Orhan Zafer Resimleri Üzerine

Sanat

 

Orhan Zafer Resimleri Üzerine

Prof. Hasan Pekmezci.

.

Sanat eylemi hangi alanda olursa olsun; insan için farklı duygu dünyasında,  farklı duyumsama labirentlerinde en rafine, en adrese teslim serüven demektir. Bu serüven kimi zaman renkler, biçimler, çizgiler, lekeler aleminde duygusal, düşsel, içsel yansımaların aynası; kimi zaman   düşünsel, akli uçlar arasında sorgulama demektir.  ‘’Biz neyiz, kimiz, ben neyim, kimim, varlık nedenim, yaşadığım bu ülke, bu toplum içinde insanlık nedenimle kimlikli bir birey olma nedenim ne denli örtüşüyor’’ sorgulamalarının savaş meydanıdır.

Doğal olarak buna yaşam felsefesi ve sanat felsefesi diyoruz. Tutarlı bir yaşam felsefesi olmayanın sanat felsefesi de olmaz.

Sanat ve sanat eğitim alanında koşullar ne olursa olsun, yıllarca ‘’Ben buradayım’’ diyebilenlerin güne ve geleceğe iz bırakmasının çok sayıda örneği var Anadolu’nu her bölgesinde. Ama ben biraz da duygusal olarak Karadeniz bölgesini ayrıcalıkla ele alırım yazılarımda, konuşmalarımda. Bunda öncü rolde.  Bedri Rahmi. Onun bizde pek bilinmeyen ya da unutulanlar arasında kalan 1958 Dünya Fuarı mozaik panoları. Bugün  gururla seyrettiğimiz Brüksel’de Nato karargahındaki 1960 yılında NATO’ya hediye edilen 50m2lik   panosu.

İkincisi Mustafa Ayaz.  Özgün tabloları yanında Türkiye’de devlet dahil kimsenin yapamadığı devasa Mustafa Ayaz Müzesi. Üçüncüsü Süleyman Saim Tekcan ve sanatımızda alanında tek olan Özgün Baskı Sanatları Müzesi İMOGA.  Elbette bunlara başka örneklerle çok tutkulu, birikimli ve dinamik gençlerden oluşan sanatçılarımız da eklenebilir. Orhan Zafer de bu bağlamda ‘’Ben buradayım’’ diyen başarılı gençlerimizden.

.

Anadolu’da hem öğretmenlik gibi çok sorumluluk isteyen bir görevde olmak, hem de sanat gibi teorik ve pratik alanda devamlılıkla, aralıksız yoğunlaşılması gereken bir sanat insanı profili Orhan Zafer.  Yıllarca bu iki alanın baskısını Anadolu’da yaşamış biri olarak böyle arkadaşlarımızın, gençlerimizin ne denli özveriler yaşadığını biliyorum. Bu konuda büyük kentlere, hatta İstanbul’a özenenlere inat çok sayıda Anadolu tutkununu da sevgiyle anmak gerek.   

Üstelik resmin yanında karikatür gibi düşünsel ve ironik birikim ve fotoğraf gibi görsel-belgesel çok yönlülükten beslenen. Bu alanların örgütlerinde aktif olarak yer alan dinamik bir yaşam. Türkiye Karikatürcüler Derneği, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği ve Karadeniz Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olarak bulunulan bölgede sanat ve kültür insanı sorumluluğu.  Böylesi sorumlulukları yerel ve bölgesel aidiyet açısından çok gerekli ve önemli buluyorum.

.

