Ardavirâfnâme Ve İlahi Komedya
Metafizik evrene seyahatlerde bulunma düşüncesi, çok eski çağlardan beri insanoğlunun dikkatini çekmiş, birçok dinsel inanışta birtakım farklılıklarla da olsa fizikötesi evrene yapılmış birbirine benzer bir dizi yolculuktan söz edilmiştir. Bu tür seyahatlerin ilklerinden olan, Sasanî Devleti’nin kurucusu Erdeşîr-i Babekân (eg. 226-241) döneminde yaşadığı kabul edilen Zerdüşt aziziArdavirâf’ın cennet, arâf ve cehennem seyahati son derece dikkat çekicidir. Ardavirâf’ın bu kutsal yolculuğunu konu alan Ardavirâfnâme'den bin yıl sonra İtalyan şair DanteAlighieri (ö. 1321) tarafından kaleme alınmış İlahi Komedya ile arasındaki konu benzerlikleri doğulu ve batılı bilim adamlarının dikkatlerini çekmektedir.
Arapların İran topraklarını egemenlikleri altına aldıkları dönemlerde çoğu yeni dini gönül rızasıyla kabul etme eğiliminde olmayan birçok İranlı ülkelerinden ayrılarak İspanya ve İtalya gibi dünyanın değişik bölgelerine gidip yerleşmişlerdir. Bunlar arasında yer alan dinî inanışlarına sıkı sıkıya bağlı Zerdüştinanırları, gittikleri yerlerde de dinleri, dinsel değerleri ve geleneklerini koruma ve yayma konusunda son derece çaba sarf etmişler, dinî değerlerinin başka dinlerin inanırları arasında da öğrenilmesi ve yaygınlaşmasını sağlamışlardır. [1]
İranlı göçmen Zerdüşt bağlılarının sözü edilen bölgelere göç ederek yerleştikleri dönemlerde Avesta metinleri ve diğer dinsel eserlerini de beraberlerinde götürmüş oldukları, o bölgelerde diğer dinlerin inanırlarıyla aralarında karşılıklı etkileşimlerin yaşandığı bir gerçektir.
Ardavirâfnâme, Mazdeist inanışın çok önemli dinsel metinleri arasında yer alır. Eserin Pehlevice orijinali, sadece bu dili bilen sınırlı sayıdaki araştırmacıya hitap ettiği için manzûm ve mensûr olarak Farsça’ya, ve “Parsîler” adıyla bilinen Hindistan Zerdüştinanırlarının dili Gocerat Dili’ne çok sayıda çevirisi yapılmıştır. Eski devirlerde de söz konusu eserin bazı bölümleri, resmî teşrifat törenleri ve dinî ayinlerde okunur, bu tür meclislerde cehennemde işkence sahnelerinin okunuşu esnasında derin düşüncelere dalan insanlar dehşete düşer ve birçoğu hüngür hüngür ağlardı. Ardavirâfnâme, Parsîler tarafından henüz yoğun ilgiyle okunmakta, özellikle kadınlarla ilgili bölümleri son derece etkili olmakta ve dikkat çekmektedir. [2]
Eski devirlerden beri Ardavirâfnâme’nin, DanteAlighieri’nin (ö. 1321), İlahi Komedya/La DivinaCommedia adlı eseriyle karşılaştırılması eğilimi vardır. Bu konudaki araştırmalar Ardavirâfnâme’nin, dolaylı bir şekilde İlahi Komedya ya da benzeri diğer eserler üzerinde etkili olabileceği sonucunu vermektedir. Bazılarınca Dante, Yahudi kaynakları, Arapça birtakım eserlerde yer alan İranla ilgili ayrıntılar ve İran kökenli metinlerden yapılmış olan alıntılar yoluyla İranlılar'ın ölüm sonrası dünya konusundaki düşünceleri ve inançları hakkında bilgi edinmiştir. [3]
Ardavirâfnâme, büyük ZerdüştmubediArdavirâf tarafından metafizik evrene gerçekleştirilmiş bir yolculuk, göklere yükseliş serüveni, iyi ve kötü ruhların öteki alemlerdeki makamları ve konumları konusunda ayrıntılı rivayetlerine yer veren, İslam öncesi çağların son İran devleti Sasanîler döneminde Pehlevî dilinde kaleme alınmış bir eserdir. [4]
İnsan ruhunun ölüm sonrası hayatta cennet, arâf ve cehennemde bulunacağı makamlara erişmesinde Mazdeist temel prensiplerden “iyi düşünce”, “iyi söz” ve “iyi davranış”ın etkisi, bütün bunların insan kaderi ve ölüm sonrası hayattaki rolü, cennette ödüllendirilme ve cehennemde cezalandırılma konulu ilginç anlatılardan oluşan, Sasanî toplumunu dinsel açıdan etkileme, bir bakıma insanların din kurallarına uymaları ve hükümdarlarının emirlerinden çıkmamalarını sağlama amacıyla kaleme alınan bu eser, eski dünyada İranlıların dinsel ve dünyevî görüşlerini yansıtır.[5]Ardavirâfnâme’nin konusu da Sasanîler dönemine aittir. Eserin ana teması olan miracı gerçekleştiren Ardavirâf ise, Sasanî dönemi azizleri arasında sayılır. [6]
