Kültürün Sadık Bekçileri Müzeler: 18 Mayıs Müzeler Haftası

Kültür

Kültürün Sadık Bekçileri Müzeler: 18 Mayıs MüzelerHaftası

Oğuzhan Emir SARIKAYA

 

Uluslararası Müzeler Günü-Haftası, her yıl 18 Mayıs'ta müzelerin toplumdaki işlevi ve önemi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla kutlanmakta olan uluslararası gündür.

Dünyada 1977 yılından beri kutlanmakta olan Uluslararası Müzeler Günü, Türkiye'de 1982 yılında kutlanmaya başlamıştır. Uluslararası Müzeler Günü'nde her yıl farklı bir ana temaya odaklanılır ve dünya müzelerinde Uluslararası Müzeler Konseyi  tarafından koordine edilen etkinlikler gerçekleştirilir. Etkinlikler tek günde, tek hafta sonunda veya bir hafta süresince gerçekleştirilebilir. 

Kültürümüzün sadık bekçileri olan müzeler, daha çok anılmayı hak ediyor. Bu yazımda sizlere gezdiğim ve en çok beğendiğim üç müzeden bahsedeceğim. Mumyalarla, mozaiklerle ve heykellerle dolu büyüleyici bir yolculuğa çıkacağız.

Zeugma Mozaik Müzesi

Zeugma Mozaik Müzesi, Eski Tekel fabrikası arazisi üzerine kurulmuş olup 09.09.2011 tarihinde açılışı gerçekleştirilmiştir. Zeugma Mozaik Müzesi ile Sergi ve Konferans Merkezi’nin toplam oturum alanı 30.000 metrekare olup 25.000 metrekare kapalı alana sahiptir. 3 adet yapı topluluğundan oluşan komplekste A blokta Zeugma Antik Kenti’nden getirilen mozaikler, B blokta Gaziantep ve çevresinde yapılan kazılarda ele geçen Doğu Roma Dönemi’ne ait kiliselerin taban mozaikleri, C blokta ise idari kat, konferans ve fuar alanları yer almaktadır. Zeugma Mozaik Müzesi koleksiyonunda bulunan Roma ve Doğu Roma Dönemi’ne ait 3.000 metrekare mozaik, 140 metrekare duvar resmi, 4 adet Roma Çeşmesi, 20 adet sütun, 4 adet kireç taşından yapılmış heykel, bronz Mars heykeli, mezar stelleri, lahitler ve mimari parçalar sergilenmektedir.

Zeugma Mozaik Müzesi’nde dünyanın en önemli mozaikleri arasında sayılabilecek eserler yer almaktadır. Konu ve renk çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir mozaik koleksiyonuna sahip olan müze, metrekareye düşen tessera (her bir mozaik taşına verilen isim) sayısının fazlalığıyla dikkat çekmektedir. Üç boyutlu tasarımlar ve üst düzey tekniklerle dönemin mimarisi, yaşam biçimi, bitki ve hayvan temalarının zengin bir biçimde mozaiklere aktarılması, Zeugma’yı dünyanın en önemli mozaik müzelerinden biri haline getirmiştir. Mozaik panoların önünde dakikalar geçirmeye hazır olun, sizleri adeta bir masal diyarında kaybedecek bu bin parçalı yapbozlar…

Amasya Arkeoloji Müzesi

1925 yılında kurulan Amasya Müzesi önceleri muhtelif binalarda hizmet vermiştir. 1977 yılında şimdiki modern binasına taşınarak, 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Müze teşhirinde; Geç Neolitik Erken Kalkolitik Çağ’dan itibaren Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerine ait 13 ayrı medeniyetin eserlerini bir arada görmek mümkündür.

Müze binasının batısında bulunan müze bahçesi içerisinde açık teşhirde ise Hitit, Helenistik, Roma, Doğu Roma, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler sergilenmektedir. Müzenin birinci katında Mumyalar Salonu'nda 14. yüzyıl İlhanlı Dönemi'ne ait mumyalar özel cam tabutlar içerisinde sergilenmektedir.

 

Müzenin birinci katında sergilenmekte olan Roma Dönemi villasına ait “Elmalı Taban Mozaiği” başka bir önemli eserdir. Hitit İmparatorluk Dönemi'ne ait bronz Fırtına Tanrısı Teşup Heykeli, İlhanlıların Anadolu’daki hâkimiyetleri sırasında Amasya’da ikamet etmiş ve Anadolu Nazırlığı ile emirlik yapmış kişiler ve yakınlarına ait mumyalar, Müzenin en ilgi çeken eserlerini oluşturmaktadır.

