Rusya’nın Yeni İkonu Aziz Putin
Rusya’da bazı havaalanların da da satılmaya başlanan “Kutsal Putin İkonaları”nı gördüğümden bu yana, 1999’dan beri iktidarda bulunan Viladimir Putin’in Rus kültürel hayatına nasıl ve neden egemen olmaya başladığını düşünüyorum. Daha önce, Moskova ve Petersburg’u ziyaret eden Türk turistlerin almadan Türkiye’ye dönmedikleri Rus kültürüyle özdeşleşen, birbirinin içine geçen Putin’den Lenin’e, Lenin’den Romanov çarlarına uzanan silsileyle yapılmış olan hediyelik matruşkaların yerini, yakında Viladimir Putin’in ikonaları alabilir. İster Rus milliyetçisi, Ortodoks bir inanan olsun, isterse de Rusya’dan bir hediyelik alan sıradan bir turist olsun, Putin ikonasına baktığında acaba Rus yöneticiler tarafından aşılanmaya çalışılan aynı değerleri algılıyor olabilirler mi? Putin gibi bir devlet başkanının kutsal bir kimliğe ikonalar eliyle büründürülmesi acaba ne anlama geliyor? Bunun anlaşılabilmesi için öncelikle ikonanın tarihine ve Rus Ortodoks kültüründeki yeri ve önemine değinmemiz gerekir.
İkona ve Rus İkonacılığı

Devlet Başkanı olmaktan öteye geçen Aziz Viladimir Putin
Hristiyanlıkta, özellikle Ortodoks ve Doğu Katolik kiliselerinde, kutsal kişileri (İsa, Meryem, azizler, melekler) veya kutsal olayları (Paskalya, vaftiz vb.) tasvir eden dinsel sanat eserleri olan ikona, Hristiyanlıkta kutsal bir iletişim aracı ve görsel teoloji kaynağı olarak Anadolu'dan doğmuş, Bizans üzerinden Rusya'ya ulaşmış ve Rus Ortodoksluğu'nun sanatsal zirvesi olmuştur. Sovyet baskısı altında dahi hayatta kalmış ve 1991 sonrası dönemde Rus kültürel ve siyasi kimliğinin merkezine yerleşmiştir.
Tüm Ortodokslar ve özellikle Rus Ortodoks Hristiyanlar için ikona, merkezi ve hayati bir öneme sahiptir. Ortodoks Hristiyanlık inancına göre ikona:
1. Enkarnasyonun (Bedenlenmenin) Kanıtıdır: İkona, Tanrı'nın oğlu İsa'nın gerçekten insan olarak bedenlendiğini görselleştirir. Eğer Tanrı, İsa'da maddesel bir biçim aldıysa, bu biçim resmedilebilir. İkona, bu nedenle, İsa'nın tam Tanrı ve tam insan olduğu inancının görsel bir ifadesidir.
2. Kutsala Açılan Penceredir: İkona, üç boyutlu bir sanat eseri değil, göksel gerçekliğe açılan iki boyutlu bir "kapı" olarak görülür. Dua eden kişi, ikonaya bakarak tasvir edilen kutsal kişiyle iletişime geçtiğine inanır.
3. İlahi Eğitimin Aracıdır: Özellikle okuma yazma oranının düşük olduğu dönemlerde, ikonalar Kutsal Kitap’tan öyküleri ve doktrinleri görsel olarak öğretme işlevi görmüştür. Onlar "okuma yazma bilmeyenlerin İncil'i" olarak adlandırılır.
4. İbadetin Merkezidir: İkonalar, kiliselerdeki ikonostasis (ikon duvarı) üzerinde ve evlerdeki özel dua köşelerinde yer alır. Litürjinin (ayinin) vazgeçilmez bir parçasıdır.
