G-10 Koğuşu

Edebiyat

 

G-10 Koğuşu

 

Burhan Garip Şavlı (1927–2019) Muş doğumludur. Terme Ortaokulu, Ayaş, Silifke, Kandıra’daOrtaokul ve liselerde öğretmenlik, yöneticilik yapmış. Emekli olduktan sonra Kocaeli Belediyesinde Başkan Yardımcılığı, 1977–1980 arasında da CHP listesinden 16. Dönem Muş Milletvekili olarak Parlâmentoya girmiş.

 

Ben, Burhan Garip Şavlı’yı 2008’de Ankara Payda yayınlarında tanıdım. Sonraki yıllarda da karşılaştığımız, söyleştiğimiz olmuştur ama ortak yanınız yoksa hoşbeşten öteye uzamıyor bu tür söyleşmeler. Burhan Garip Şavlı’nın bende bıraktığı izlenim şöyle: yürürken yeri, konuşurken insanı incitmekten sakınan, Türkiye'nin, insanlığın dertleriyle dertlenen kibar, kültürlü, ince ruhlu bir beyefendiydi. “Deli Zala” romanını, “Dört Yan Malazgirt” şiir kitabını o yıllarda okumuştum. Dün kitaplığımdaki eserlerden birinin sırt yazısı dikkatimi çekti; “12 Eylül 1980 Darbesinden Notlar.”  Kitabı çekip çıkardım unutulduğu yerden, künyesine baktım, “Burhan Garip Şavlı, Ürün Yayınları, 2007, Ank.” 2008'de adıma imzalamış bu kitabını da.

Öğleyin okumaya başladım, bitirmeden uyuyamadım. Hiçbir kitabı bu denli kısa sürede okuduğum belki de olmamıştır. Meğer ne çok ortak yanımız varmış Burhan Garip Şavlı ile; bilseydim ne çok konuşur ne çok şey öğrenirdim ondan! Böyle anlarda, elindeki mücevheri yitirmiş gibi oluyor insan; geri getiremeyeceğin, aramakla bulamayacağın mücevher…

 

Kitapta anlatılanlar iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde “12 Eylül” gece yarısı Şavlı’nın Muş’ta kaldığı eve yapılan jandarma baskını ve 30 M2’lik izbe bir yerde 30-40 kişiyle birlikte yaşanan bir haftalık gözaltı macerası. Siyasî partilerin birbir yakalanıp getirilen il-ilçe başkanları. Daha düne kadar birbirlerine düşmanca davranan başkanların, partililerin buradaki dostane ilişkileri ve ironik şakalaşmaları anlatılıyor.

 

İkinci bölümde Şavlı'nın Muş’tan Elazığ’a oradan da Ankara’ya götürülme hikâyesini okuyorsunuz. Bu bölümü okurken bir gülme krizi tuttu beni. Dakikalarca etkisinden kurtulamadığım; aslında ağlayacakken yakalandığım anormal bir gülme kriziydi bu!.. Ulus olarak, birey olarak ağlayacakken zoraki güldüğümüz, acısını halen yaşadığımız ne çok krizler yaşadıkşu güzelim Türkiye’mizde! Burhan Garip Şavlı’nın Muş’ta geçen gözaltı günlerinde aynı odayı paylaştığı il-ilçe başkanları arasında geçen konuşmalar, davranışlar, “12 Eylül 1980 Darbesinden Notlarkitabının“Güleriz ağlanacak halimize” dedirten, düşündüren, insanın içini burkan bölümüdür. Anadolu insanının saflığı, dürüstlüğü 30 M2’lik hücrede bilegösteriyor kendini. Kitabı okuyup arka kapağını kapatırken, “Demek ki siyaset tabanda değil tepede kirleniyor” hükmüne varıyorsunuz.

 

Kitabın ikinci bölümünde“Ankara/Dil Okuluna hapsedilen119 Milletvekilinin tutukluluk günleri” anlatılıyor. Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Deniz Baykal, Temel Karamollaoğlu, Ahmet Türk, Sadi Somuncu, Mustafa Gazalcı, Şevket Kazan, Ali Rıza Septioğlu’nun da aralarında bulunduğu 17 koğuşta 119 Milletvekilinin tutukluluk halleri...17 koğuş arasında en canlı en renkli olanı ise G-10 Koğuşudur. İşte bazen tiyatro bazen siyaset bazen düello sahnesi olan bu koğuş, Burhan Garip Şavlı’nın koğuşu… Yazının başlığına

“G- 10 Koğuşu” demem bundandır.

 

G-10 Koğuşu, öteki koğuştaki milletvekillerinin de zaman zaman toplandığı, nutuk attıkları, kimi zaman kavga ettikleri, yumruklaştıkları koğuştur. 5 ranza solda,5 ranza sağa yerleştirilmiş. Soldaki ranzalarda CHP’liler, sağdaki ranzalarda AP, MHP, MSP milletvekilleri kalıyor. Parlâmentonun en renkli simaları bu koğuşta toplanmış.Dil Okulu, toplam 17 Koğuşta 119 tutuklu Milletvekilini ağırlıyor(!)Kitabı okurken bu olup bitenlerden çok, Türkiye’nin kara bahtına ve halkımızın kara yazgısına üzülüyor insan. “Kendi ülkesine bu denli zarar veren başka bir ülke var mıdır?” Demokrasiyi, Lâikliği, çağcıl yaşamı içine sindiremeyenler bir türlü alışamadılar Cumhuriyet Rejiminin uygar düzenine!

 

Burhan Garip Şavlı’nın,“12 Eylül 1980 Darbesinden Notlar” kitabında “Güleriz ağlanacak halimize” dedirten cümleleriyle sonlandıralım yazımızı:

"...... Derken ortalık akşamla kararıyor,öğretmen Ercan elektriği yakıyor. Dört duvar arasına alınanların yarın neler görecekleri belli değil. Yeniden hoş geldiniz diyorum. Elektrik ışığında yüzlerine bir bir bakıyorum; kurbanlık koyun gibiler. Ayrı siyasal kampların insanları, bölüştükleri ekmeklerde sanki ortak yazgının birlikteliğini yaşıyorlar. Benden başka hepsi de ayakta; aynı sıkıntıyı duyuyorlar yüreklerinde, aynı soruyu soruyorlar: “Ne olacağız?”

 Birden bastıran sisin, karanlığın içindeyiz!"

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.