Büyük İskender İran'ı ele geçiripİran halkının kutsal kitabı Avesta ve Zend’i yakarak ortadan kaldırdıktan sonra, İranşehr halkı artık inançlarının temel kaynaklarını kaybetmiş olduklarından dinî konularda birtakım sorularına cevap alamayınca dinî gerçekleri yeniden öğrenme amacıyla Ardavirâf’ı ruhlar alemine gönderdiler. Oradan insanların yaptıkları karşılığında alacakları sevaplar hakkında bilgi getirmesini istediler. Onun ruhu, Çinvadköprüsü’nden geçti. Surûş ve Tanrı Âzer ellerinden tutarak onu hemistekân/arâf’a götürdüler. Cennetin, dünyada yaptıklarının karşılıkları olarak aldıkları ödüllerle mutlu halkının yaşadığı tabakaları geçirdikten sonra Ahura Mazda’nın makamına vardılar. İyilerin yerlerini gösterip ardından onu cehennemliklerin durumlarını görmesi için cehenneme götürdüler. Cehenneme girdi. Oranın karanlığını, ateşini ve dondurucu soğuğunu gördü. Günahkarların, yaptıkları karşılığında verilen cezaları nasıl çektiklerini izledi. Yedi gün-yedi gece boyunca süren bu gezisinden sonra Surûş ve Tanrı Âzer, onu Ahura Mazda’nın huzuruna götürdüler. Ahura Mazda, ona ve Zerdüştinanırlarına “cehenneme düşmemek için doğruların yolundan gitmelerini” emretti. Ardavirâf, dünyaya döndüğünde bu gördüklerini anlattı ve yazıya geçirtti. [7]
Elde bulunan iki Pehlevice nüshanın giriş bölümlerinde; eserin kaleme alınmış olduğu tarih konusunda farklı görüşler ortaya konulmaktadır. Bu görüşlerden birine göre Ardavirâfnâme, Zerdüşt’ün en büyük destekçisi hükümdar Keyanî hükümdarı Goştâsp döneminde, diğerine göre de,Erdeşîr-i Babekân döneminde yazılmıştır. Ancak oryantalistler ve bu konuda araştırmalarda bulunanlar söz konusu eserin, Sasanîler dönemine ait dinî eserlerden biri olduğu konusunda ortak görüşe sahiplerdir. [8]
Ardavirâfnâme, her halükarda, Ardavirâf’ın ölümünden sonralarda ve III./IX. yüzyılın ortalarından daha sonra bir zamanda kaleme alınmıştır. Ancak eserin elde bulunan en eski Pehlevice nüshası VII./XIII. yüzyıla ait olduğu için, Pehlevî dili uzmanları eserin yazılış tarihi olarak bu dönemi kabul ederler. Diğer önemli bir tesbitde,Ardavirâfnâme’nin ana temasının, araştırmacıların ortak görüşleriyle Sasanîler döneminde yazılmış olduğudur. Pehlevî dilinde kaleme alınmış ve günümüze kadar gelmiş bulunan Ardavirâfnâme, III./IX. yüzyıl ortalarıyla VIII./XIV. yüzyıl başları arasındaki bir dönemde kaleme alınmıştır. [9]
Batıda simgesel mitoloji yorumları değişik bakış açılarından hareketle milattan asılarca önce başlamış olup günümüzde de devam etmektedir. Mitolojik simgesel yorumlama örneklemelerinin, dinî inanışların mitolojik rivayetler karşısında güç kaybettiği azalarak zayıflamaya yüz tuttuğu, bilginler ve düşünürlerin gitgide dini inanışların geçekliklerinde şüpheye düştükleri zamanlarda başlamış olmalıdır. Yine klasik dönemlerde benzeri gerekçelerden hareketle klasik kahramanlık şiirlerinin bir gereği olarak benzeri gerekçelerle başta cennet ve cehennem olmak üzere fizik ötesi evrene birtakım seyahatler de gerçekleştirilmiştir. Dante’ninLa DivinaCommedia’sı bu türün en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Peygamberlerin kutsal görevlerini yerine getirirken verdikleri mücadeleler de bu tür rivayetlerin temel dayanaklarını ve çekirdeklerini oluşturmuştur. [10]