Burdur Arkeoloji Müzesi

Burdur Arkeoloji Müzesi, 60 binden fazla kültür varlığı ile Türkiye’nin en zengin müzelerindendir. Hacılar, Kuruçay ve Höyücek höyükleri ile Boubon, Kibyra ve Sagalassos Antik Kenti kazılarından çıkarılan eserlere ev sahipliği yapan müzede, müsadere veya satın alma yoluyla edinilmiş kültür varlıkları da bulunmaktadır.

1956 yılında kurulan müze, 2001 yılında yeniden düzenlenmiştir. Müze binası, eskiden bahçede bulunan medreseden geriye kalmış olan Osmanlı Pirkulzade Kütüphanesi’nin mimarisinden esinlenerek yapılmıştır.  

Burdur Arkeoloji Müzesi, 2008 yılında “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü almıştır. Müzede, Neolitik Çağ'dan günümüze kadar uzanan geniş bir zaman aralığına tarihlenen, eşsiz eserler yer almaktadır.

 

Müzenin giriş katı, üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde Sagalassos Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan buluntular yer almaktadır.  Roma imparatorlarından Hadrian ve Marcus Auraliusa ait dev heykeller burada sergilenmektedir. İkinci bölümde Kibyra Antik Kenti kazılarına ait av sahnesi frizleri yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Kremna Antik Kenti kazısında çıkarılan dokuz adet birinci sınıf mermer heykel bulunmaktadır.

Müzenin üst katında ise Neolitik ile Erken Kalkolitik çağlara ait buluntular ve Eski Tunç Çağı eserleri yer almaktadır.

 

İzlenimlerim

 

Her müzede geçirdiğim an öğreticiydi ve yıllar geçse de gittiğim müzeleridün gibi hatırlıyorum. Çünkü bir kültür bekçisi gördüğünüzde artık ondan kopamıyorsunuz. Kültür ve sanat tarihi, hayatınızın bir parçası oluyor. Her eserde daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız, kalp atışlarınız hızlanır çünkü geçmiş ve günümüz arasında bağlantı kuran bir eseri göreceksinizdir. Sizden önce var olanların neler düşündüğünü, neler hissettiğini az da olsa anlatacaktır o eser. Onlarca zaman makinesi karşısında heyecanlanmayalım da ne yapalım?

 

Zeugma’nın mozaiklerini görmek çocukluk hayalimdi. İçeri girip rengârenk mermerlerde kaybolmak… Mona Lisa’dan yüzyıllar önce aynı teknikle yapılan ve gözleriyle hep sizi takip eden Çingene Kızı’nı görünce hangimiz heyecanlanmayız ki? O dönemin teknolojisiyle nasıl yapılmış diye hayret ederiz. Gezmek, merak duygumuzu tetikler. Farkındalığımızı ve dikkatimizi arttırır. Gözlem yapma yetimiz gelişir.

 

Amasya Arkeoloji Müzesi daha da meşhur olmalı! Türkiye’nin en büyük mumya ailesini yaz tatilinde ziyaret etmeye ne dersiniz? Amasya’nın elması yediğim en lezzetli elmaydı. O mayhoş tadıyla enfesti… Ağzınızın suyu akmadı mı? Romalılar bile mozaiklerinde Amasya’nın misket elmasını kullanıp bu eşsiz lezzeti tescillemişler. Bu mozaikler Zeugma’dan bile farklı. Yeşilin daha önce görmediğim bir tonu kullanılmıştı. Renkler daha canlıydı.

 

Burdur saklı kalmış bir mücevherdir: Gezmekten en keyif aldığım antik kent, Ağlasun ilçesindeki Sagalassos Antik Kenti’dir. Bana kalırsa Aspendos, Side, Perge gibi antik kentlerden çok daha güzeldir bu ören yeri.

 

 Böylesine özel bir ilin arkeoloji müzesi de beni hayal kırıklığına uğratmadı. İnsan boyunun neredeyse iki katı kadar büyük olan devasa heykeller oldukça etkileyiciydi. Gladyatör dövüşleriyle meşhur olan Kibyra’dan getirilen gladyatör kabartmaları da gene oldukça hayranlık uyandırıcıydı.  Sagalassos Heroonundan(kahraman mezarı)  getirilen dans eden kızların frizi(kabartma) de gene bunlardan biri.

 

Müzeler sana çok yakışıyor Türkiyem. Müzeler haftamız kutlu olsun!

 

Öz Geçmiş

 23 Kasım 2009’da Ayvalık’ta doğdu. Sabiha Reşit Turgut İlkokulunu bitirdi. Beşinci ve altıncı sınıfı Hilmi Hatice Aksoy Ortaokulunda, yedinci ve sekizinci sınıfı ise tam burslu olarak Çayyolu Bahçeşehir Kolejinde okudu. Ortaöğrenimini Ümitköy Anadolu Lisesinde sürdürüyor. Edebiyat ve fotoğrafçılık alanlarına ilgisi vardır.

Mail Adresi:oguzhansarikaya546@gmail.com

 

 

 

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.