DOĞAN SOYDAN
Sağlık Olsun
Türkiye'de şehirler arası yolcu otobüslerinde sigara içilmesi serbestti. Bu durum, sağlık yönünden başkalarına zarar veren, toplumsal yaşayışıörseleyen bir davranıştı. Geç de olsa,25 Mayıs 1997 tarih ve4262 sayılı yasa ile Türkiye'de şehirler arası otobüslerde ve şehir içi toplu taşıtlarda sigara içmek yasaklandı.Bu yasağı yurttaşlar da benimsemiş olmalı ki bugün yüzde yüz bir uyum ve uygulama sağlandı.Bu yasaklamadan önceki yolculuklarımda hep dikkatimi çekerdi; insanlar bir hastalık, bir iş takibi için Anadolu’dan Ankara’ya gelirken daha az, memleketlerine dönerken daha çok sigara içerlerdi.Ben bunun nedeninimerak ederdim ama işin iç yüzünü, yaşanılan düş kırıklığını öğrenince de onların bu hallerini hoş görmeye başlardım. Tüm Bakanlıklarda, hastanelerde ve resmî kurumlarda uygulama aynıdır. Genel olarak bu çark şöyle işlerdi:
Kelebek kanatlı kapıdan girincebirkaç görevlikarşılar sizi. Önce tepeden tırnağa aranır sonra da “Niçin geldiniz? Kiminle görüşeceksiniz?” gibilerden bir güzel sorgulanırsınız. Eğer kendinizi iyi anlatabilir de isteminiz kabul görürse, bulunduğunuz yerden daha ötelere gitmenize izin verilir aksi halde girdiğiniz kelebek kanatlı kapıdan geri çıkmak zorunda kalabilirsiniz
Diyelim ki uygun bulundunuz ve daha ötelere gitmenize izin verildi,hemen “Danışman”yazılı camlı kulübeye gideceksiniz. Bu kez de onlara anlatacaksınız derdinizi: “Ben falan ilden geldim de… şöyle bir işim vardı da… falanca beyle görüşeceğim de… falan filan! Burada da geçerli bir nedeniniz olması ve derdinizi kibarca anlatmanız, karşınızdaki kişilere saygılı davranmanız koşuldur. Diyelim ki kabul gördünüz; bu kez de kimliğiniz istenecek. Cam bölmenin küçük deliğinden size bir “ziyaretçi kartı” uzatacaklar ve bu kartı döşünüze takmanız istenecek. İşin bu noktasından sonra kimi yerinde kırmızı kimi yerinde yeşil halıfleks döşeli merdivenleri tırmanabilirsiniz artık. Sakın asansör beklemeye kalkışmayın; buralarda asansör rötara uğramış tren gibidir ne zaman hareket edeceği, hangi istasyonda ne kadar bekleyeceği belli olmaz. Siz, döşünüzdeseferberlik madalyası gibi sallanın ziyaretçi kartı ile merdivenleri tırmanırken çektiğiniz bunca yorgunluğun boşa gitmeyeceğini düşünüp tatlı hayallere dalsanız da nafile! Çünkü soluk soluğa kapısını çaldığınız beyefendi, hanımefendi ya yerinde yoktur yada içeride çok saygın konukları vardır O kalabalıkta anlatacağınız sorununuz güme gidecek, kapıdan girmenizle çıkmanız bir olacaktır. O nedenle beyefendinin dahauygun daha sakin olduğu zamanı yakalamak durumundasınız. İşin TBMM’si boyutu şöyle:
Henüz cep telefonunun olmadığı, ankesörlü telefonların jetonla çalıştığı o yıllar… Yer TBMM’nin önü Dikmen giriş kapısı. Yüz, iki yüz kişi sağanak yağmurun altında bekleşiyor. Anadolu’nun farklıillerinden gelmiş yurttaşlar.Sırası gelen biri, oradaki görevliye yaklaşıyor. Şöyle bir konuşma geçiyor aralarında:
—Ben Van’dan geldim,…….. Milletvekilimizle görüşeceğim.
—Bugün Meclise girmek yasak, görüşemezsiniz.
—Ama ben ta Van’dan geldim efendim.
—olabilir. Gel diye sana mektup mu gönderdiler?
—Peki ben ne yapacağım şimdi?
—İşiniz çok mühimseMilletvekiline telefon edeceksin, o seni çağırtacak.
- Efendim buradan telefon edebilir miyim?
—Hayır, Kızılay’dan…
—Kızılay’dan mı?
—Evet Kızılay’dan.
Yeniden koşacaksınız dolmuş kuyruğuna. Yağmur gönlünce biraz daha ıslatacak sizi ve siz, “Ne zaman adam yerine konulacağım!” diye düşüneceksiniz derin derin. Birazdan akşamın koyu gölgesi düşecek yavaş yavaş.Otobüsünüzün hareket saati yaklaşıyor. Otel parası Yemek parası, dolmuş parası vermekten daha hesaplıdır memlekete dönmek. Cebinizdeki sigara yetmeyebilir, bir de yedek paket atmalısınız. Duman altı olmuş yolcular arasında yavaş yavaş uykuya dalarken gözkapaklarınız söyleyeceğiniz son söz “Sağlık olsun!” olacak.
Yeni yorum ekle