İtalya’nın en büyük şairi, Batı edebiyatının en büyük ustaları arasında sayılan DanteAlighieri (ö. 1321), bir edebiyat kuramcısı, ahlak felsefecisi ve siyasal düşünür, İlahi Komedya (yaz. 1956-64) adlı manzum eseri de Hıristiyanlık öğretisinin ve dünya edebiyatının başyapıtlarındandır.[11]Dante her şeyden önce bir şairdi. Bu nedenle de insanlığın ruhani olarak ve uygarca yenilenmesine ilişkin düşlerini ancak şiir diliyle anlatabilirdi. İlahi Komedya’nınkonusu Dante’nin, kılavuzu Vergilius’un ve ilk aşkı Beatrice’nin yol göstericiliğinde Cehennem, Arâf ve Cennet’e yaptığı yolculuktur. Bu ünlü yapıta göre yeryüzünde mutluluğa ahlaki ve düşünsel erdemler yoluyla ulaşılabilir. İlahi mutluluğa ise inanç, umut, hayırseverlik gibi Hıristiyan erdemlerine göre yaşayarak varılabilir. [12]
İlahi Komedya’dakiyolculuk sırasında şair uygar olmayan, aklın ve erdemin bulunmadığı dünyayı simgeleyen "karanlık orman"dan, sonsuz iyiliği simgeleyen Tanrı’nın ülkesine doğru sürekli yükselir. Şairin geçirdiği deneyim alegorik anlamda kendi ruhsal yaşamının tarihidir. Okur, dinsel bir alegori içinde, yaşanan dönemin trajik durumu üstüne düşünmeye ve çözüm yolları aramaya çağrılır. Dante’ye göre insanlığın tükenmek bilmeyen hırsına ancak imparatorluk engel olabilir, kilise de başlangıçtaki saf ve yoksul durumuna dönmelidir. İlahi Komedya’nınamacının; bu dünyada yaşayanları acılardan kurtarıp mutluluğa eriştirmek olduğu söylenebilir. [13]
Dante'nin ahiret yolculuğunu anlatan manzum eseri La DivinaCommedia’nın orijinal adı “Commedia”olup “Divina”sıfatı ilk defa, metafizik içeriği ve yüceltilen göksel değerleri, güzellikleri, Allah’ın insanlara lütufları gibi konuları işlemesi ve uyandırdığı hayranlık dolayısıyla yazılışından üç asır sonra 1555 Venedik baskısında kullanılmıştır. Dante mektuplarında eserinden “kutsal şiir” diye söz eder. [14]
İtalyanlar’ın en büyük şairleri ve dillerinin yaratıcısı saydıkları Dante'nin, İlahi Komedya'sıİtalyan edebiyatının ana kaynaklarından, batı edebiyatının da önemli eserlerinden biridir. Önceleri genellikle minyatürlü yazma nüshaları elden ele dolaşan eser, matbaanın icadıyla en çok basılan metinler arasına girmiş ve çeşitli dillere çevrilerek asırlar boyu Avrupa’nın Kitâb-ı Mukaddes’ten sonra en çok okunan kitapları arasında yer almıştır. [15]
Rüyada çıkılan metafizik yolculukların son halkalarından biri olan İtalyan şair Dante’nin yolculuğu, İranlı ünlü mubedArdavirâf’ın yolculuğuna en yakın olan, ona en çok benzeyenidir. Dante’nin, İlahi Komedya’da anlattıklarıyla, Ardavirâf’ınArdavirâfnâme’de aktardıkları arasında yakın benzerlikler vardır. Bu benzerlikler; Dante’nin, Ardavirâf’tan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmiş olduğu, öte yandan bu iki rüyanın kaynağının aynı olduğu konusunda kesin yargılarda bulunmayı yeterli kılmaz. Ancak aynı konuları ele alan her iki kitap arasındaki anlatımlar, özellikle bazı bölümlerde birbirine yakın durmaktadır. Bu benzerlik bu konuda araştırma yapanları şaşırtmakta ve son derece dikkat çekmekte, söz konusu iki eserin birbirleriyle bir şekilde ilişki içerisinde oldukları kanısını ortaya çıkarmaktadır. [16]
Hem Ardavirâfnâme'nin ve hem de İlahi Komedya'nın baş kahramanları Ardavirâf ile Dante'nin söz konusu eserlerinin ortaya çıkmasını sağlayan yolculukları öncesinde kutsal seferlerinin hazırlık ve yolculuk aşamaları, bu yolculuk boyunca gerçekleştirdikleri ziyaretler, gördükleri gerçekler ve onlardan hareketle çıkardıkları dersler ile insanlığa sundukları mesajlar birbirine çok benzemektedir:
[1]Afifî, Rahîm, ArdavirâfnâmeYâBihişt ve Duzeh Der Âyîn-i Mezdiyesnâ, Meşhed 1342 hş., s. 1.
