumlarınla ve edebiyatçı kadın yazarlarımızın araştırma konusundaki ilgi derecelerini kısmen sorguladigin benim için çok değerli yazını merakla okudum,seni kutluyorum. Kitabı okumak heyecanı verdiğin için de teşekkür ediyorum❤️

Rakella Asal (doğrulanmamış) Pa, 16 Kasım 2025 - 11:51

Yazını okudum, kitabı hemen satın aldım. Eline sağlık, çok aydınlatıcı bir yazı, 👏👏👏👏👏

Senay Öztrak (doğrulanmamış) Pa, 16 Kasım 2025 - 20:28

Sevgili İnci Gürbüzatik ,Beyefendi Kadınların Muhteşem Dili, Nüshu yazısını iyi ki yazmışsınız,kitabı iyi ki okumuşsunuz.Yine muhteşem bir yazı.Sayenizde hiç bilmediğimiz bir konuyu ve kadınları öğrendik..Kaleminize sağlık..Kitabı gerçekten merak ettim..Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum..

Sibel sevinç (doğrulanmamış) Pa, 16 Kasım 2025 - 22:40

İnanılmaz bir bilgi. Kadın yaratıcılığı ve zekasının erkek egemen tıplumda özgürlük alanını kendi kendine Çinde bir kırsalda özel ayrı bir dille sağlaması beni çok mutlu etti. Kadın olduğum için gururlandım. Teşekkürler İnci hocam. Sevgiler...

Gunes Gunter (doğrulanmamış) Pt, 17 Kasım 2025 - 16:12

Bu kitabı okuyup bize de tanıttığın için çok teşekkürler. Yepyeni bilgiler edindim. Kadının gücü hep saklı hep gizli. Bunu açığa çıkarmak çok önemli.

Nurhayat Bezgin (doğrulanmamış) Pt, 17 Kasım 2025 - 21:42

Sevgili yazarım İnci Gürbüzatik bu muhteşem yazın için çok teşekkür ederim.İncelikli,birikimli,bildirimli dilin ve anlatımınla yine aydınlattın.Cok teşekkür ederim.Bu kitabı edinip okuyacağım.

Nermin Küçükceylan (doğrulanmamış) Sa, 18 Kasım 2025 - 10:06

"Aslı Solakoğlu, Kadın Yazısı Nüshu’ kitabını iyi ki çevirmiş yoksa nereden bilecektik Dünyanın bir ucundaki ücra köylerde yaşayan bu cesur, akıllı, zeki, yaratıcı, çalışkan Çinli kadınların varlığını?"
İnce Gürbüzatik böyle diyor yazısında. İyi ki bu kitap yazılmış, iyi ki dilimize çevrilmiş ama iyi ki İnci Gürbüzatik de bu yazıyı yazmış. Şimdi merak ediyorum, mutlaka kitabı edinip en kısa zamanda okuyacağım.
Ellerinize sağlık İnci Gürbüzatik. Kadın kardeşliği çorbasında tuzu olan herkese minnetle...

Emel Haliyo (doğrulanmamış) Çar, 19 Kasım 2025 - 08:10

Ne kadar ilginç!
Bu "kutsal" yazıyı ve saklı kalan bu "feminist" oluşumu bize tanıttığın için çok tşkrl...
Pandora'nın kutusu bir kez daha açılmış oldu...sayende İnci'cim🌹

Efrah Fenman (doğrulanmamış) Çar, 19 Kasım 2025 - 08:12

“Beyefendi Kadınların Muhteşem Dili”
İtilmiş, kakılmış, görmezden gelinmiş, istenmemiş, öldürülmüş, hakları elinden alınmış kadınların sessiz gücünden doğan bir dili duymak bana ilaç gibi geldi.
Var olmanın; düşünmenin, üretmenin, sevmenin, yaratmanın, dayanışmanın doruklarına çıkan sessiz çığlıkları bana kadınlığımı bir kez daha hatırlattı.
Duygulu ama çelik gibi bir irade gücü içimden yükseldi.
Her şeye rağmen sesli ya da sessiz ama dimdik ayakta…
Ayakta alkışlıyorum, içime dokundukları için…
Ayakta alkışlıyorum, pes etmedikleri için…
Ayakta alkışlıyorum, ışık oldukları için…
Helal olsun, Nüshu’ya…
Selam olsun, onun Beyefendi Kadınlarına…
Ve de Helal olsun sana İnci’cim… 🙏🌹👏

Iclal Nur (doğrulanmamış) Çar, 19 Kasım 2025 - 21:43

Işte okunacak harika bir kitap. Anlatımınız su gibi elleriniz dert görmesin. Kapsamlı inceleme yazınızı dostlarımla paylaşacağım... Teşekkürler

Lütfiye Aydın (doğrulanmamış) Cu, 21 Kasım 2025 - 10:31

Yazıyı okudum.Makalen çok kapsamlı,güzel,doyurucu.İkinizi de kutluyorum Sevgili Asli' nin çok sevindirici çevirisini ilk fırsatta edinip okumalıyım.Mersin' deki " Kadın Yazarsa" programıyla örtüşmesi de ayrıca bir hoşluk oldu; benim anlattıklarımla akrabalıklar yakaladım.Muzik doktoru arkadaşım Gulcan'a göre türküler de ağırlıkla bizim kadınların yalnızca ezgilenmis şiiri değil,oykusu romaniumis.Hic sasirmadim.Saptadigim dort Yemen türküsü de okur yazarlığı olmayan kadınlarca,kadın diliyle yakılmış bilirsin İnciminci' m.Nushu kumaşa işlenmiş,bizimkiler de uyakla ölçünün soyut kağıdına yazmış: Bir örnek: "Sıralanmış kuleklerin sütü yok/ Agamsız da bu yerlerin tadı yok/ Gitme ağam gitme dayanamirem.....Agam öldüğüne inanamirem." Bulusamadik gitti bee...Böyle olmuyor.Sevgiyle.

Nursun (doğrulanmamış) Cu, 05 Aralık 2025 - 16:03

Sevgili İnci hocam,
Bu güzel ve doyurucu bilgilerle bezenmiş makaleniz sayesinde bilmediğim bir kitaptan dolayısıyla da bu güçlü Çinli kadınlardan haberim oldu. Çok ilginç bir kitap. Bu kadınlar, Nüshu kültürü. Çok güzel aktarmışsınız bizlere. Mutlaka okuyacağım. Teşekkürler.

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.