Abulce Ma Kondarata

Edebiyat

Abulce Ma Kondarata

 

“Abulce ma kondarata. Sa, umhamaramatrammula. Kole ora diz moresantaralla,hollemeabulce. Base ommilbure, kiettaorekondarata. MileceVerkiata mora alturaholleme.”

“Bunu ezberlemem gerek bu gece.” diyor oda arkadaşım Nuri. Ama nedenini sormamalıymışım.

“Hem bunlara saçmalık demeyi sürdürürsen çarpılırsın bilmiş ol.” diye de uyarıyor beni.

Durmadan yinelediği bu anlamsız saçmalıklar yüzünden uyuyamıyorum. Yataklarımızın arasından odayı boylamasına kat ediyor, kapıya kadar gidiyor. Orada sert bir dönüş yaparak bu kez pencereye kadar adımlıyor odayı. Her dönüşünde belli belirsiz bir “şşıng” sesi duyuluyor.

“Abulcemakondarata.”

Işığı kapatmama izin vermiyor, çünkü elindeki kâğıda sık sık bakması gerekiyormuş.

Gözümü siyah uyku bandıyla kapatıyorum. Başımı yastığın altına sokuyorum. Yorganı iyice tepeme çekiyorum.

“Sa, umhamaramatrammula.”

Tanrım, kafayı yiyeceğim, kalkıp oturuyorum. Bandı gözümden çıkarıp,

“Bak Nuri, seninle bir anlaşma yapalım. Sen şimdi yat uyu, ben sabah erkenden odayı terk ederim, o zaman rahat rahat ezberini yaparsın, olmaz mı?” diyorum.

“Omaz, sabah sınavım var benim.” diyor.

“Ne sınavı, yarın Pazar?”

“Bak bana soru sorup durma, bu başka bir sınav, sana anlatamam.”

Elindeki şifreli bir mesaj mı, yoksa konuşanı kalmamış, ölü dillerden biri mi merak ediyorum. Kulağa hiç hoş gelmeyen bir takırtı, tukurtu. Bunu sabaha kadar dinleyemem, çıldırırım. Öyle kolay kolay ezberleneceğe de pek benzemiyor. Hele Nuri için.

“Koleore diz moresantaraltahollemeabulce.”

Yorganı üstümden atıp oturuyor, gözümü Nuri’ye dikiyorum. Başındaki garip şapkayla çok komik görünüyor.Piramit biçiminde, sert bir kukuleta bu. Piramidin en tepesinde küçücük bir çan var. Döndükçe şşıng” eden o. Üçgenlerin kenarlarının birleştiği noktalardan dahızlı dönüşleri sırasında savrulan,kurumuş kurbağa ölüsüne benzer bir şeyler sarkıyor. Yüzü bu denli gergin olmasa şaka yaptığını sanacağım. Ama hayır bu bir şaka değil, ortada bir ölüm kalım meselesi var sanki. Aynı rotada hızla gelip gitmeyi sürdürürken bir yandan da elindeki kâğıda bakıyor, sonra gözlerini tavana dikip tümceyi yineliyor. Göz bebekleri yitiyor adeta. Oturduğum yerden yalnızca aklarını görüyorum.

“Base om milbure, kiettaorekondarata.”

Çıldıracağım. “Sen bunların anlamını biliyor musun Nuri?”

Başını iki yana sallayarak hayır diyor Nuri. Sözünü kesmemem için yükseltiyor sesini.

“Mileceborteumeorekisalt diz penture.”

Kalkıp banyoya gidiyorum. Ecza dolabından pamuk alıp kulaklarımı tıkıyorum. Yatağa giriyorum,siyah bandı tekrar gözlerime yerleştiriyorum. Başımı yastığın altına sokuyorum, yorganı da iyice tepeme çekip uyumaya çalışıyorum. Sesini derinden derindenhâlâ duyuyorum.

“Abulcemakondarata.”

Tanrım, başa döndü. En başından başladı yeniden. Daha ne kadar sürecekbu işkence?

Sesi kulaklarıma ninni gibi gelmiş olmalı, bir süre sonra uyumuşum.

Sert bir gacırtıyla uyanıyorum. Ama ses hemen kesiliyor. Belki de dışarıdan geldi. Başımı yastığın altından çıkarıyorum. Sonra usulca siyah bandı da çıkarıyorum gözlerimden. Işık sönmüş, tam bir sessizlik var. Kaç saat uyudum bilmiyorum. Pamukları hatırlıyorum sonra. Onları da kulaklarımdan alıp atıyorum. Nuri susmuş, evet evet sessizlik gerçek. “Çok şükür.” diyorum içimden. Saate bile bakmıyorum, yeniden gömülüyorum yatağa, rahat bir uykuya dalıyorum.

                                                           ***

“Peki” diyor komiser, “Sabah uyandığında onun yatağının olmadığını görünce ne yaptın?”

