Son Martılar
“Son Kuşlar,” Sait Faik’in 1952’de yazdığı, bir zamanlar ortaokul ders kitaplarında da okutulan bir öyküdür. Öykü kahramanı “Konstantin” iyi niyetli, zengin bir tüccardır ama aynı zamanda da zalim bir kuş avcısıdır. Vapurla Burgazada’ya gidip gelirken gözü hep gökyüzünde olur, kuşları görünce de “Bizim pilavlıklar geldi” der iştahı kabarırmış. Kendi avladığı yetmezmiş gibi bir de mahallenin çocuklarını toplar,onlara ökseler kurdurtup avlatırmış kuşları. Sait Faik bu öyküsünde, kuşların Konstantin yüzünden adaya gelmez olduğunu, soylarının giderek tükendiğini anlatır. Çocuklar sınıfta bunları okurken nasıl da üzülür, Konstantin’e nasıl da kızarlardı! Sait Faik bugün yaşasaydı ve yalnız Burgazada’da değil yurdun her yanında kuşların soyunun tükendiğini görseydi kim bilir nasıl bir öykü yazardı?
Yirmi yıldan beri Ege’de bir tatil beldesine gelir giderim. Sahilde herkes denizin büyüsüne kapılıp dalgın dalgın denize bakarken, ben, hemen birkaç metre ötemizde denizin yüzeyini beyaz bir adacık gibi kaplayan martıları seyrederdim. Bu martılar sahile yaklaşan balıkçı teknesinin sesini duymasınlar!Az önce denizin yüzeyini beyaz bir adacıkgibi kaplayan yüzlerce martı, birden havalanır balıkçı teknesine doğru kanat çırparlardı.Balıkçının denize serpiştirdiği balık atıklarını kapışmak için bir denize ağar bir gökyüzüne doğru pik yaparlardı.Eski Türkçede de sıkça kullanılan Farsça kökenli bir söz öbeği vardır “Şaduman olmak;”sevinmek, çok sevinmek…“Sevinçten dört köşe olmak” diyebiliriz buna. İşte sahilde herkes denizin büyüsüne kapılmışken ben martıların bu şadumanolmuş hallerini seyrederdim.
Sahile bir değil birkaç balıkçı teknesi gelirdi gün boyu. Bu martılar,öteki balıkçı teknelerini bu şaduman olmuş halleriyle karşılarken, Arap Balıkçı’yı görünce istiflerini bozmazlardı;biri bile onu karşılamaz, teknesine yaklaşmazlardı. Sonra anlaşıldı ki bu balıkçı, Sait Faik’in Konstantin’i gibi zalim biriymiş! Balıkatıklarını martılara vermez, poşetlere doldurup götürürmüş. Martılar bunun için Arap Balıkçı’ya küsmüşler. Martıların sezgi gücü, Arap Balıkçıyı da onun teknesini de teknesinin sesini de bilir, o gelirken o beyaz adacıktan bir tek martı havalanmazdı. Bu manzarayı görünce, ben, martıların Arap Balıkçı’yı cezalandırdığını düşünürdüm.
Sait Faik Abasıyanık, Burgaz semalarındaki kuşlara ve o kuşları bir bir avlayan, yok eden Konstantin’e bakarak nasıl öykü yazmışsa; ben de bu martılara ve martıları mahrum bırakan Arap Balıkçıya bakarak, 2022’de bir öykü kitabı yazmıştım çocuklar için;Küskün Martılar… Bir baskı yaptı, birkaç ayda tükendi ve orada kaldı bu kitap. Heyhat, Bugün o küskün martılar da yok artık!
“Martılar her yıl biraz daha azalıyor” diyordum da kimse inanmıyordu.“Bu yıl yani 2026 yılı deniz sezonu boyunca bir tek martı görmedim” desem inanmayacağınızı biliyorum ama ne yazık ki gerçek bu. Yalnız martılar mı? İkindi vakitleri sitemizin bahçesinde kırlangıçlar uçuşurdu yüzlerce, onlar da yok artık. Kim bilir,dünya kurulalı beri daha hangi kuş türlerini yok etti bu insanoğlu! “Keşke kuşlar azalmasa, kuş türleri yok olmasa!
Bu yıl göremediğim martılar mı? Keşke yok olmasalar da bizlere küsüpbaşka diyarlara, başka kıtalara gitmiş olsalar; ona bile razıyım ben!
Yeni yorum ekle