Mutluluk Trajedisi

Edebiyat

Mutluluk Trajedisi

Semiha Baysal

 

Son zamanlarda herkes kendini mutsuz hissediyor. Mutsuz, umutsuz bir toplum olduk. Artan mutsuzluluğumuza paralel,mutlu olmak için daha çok çabalıyoruz. Mutlu olmaya çalışmak artık en yorucu uğraş oldu. Mutluluğun peşinde koşarken kendimizi kaybettiğimiz bir çağdayız.

Elimizde uzun bir listemiz var.Bu noktada mutluluk zorunluluk haline gelmiş oluyor.Daha çok deneyim yaşamak, farklı bir anı yakalamak gibi telaşelerimiz var. Ölmeden önce yapmamız gereken şeyleri sıralayan o uzun listeyi gerçekleştirmek zorunluluğu beynimizin içinde dolaşan bir kurtçuk. Silkinsek ve kendimize gelebilmek içinsoluklansak mutluluğumuzun kaynağını yanlış yerlerde aradığımızı anlayabileceğiz belki de.

WilheilmSchmid “Mutsuz Olmak” adlı kitabında “mutluluk”un çok defa mutlu tesadüfün eseri olduğunu söylüyor. Ve şöyle devam ediyor: “Tesadüf, birisinin bahtına çıkandır, lehine veya aleyhine, nereden, nasıl gelirse gelsin. Eski çağlar, her iki ihtimali de hesaba katacak kadar temkinliydiler, çünkü tesadüflerin daima lehte olması söz konusu değildir. Aleyhte tesadüflerin olması önlemlerle azaltılabilir ama tamamen ortadan kaldırılamaz.”

“Modern insanlarsa yalnızca lehteki tesadüfü talih olarak kabul ederler. Mutlu tesadüf kapıyı çalmazsa bu onları kızdırır, hayal kırıklığı yaratır ve bir mutsuzluk sebebidir.” Kitaptan yaptığım bu alıntıya baktığımızda “tesadüf” kelimesi üzerinde düşünmek gerekiyor.

Almanca “glück” kelimesinden türeyen “mutluluk”, kelimesinin kökeninde “talih, tesadüf” gibi anlamlar da vardır.Bu anlamlardan “tesadüf” karşılığı gösteriyor ki mutluluğu öyle çok çabalayarak elde etmeye çalışmak da boşa kürek sallamaktır aslında. Talihin varsa işler yolunda gider yoksa da mutluluk kaçınılmazdır. Olmamış olanda, “bu da benim yazgımmış” düşüncesine kapılmak doğal bir bakış haline gelir. Ancak insanoğlu her şeyi de kabullenmek zorunda değildir.

Mutlu olmayı istemek gayet doğaldır. Mutluluk sebeplerine kendini bırakma hali o sebeplerin yoksunluğunda ani bir mutsuzluğa sebep olur. Zenginlik mutlu ediyorsa sahibi olduğumuz maddi varlık bir noktada yetmeyerek mutsuz edebilir. Hep genç kalmayı istiyorsak yaşlılık daha çok acı verir. Sürekli başarılı olmak istiyorsak en ufak bir başarısızlık hayatı zindan edebilir. Ya da mutluluğu aşkta bulmak isteyebiliriz. Ancak istediklerimizi hissedemeyince, eksik bir şeyler olunca büyük bir mutsuzluk içine gireriz. Acaba mutluluğun anlaşılması, hissedilmesi mutsuzluğa mı bağlıdır?

Bağımlısı olduğumuz dizilere baktığımızda mutsuzluğun işlendiği bir senaryonun uzun uzun dramlar serisi yarattığını fark etmemek mümkün değildir. Bu acı senaryo serisi ile üzüntü içinde bekletilen izleyici en son mutlulukla buluşturulur.

 Modern hayatta, mutluluk arayışları ve beklentileri “mutluluk trajedisi” ni yaratmıştır. İnsanoğlu mutluluğu yakaladığı anda bu kez de onu kaybetme korkusuyla mutsuzlaşır. Mutluluğunu elinden alacak sandığı kişilerden şüphelenmeye başlar kuşkular artar, güven kaybolur. Oysa mutluluk kolektif olunca anlam kazanır. Toplumların mutluluğu sistem tarafından sağlanabiliyorsa mutluluk kolektif bir dağılım gösteriyor demektir. Yukarıda bahsi geçen kitapta umudun sığınağı “Bhutan” tuzağından bahsedilir ve şöyle yazılmıştır: “Ne var ki dikkatli bakmayan, Bhutan tuzağına düşmekten kaçınamaz çünkü Budist kültürde mutluluğun en önemli koşulunu göz ardı eder: Kaderin sorgusuz sualsiz kabullenilmesidir bu, hayranlık uyandırıcı fakat artık kaderi tanımak istemeyen modern kültürünkinden tamamen farklı bir mutluluk anlayışıdır.”