“Hiçbir şey yapmadım” diyorum, “Yine arkadaşların şakalarından biri sandım, burası bir öğrenci yurdu, böyle şakalar sık sık olur. Uyurken, şeytanın aklına gelmez işler gelebilir başınıza. Ne eşek şakaları yaparlar bir bilseniz.

Emniyette, sorgu odasındayız. Küçük bir masanın önünde oturuyorum. Yaşlı komiser tepemde dikiliyor.

“Oda arkadaşın yatağı ile birlikte kayıp, iki gündür ortalarda yok, buna ne diyeceksin? Haberin yok yani, öyle mi?”

“Abulcemakondarata.” diyorum. Komiser şaşırıyor.

“Aptal ayaklarına yatma, onu en son gören sensin, söyle ne yaptın arkadaşına?”

“Sa, umhamaramatrammula”

Komiserin tepesi iyice atıyor bu kez. “Seni falakaya yatırırım lan yeminle. Söyle arkadaşın nerde?”

Birden fark ediyorum, o gece ben, bu garip paragrafı tümüyle ezberlemişim. Nuri’nin sesini ninni gibi dinlerken, sözcükler belleğime bir bir kazınmış. Uykuda dil öğrenmek dedikleri buymuş demek ki. Çok kolaymış. Bir de ne anlama geldiklerini bilsem.

Tam “Kole ora diz” diyecekken, gözümünortasına yediğim yumrukla sarsılıyorum. Çakan şimşeklere aldırmadan, yine de tümcemi tamamlıyorum aceleyle; “moresantaralla, hollemeabulce.”

Komiser kendisiyle dalga geçtiğimi sanıyor. “Öbür gözünü de patlatmamı ister misin?” diye bağırıyor bu kez. İyice sinirlenmiş, yokuş yukarı koşmuş bir at gibi soluyor.

“Komiserim valla dalga geçmiyorum. Arkadaşım bütün cumartesi gecesini bu bilmediğimdilde yazılmış paragrafı ezberlemekle geçirdi. Öyle çok yineledi ki ben de yorganın altında uyumaya çalışırken, ister istemez ezberlemişim.” diyorum.

Komiserin sinirden kızarmış suratı usul usul asıl rengine dönüyor, sakinleşiyor. “Doğru mu söylüyorsun sen? Yaz bakayım şuraya o paragrafı.”

Önüme kâğıt kalem sürüyor. İyice ezberlemişim, iki dakikada sular seller gibi yazıyorum.

“Bir de bana, pazar günü bir sınava gireceğini söylemişti. Bunu o sınav için ezberliyormuş.” diyorum.

Komiser iyice dalgınlaşmış, elindeki kâğıtta yazılanları sökmeye çalışıyor. Bir yandan da bana, “nasıl bir sınavmış bu?” diye soruyor.

“Valla bilmiyorum ki.” diyorum. Gözümdeki zonklama iyice şiddetleniyor bu arada. Az sonra tamamen kapanacak sanırım. Bu yumruğu haksız yere yediğimi düşünüp komisere güceniyorum biraz.

Paragrafı böylesine kusursuz ezberlememe şaşıp dururken aklıma geliyor; “Keşke o sınava ben girseydim.” diyorum kendi kendime. “En yüksek notu alırdımvallaha.”

                                                           ***

Emniyetten salıyorlar beni. Nuri’nin yitişiyle ilgili bir şey bilmediğime ikna oluyorlar sanırım. Nezarette uykusuz geçmiş bir geceden sonra, mor bir gözle ve yorgun çıkıyorum oradan. Aslında ben de onlar kadar merak ediyorum Nuri’nin başına gelenleri.Yaptıkları ve söyledikleri bana ne kadar saçma gelirse gelsin,sonuçta ortada yok işte oda arkadaşım. Yatağı ile birlikte yitmesi ise, kocaman bir soru işareti. Polisi çaresiz bırakan da bu.

“Sınavı ne oldu acaba garibimin?”

Ardında pek çok soru var Nuri’nin. Nuri koca bir soru işareti oldu.

Bir şeyler atıştırıp yurda dönüyorum. Bugün derse girmemeye karar veriyorum. Uyumam gerek, çok yorgunum, gözüm de zonkluyor.

Odaya girdiğimde içim bir hoş oluyor. Yatağın yerindeki koca boşluk Nuri’yi yutmuş gibi bir duyguya kapılıp ürperiyorum. Sonra dönüp kendi yatağıma bakıyorum. Özenle düzeltilmiş. Battaniyenin üzerinde, Nuri’ninbaşında gördüğüm piramit şapkanın bir benzeri ve ezberimdeki paragrafın yazılı olduğu bir kâğıt duruyor.

Hemen fırlıyorum kapıya koşuyorum.

Kapı kilitli.

 

                                              

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.