Rus Ortodoks Kilisesi, Bizans'tan miras aldığı ikonografi geleneğini korumuş ve zirveye taşımıştır. İkonalar, Rus Hristiyanlığı’nın manevi ve kültürel kimliğinin temel taşını oluşturur. Ünlü Rus ikon ressamları (Andrei Rublev gibi), ikonayı sanatsal bir mükemmelliğe ulaştırmıştır.Rusya'da özellikle Kazan Meryemi gibi bazı ikonaların mucizevi güçlere sahip olduğuna inanılır. Bu ikonalar, büyük ulusal olaylarda ve savaşlarda koruyucu olarak görülmüştür. Rus Ortodokslar, bir ikonanın önünde eğilerek, onu öperek veya mum yakarak ona özel bir saygı gösterirler. İkona geleneği, Rusya'da günlük yaşamın ve ulusal tarihin ayrılmaz bir parçasıdır.
Rus İkonografisi, sadece sanatsal bir biçim değil, aynı zamanda Ortodoks teolojisinin görsel bir ifadesi olmuştur.Rus ikonaları, Bizans geleneğinden miras aldıkları ve zamanla kendi kimliklerini kattıkları katı dinsel-sanatsal kurallara ve ayırt edici özelliklere sahiptir. Rus geleneksel ikonalarında:
- Ters perspektif yöntemi kullanılmıştır. Geleneksel Batı sanatındaki tek kaçış noktalı perspektifin aksine, ikonada çizgiler izleyiciye doğru veya izleyicinin arkasındaki bir noktaya doğru birleşir. Bu, izleyiciyi kutsal alana dahil etme amacı taşır,
- Işık ve gölgesizlik göze çarpar.İkonada gölge kullanılmaz, çünkü ışık fiziksel bir kaynaktan değil, İlahi Işık'tan gelir, aşağıdan veya yandan gelmez,
- Figürler ve nesneler parlak ve canlı tasvir edilir, sembolik renkler kullanılır.Her rengin derin bir manevi anlamı vardır. Örneğin: Altın sarısı sonsuz hayatı, ilahi ışığı; beyaz saflık ve ilahi bilgeliği; kırmızı dünyevi yaşamı, aşkı ve şehitliği; mavi, sessizlik, alçakgönüllülük ve ruhani evreni sembolize eder,
- Zamansızlık ve mekânsızlık esastır.İkona, belirli bir yer veya zamanı değil, Kutsal Hakikati tasvir eder. Figürler gerçek boyutlarında değil, manevi önemlerine göre ana karakter vurgulu ve büyük çizilir. Yazıtlar kutsal figürlerin kimliğini belirten Yunanca veya Kilise Slavcası yazıtlar ikonanın ayrılmaz bir parçasıdır.
Rus İkonografisi'nin tarihi, Rusların X. yüzyılda (988 civarı) Hristiyanlığı Bizans İmparatorluğu etkisiyle kabul etmesiyle başlar.
• Erken Dönem (X. - XIII. Yüzyıllar): İkonalar ilk başta ağırlıklı olarak Bizans'tan getirilmiş veya Bizanslı ustalar tarafından Kiev Rus Derebeyliği’nde yapılmıştır. Sanat, güçlü bir Bizans etkisi altındadır. Bu dönemdeki ikonalar, Bizans geleneğinin ciddiyetini, manevi derinliğini ve katı kurallarını yansıtır. Önemli bir örnek, XI. yüzyıl başlarında Konstantinopolis'ten Rusya'ya getirilen ve Rusya'nın en kutsal ikonalarından biri haline gelen "Vladimir Meryemi" ikonasıdır.
• Moskova Okulu'nun Yükselişi (XIV. - XVI. Yüzyıllar): Moğol istilalarının ardından siyasi ve kültürel merkez Kiev'den Moskova'ya kaydı. Bu dönemde Rus sanatı bağımsız bir kimlik kazanmaya başladı. Moskova Okulu, Bizans'ın katı üslubunu yumuşatarak, daha lirik, renkli ve duygusal bir üslup geliştirdi. Bu, ikonografinin "Altın Çağı" olarak kabul edilir. Eserleriyle ikona sanatını zirveye taşıyan Feofan Grek, Andrey Rublev, Dionisy (Dionysius) bu döneme damgalarını vurmuşlardır. Yarattıkları kompozisyonlarda, manevi derinlik, asalet, şölen, huzur, sükunet, uyum iç içe geçmiş olan bu ikona sanatçıları, Rus görsel sanatlarının da temelini atmışlardır.