 

Kaynak taramalarında tüm metinlerde övgüyle bahsedilen bu sistem, bu ülke neden bu kitapta (Wilhelm Schmid-Mutsuz Olmak) bir tuzak olarak görülmüş anlayamadım. BM’nin 5 daimi üyesiyle diplomatik ilişki kurmayan tek ülke olan Bhutan Krallığı, resmiyette ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti için yok sayılan bir ülke.

Bhutan Krallığındaher şey gayrı safi milli mutluluk (GSMM) hâsılası uğrunadır. Bu çerçevede gayrisafi milli mutluluk kavramı, mutluluk ekonomisi literatüründe kendine önemli bir yer edinmiştir. Gayrisafi milli mutluluk; psikolojik iyi oluş, sağlık, zaman kullanımı, eğitim, kültürel çeşitlilik ve esneklik, iyi yönetişim, topluluğun canlılığı, çevreyle ilgili çeşitlilik ve esneklik ile yaşam standardı olmak üzere dokuz göstergeden oluşmaktadır. İnsanların yaşam standartlarının iyileştirilmesi son derece önemlidir. İyileşen yaşam standartlarına bağlı olarak insanlar mutlu bireyler haline gelebilecektir.

Bhutan bu çerçevede sadece kendisi için değil, dünya için de önemli sözler verdi. Buna göre:

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 16. maddesi uyarınca sıfır karbon politikası izleyeceğini duyurmuştur, çevreci hidroelektrik enerjisine büyük yatırım yapmıştır, topraklarının yüzde 80’inden daha büyük bir kısmı ormanlarla kaplıdır ve bu oranın hiçbir zaman yüzde 70’in altına düşmeyeceğine söz vermiştir.Ülkenin yüzde 33’ünü vahşi yaşamı korumak amacıyla milli park ya da rezervler olarak tahsis etmiştir, okullarda GSMM eğitimi başlatmıştır.

Ne kadar güzel birsistem değil mi? Bir büyük yük altında sürekli depresif ve tükenmiş olarak yaşamayı olağan sandığımız şu son zamanlarda herkesin mutluluğuna hizmet eden bir anlayış, bize göre çok ütopik. Dünya, insanların ve halkların daha önce eşine rastlanmamış ekonomik büyüme ve materyalizm uğruna diğer her şeyi arka plana attığı bir yaygaranın yıkıcı yan etkilerini yaşamaktadır. Bunun sonuçları gezegenimizin pek çok yerinde, kirlilik, hava değişimi, türlerin yok olması, eşitsizlik, ekonomik güvencenin yok olması ve yoksulluk açılarından gözlemlenmektedir. Pek çok ülke daha çok artan tüketime rağmen mutlu insan üretememektedir, çünkü tüketimdeki artış sağlık, dinlenme, sosyal ilişkiler, maneviyat ve çevrenin pahasına gerçekleştirilmektedir. Uçurumun kıyısında yaşayarak verdiğimiz hayat mücadelemiz bizleri bireyselleştirirken ideal olan ve arzulanan; faydacı filozof Jeremy Bentham’ın “en fazla sayıda insanın azami mutluluğunu sağlayan şey, iyidir” düşüdür. Kolektif mutluluk için önceliğimiz gezegenimize ilkbaharı getirmek olursa bu uğurdaki gayretimiz, mutluluğumuz olabilir. Öyleyse daima yapacak bir şeyler vardır. Mutluluğu doğuran gayret değil de nedir?

 

 

 

Yorum

Ayça Şaşmaztin (doğrulanmamış) Per, 16 Temmuz 2026 - 08:02

Eminim ki herkes biraz kendini bulmuştur bu yazıda...
Kaleminize sağlık.

Nuriye Toraman (doğrulanmamış) Per, 16 Temmuz 2026 - 14:04

Semiha hocam kaleminize yüreğinize sağlık, konu ve anlatım süper olmuş..

Serpil Bilginoğlu (doğrulanmamış) Cu, 17 Temmuz 2026 - 15:25

Semiha hocam hepimizin hedefindeki mutluluk kavramını çok güzel ifade etmişsiniz yüreğimizden geçenleri anlatmışsınız. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.