Bu konuda Zafer’in gerek sanat yaşamındaki başarı grafiğinde ve eserlerindeki kimlikli duruşunda yerel aidiyet bağı olduğuna inanıyorum.  Konu, renk ve tarz takıntısının son yıllarda çok öne çıkarılan bir kimlik sorununa dönüştürülmesini sanatımızın tıkızlaşmasına ve sanat insanımızın yaşamı ve kendini ifade alanlarının alabildiğine sınırlanmasına neden olduğunu düşünenlerdenim.   Elbette tarz, görsel ve içerik kaygısı, ifade dili çeşitli özgün elemanlarıyla sanatçı kimliğinde önemli sayılır ama çok değişken, her değişkenliğin sanatçı gibi duyarlı insanları şiddetle etkileyebildiği bir kaotik toplumda, üstelik daha da kaotik bir dünya ikliminde yaşamanın tek konulu, tek kapılı renk ve tema sarmalında sıkıştırılmasına karşıyım. Bunun da örnekleri çok sanat tarihinde. Picasso hangi renge, hangi temaya, hangi tarza sıkışıp kalmış ki. Örneğin onun Guernica ile Palyaço tablolarını yan yana getirdiğimizi düşünelim. Özgünlüğünü ve özgürlüğünü kaybetme kaygısı olmadan betimlenen, birbirinden çok farklı iki Picasso. Elbette çok daha fazla örnek de yan yana getirilebilir. Bu sözlerim Orhan Zafer’in resimlerini incelerken daha da somutlaştı. Maviyi çok sevdiği belli olan ama başka armonilerde ve başka başka konularda da kendini ifade edebilen, özgüvenli bir çeşitlilik. Bu çeşitlilik daldan dala atlamak ve birbirinden kopuk ‘’ben yaptım oldu bitti oyunu’’ değil. Her resmi içinde onun bir Karadeniz uşağı ve o iklimin-atmosferin kimliği olduğu zaten okumasını bilenler için bir giz değil.

Figürden alabildiğine yararlanmada, tekli, çoklu devinimlerle ifadede bile sanki horona çıkmış Karadenizli insan dinamizmi kendini gösteriyor.  Bu konu üzerinde çok eser üretilecek başlı başına bir yaratım serüveni demek. Ben kendi payıma bu çalışmalardan bazılarının devasa ‘’Horon’’ tabloları halinde sergilendiğini düşününce heyecanlandığımı belirteyim. İzleyenleri içine çeken, oyuna davet eden tablolar.

Bir başka yönden Karadeniz ya da genelleme ile deniz coğrafyası ressamı için deniz araçları, motorları ve teknelerle resimler ilgi çekici. Bana göre olukça özgün ve uzun vadede çok etkili örneklerin geleceğinin öncüleri;  takalar, şilepler, deniz motorlarının bezediği halı-kilim geleneğini sezdiren resimlerle. Bu seri ile elde edilmiş bir konsept sergisinin hayali bile heyecan verici.

.

.

Victor Frankl ekolünün sanata bakışının özetiyle ‘’Sanat eylemi sanatçının kendini, kimliğini, yaşamını, anlamlandırma serüvenidir’’. Bu yolla kendini tanıma yanında tamamlama, izleyeni, paydaşlarını bu serüvene dahil etme eylemidir. Bu da düşsel, düşünsel, görsel paylaşımcılığın en belirgin özelliği sayılır. Sanatın her dalı paylaşılabildiği oranda anlam yüklenir ki sergilerin, müzelerin, sanat merkezlerinin en önemli doyum noktası, sorumluluğu buradadır.

 İkinci Dünya Savaşı’nın en kaotik günlerinde, Avrupa ölüm-kalım mücadelesi içindeyken, Ressamlarımızın yurt resimleri hareketinde (1938-1944), Ressam RefiaEdrenÇıray’ın 1941 yılında Ordu’da çok sayıda resim yaptığı, sanata ilişkin konferans verdiği tarihi bir gerçek. Ordu ilinin onca sorun içinde bir kadın ressama sahiplenme bilinci çok ayrı bir ulusal sorumluluk örneği.

Orhan Zafer’in, bir eğitimci-üretici sanatçı olarak, böylesi bir geleneğin devamında benzer sorumluluğun bilinciyle Ordu ilinin ve Karadeniz sanat geleneğinin başarılı temsilcilerinden biri olarak sanatımızda özgün yerini aldığına inanıyoruz.

Ankara.2026

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.