• XVII. Yüzyıl ve Sonrası: Batı Avrupa sanatının (özellikle Barok ve Rönesans) etkisi yavaş yavaş ikonografiye sızmaya başladı. İkonalar daha üç boyutlu, duygusal ve gerçekçi olmaya başladı, bu da geleneksel Ortodoks ikona kurallarından (kanonlardan) bir miktar uzaklaşma anlamına geliyordu. I. Petro'nun reformlarıyla birlikte, dindışı (seküler) sanat öne çıkmış, ancak ikonografik gelenekler kırsal kesimde ve Eski İnananlar arasında yaşamaya devam etmiştir.
Sovyetler Birliği Döneminde İkona ve İkonacılık
Sovyetler Birliği (1922-1991) dönemi, ikonalar ve ikonacılık sanatı için büyük bir kriz, yıkım ve ardından gizli koruma ve akademik yeniden keşif dönemi olmuştur.
Bu süreç kabaca üç ana döneme ayrılabilir:
1. Yıkım ve Baskı Dönemi (1917 - 1930'lar)
• Devrim ve Ateizm Politikası: 1917 Ekim Devrimi'nden sonra Sovyet rejimi, resmi olarak devlet ateizmini benimsedi ve Kilise'yi düşman ilan etti. İkonalar, dinsel propagandayı ve "gericiliği" temsil eden unsurlar olarak görüldü.
• Kilise Yağmaları ve İmha: Binlerce kilise kapatıldı, yağmalandı veya yıkıldı. İkonalar, diğer kutsal eşyalarla birlikte ya tahrip edildi (yakıldı, kesildi, boyandı) ya da müzeler ve devlet depoları tarafından "sanat eseri" olarak kurtarıldı.
• İkonacılığın Sonu: İkonalar, özel olarak resmedilmeyi gerektiren dini objeler olduğu için, geleneksel ikonacılık atölyeleri kapatıldı ve bu sanatın icrası kesinlikle yasaklandı. Ustalar ya sanatı bırakmak zorunda kaldı ya da gizlice çalıştı.
2. Koruma, Gizleme ve Akademik Keşif Dönemi (1930'lar - 1960'lar)
• Müze İkonografisi: Kiliselerden toplanan ikonaların büyük bir kısmı, özellikle yüksek sanatsal değere sahip olanlar, devlet müzelerine (Tretyakov Galerisi, Rus Devlet Müzesi vb.) aktarıldı. Burada, dini bir obje olmaktan çıkarılıp "Rus Güzel Sanatının" erken örnekleri olarak sergilendi.
• Temizleme ve Restorasyon: Bu dönemde, ikonaların tarihsel ve sanatsal değeri Sovyet sanat tarihçileri tarafından yeniden keşfedildi. Yüzyıllar boyunca üzerlerine sürülen kararmış yağlı vernik ve sonradan yapılan boyamalar temizlenerek ikonaların parlak ve orijinal renkleri ortaya çıkarıldı. Bu, Rus ikonografisinin Andrei Rublev gibi büyük ustalarının eserlerinin dünyaya tanıtılmasını sağladı.
• Gizli İbadet: Baskıya rağmen, özellikle kırsal bölgelerde ve dindar ailelerin evlerinde ikonalar gizlice korundu ve ibadet amacıyla kullanıldı. Ev ikonaları veya evlerde ikonalar için ayrılan kırmızı köşe (krasnıy ugol ) gizli ibadetlerin ayrılmaz birer parçası oldular.Yeni ikona resmetmek neredeyse imkânsızdı, ancak mevcut olanlar elden ele dolaştı. Aile yadigarı ikonalar gizlice yeni kuşaklara miras olarak bırakılmaya başlandı.
3. Gizli Canlanma ve Yeniden Keşif (1960'lar - 1991)
• Yeraltı İkonacılığı: 1960'lardan sonra, bazı sanatçılar ve dindar gruplar arasında gizli ikonacılık faaliyetleri başladı. Bu eserler genellikle küçük boyutluydu ve geleneksel kurallara bağlı kalınarak çok gizli ortamlarda üretiliyordu.
• Kültürel Mirasın Geri Dönüşü: Sovyet yönetimi, II. Dünya Savaşı (Büyük Vatanseverlik Savaşı) sonrası dönemde, ulusal kimliği güçlendirmek amacıyla geçmişin kültürel mirasına daha fazla tolerans göstermeye başladı. İkonalar, "dini anlamı" vurgulanmaksızın Rus ulusal sanatının simgesi olarak görülmeye başlandı.
