AYIN MÜZİSYENİ:
Söyleşi: Suna Baykam Sapan
Derin Sarıyer
“Müziğin bugün geldiği aşamada otantiklik önem kazanıyor.”

ZorbaTVdergi’ye konuk olmanızdan mutluluk duyduk. Uzun zamandır müzik alanında dinleyenleri tekrar tekrar dinleten şarkılarınızın söz ve müzikleri birçok insanın kulağından silinmedi. Ne eskidi ne de unutuldu… Bu durum kliplerinizin anlattıklarında da gizli...
Sözleriniz bazen adım adım çıkıp inilen bir merdivende hayatın gerçekleriyle yüzleşirken herkesin aklından geçen ama bertaraf ettiği dualara benziyor sanki düz yazılmış samimi ve inkâr edilmiş ama değişmeyen insanlık ses ve kelimeleri gibi… Müzik alt yapınız ile söz yazarlığınızı nasıl tanımlarsınız?
"Güzel şeyler emek ister" derken; insanlara vermek istediğiniz mesajlar açık ve net. Tüm okurlarımıza Youtube’da Derin Sarıyer kanalından sırasıyla eserleri dinlemelerini tavsiye ediyorum. Kimi zaman seneler evvelinden bir sonbahar kimi zaman son yılların popüler notaları arasında buluyorsunuz kendinizi. Sizi ilk defa dinleyecek olan müziksever okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Tamamen dürüst kalarak nasıl bir cevap verebileceğimden emin değilim. Yazdığım sözler olumsuzluk içeriyor gibi. Bunu söylemek için gerçeklerin olumsuz olduğunu kabul etmek gerekir. Bir de "Nasıl düzelir, ne yapmak ~~ki~~ lazım?" soruları var. Bunlar geçersiz benim için. İnsan en baştan bir hata. En baştan hata olan bir şey düzelmez. Bunu kabul etmek zor olduğu için yüzleşilmiyor genelde. Bahaneler, unutma ve unutturma çalışmaları, meşguliyet perdeleri, hepsi bu gerçeği gözden kaçırmak için. İnsanlık ümitsiz vaka. Benim baktığım yerden böyle görünüyor, bildiğim şey bu ve şarkılarımda bildiğim şeyleri yazıyorum.
Güzel şeyler söylemek isterdim, bunlardan bir tanesi de "emek gerektiren güzel şeylerin" gerektirdiği emeği gösterme özelliğinin insanda olmaması. İnsan umut etmeden yaşayamaz. Umut ettiği şeyin gerçek olup olmaması ikincil bir mesele. Bu hayali durumları neredeyse on milyar insan sayısıyla çarptığınızda oluşan kaosla mücadele etmek mümkün değil. Anlamdan yoksun evrende herkes kendi zeminsiz anlamını yaratmaya mahkum. Bu mahkumluğun yolunun iyi bir yönde ilerlemesi imkansız. Bu söylediklerime karşı mazeretler üretilebilir. Zaten dilin görevi gerçekleri gizlemektir. Yazdıklarımı da aslında kendime yazıyorum ama bir insanım ve başka insanların beğenisi beni de memnun ediyor. Varlığın sınırında olan biri de sevgiye muhtaçtır.
Çocukluğumdan beri şarkı yazmak hayatımda. Kendimi bildim bileli. Akustik gitarla başladım daha sonra elektrik gitar, okul grupları vs. O dönemlerde de kendi yazdığım şeyler öncelikti. Profesyonel olarak müziğe erken yaşlarda girmemem ayrı bir konu fakat bugünden dönüp baktığımda ilk resmi yayınımın üzerinden 14 sene geçmiş. Bu açıdan kendimi iyi hissediyorum, yapmak zorunda olduğum şeyi yapıyor olmanın getirdiği bir huzur.
Titizliğim şarkıların ortaya çıkma aşamasında ön planda. Hem sevdiğim hem de tedirgin hissettiğim anlar bunlar. Eskiden melodiler üzerine çalışırdım. Kendime göre komplike melodiler yazmaya gayret ederdim. Sözler sonra gelirdi. Son zamanlarda ise elimde kağıt kalem ilk önce sözlere odaklanıyorum. Yazdıklarımı besteye dönüştürürken son derece minimal yaklaşıyorum artık. Şunu farkettim, bu yaklaşımda çıkan şarkılar insanlar için dinlemesi daha kolay şarkılar. Bir açıdan hoşuma gidiyor bu durum. Eskiden sadece demoları kendim yapardım. Artık son düzenleme ve miksleri de yapıyorum. Belki piyasa standartlarında olmuyordur fakat müziğin bugün geldiği aşamada otantiklik önem kazanıyor. Bu yüzden kozmetik mükemmellik ortamında sade kalmak bana iyi geliyor.
Bu keyifli sohbet için teşekkürler.


Yeni yorum ekle