[2]Muîn, Mehdûht, Mecmu‘a-yiMakâlât-i Doktor Muhammed-i Muîn, Tahran 1368 hş., II, 124-125.
[3]Gignoux, Philippe, Ardavirâfnâme (çev. Amuzgâr, Jâle), Tahran 1382 hş., s. 14.
[4]Rızazâde-yi Şafak, Sâdık, Târîh-i Edebiyyât-i Îrân, Tahran 1352 hş., s. 53; Vehmen, Feridûn, Vâjenâme-yi Artâyvîrâfnâmek, Tahran 2535şş., s. 9; Rûhu’l-eminî, Mahmûd, Numûdhâ-yiFerhengî ve İctimâî, Tahran 1378 hş., s. 69; Ebu’l-Kasımî, Muhsin, Râhnumâ-yiZebânhâ-yi Bâstânî-yi Îrân, Tahran 1375 hş., I, 8.
[5]İftiharzâde, MahmûdRızâ, Îrân, Âyîn ve Ferheng, Tahran 1377 hş., s. 69.
[6]Christensen, Arthur, Îrân Der Zamân-i Sasâniyân (çev. Yasemî, Reşîd), Tahran 1332 hş., s. 86.
[7]Ardavirâfnâme, Metin, 1, 2; Bahâr, Mihrdâd, Pejûhişî Der Esâtîr-i Îrân, Tahran 1378 hş., I, 361.
[8] Rypka, Jan, History of IranianLiterature, Dordrecht 1968, s. 36; Rûhu’l-emînî, Numûdhâ-yiFerhengî ve İctimâî, s. 69.
[9]Muîn, “Ardavirâfnâme”, II, 107-108; Afifî, Ardavirâfnâme, s. 7; West ve Haug, Ardavirâf’ın hangi asırda yaşamış olursa olsun, Ardavirâfnâme’ninSasanî yönetimi zamanında kaleme alınmış olduğu görüşünü savunurlar. Christensen ise, Ardavirâfnâme’nin konusu ve içeriği açısından Sasanîler dönemine ait bir eser olduğu kanısındadır (Christensen, Îrân Der Zamân-i Sasâniyân, s. 35).
[10]Purnamdariyân, Takî,Remz ve Dâstânhâ-yiRemzî Der Edeb-i Fârsî, Tahran 1375 hş., s. 176-178.
[11] “Dante”, Ana Britannica, VI, 600.
[12] “Dante”, Ana Britannica, VI, 602.
[13] “Dante”, Ana Britannica, VI, 602.
[14]Ğanimî-yi Hilâl, M., Edebiyyât-i Tatbîkî, (çev. M. Ayetullâh-i Şirazî), Tahran 1373 hş., s. 187; Şakiroğlu, Mahmut, H., “İlahi Komedya”, DİA, XXII, 68.
[15]Ğanimî-yi Hilâl, Edebiyyât-i Tatbîkî, s. 187; Şakiroğlu, Mahmut, H., “İlahi Komedya”, DİA, XXII, 68.
[16]Afifî, Ardavirâfnâme, s. 14.
Yeni yorum ekle