• Perestroyka ve Glasnost (1980'ler Sonu): Mihail Gorbaçov'un başlattığı açıklık ve yeniden yapılanma politikalarıyla birlikte, Kilise üzerindeki baskı azaldı. İkonalar, müzelere ve özel koleksiyonlara hapsedildikleri yerden yavaş yavaş tekrar kiliselere dönmeye başladı. Geleneksel ikonacılık yeniden meşrulaşmaya ve canlanmaya başladı.
Sovyet dönemi, ikonacılığı yok etmeyi amaçladı ancak dolaylı olarak onun iki cephede hayatta kalmasını sağladı:
1. Akademik Koruma: Müzeler, ikonaları bir sanat formu olarak korudu ve restore ederek onların tarihi değerini ortaya çıkardı.
2. Gizli Direniş: Dindar halk, ikonaları gizlice koruyarak ve sınırlı sayıda üreterek manevi geleneği sürdürdü.
1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte, ikonacılık, Rusya'nın kültürel ve dini canlanmasının en belirgin sembollerinden biri haline gelmiştir.1991-2025 yılları arasında Rusya'da ikona ve ikonacılık, Sovyet dönemindeki baskının ardından hem kültürel canlanmanın hem de devlet- Ortodoks Kilisesi ittifakının en görünür sembollerinden biri haline geldi. İkona bu dönemde, ulusal kimliğin, siyasi meşruiyetin ve "Rus Dünyası" (Ruski Mir) ideolojisinin önemli bir aracı olmuştur. Bu buhran döneminde Rusya’da ikonacılık, toplumsal- manevi boşluğu doldurma, kültürel kimliği geri kazanma ve dindarlığı ifade etme aracı olmuştur. İkona, baskı altındaki Ortodoksluğun ve Çarlık Rusyası'nın yüceltilen tarihinin somut bir parçası olarak yeniden keşfedildi. Sovyet döneminde müzelerde "sanat eseri" olarak korunan binlerce ikona, kiliselere iade edilmeye başlandı. Bu iadeler, Rusya'nın "doğru" yoluna döndüğünün ve inanca saygı duyulduğunun güçlü bir toplumsal işareti oldu. Geleneksel ikonacılık sanatı (yazımı) yeniden canlandı. Hem dini eğitim kurumlarında hem de özel atölyelerde bu sanat yeniden öğretilmeye ve icra edilmeye başlandı. Yeltsin Dönemi’nde yaşanan büyük siyasal ve iktisadi buhranın etkileri, yeni dinsel, milliyetçi bir tutunum ideolojisinin inşasını beraberinde getirdi. Kiliseler ve ikonalar, yönetici elit tarafından bu tutunum ideolojisinin yeni aygıtları olarak kullanılmaya başlandı. Kapatılan kiliselerin yeniden açılması ve yenilerinin inşa edilmesiyle birlikte, ikona, Rus Ortodoks dindarlığının yeniden günlük hayata dönüşünde merkezi bir rol üstlendi. Her metro istasyonu çıkışında satılmaya başlanan ev ikonaları ve kırmızı köşeler, medya aracılığıyla yapılan dinsel propagandalarla Rus gündelik hayatının parçası kılındı. Sovyetler döneminde gizlenen veya unutulan ev ikonaları, birçok Rus evinde yeniden "kutsal köşeler”de yerini aldı ve ailevi ibadet pratiklerinin ana unsuru oldu.
Kurtarıcı İsa Katedrali’nin milenyuma girerken devlet töreniyle açılması, 2020 yılında Rus Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir katedralde Rusya’nın birlik ve beraberliğine hizmet ettiği belitilen askeri ve siyasi liderlerin fresklerine yer verilmesi devletin ve devlet ideolojisinin kutsanmasının, buna karşın Kilisenin sekülerleşmesinin önünü açtı.
Müzelerin koruması altında olan ikonalarınmüzelerden kiliselere iadesi, Kilise-Devlet ittifakının somut bir simgesi haline geldi. Bu durumsa, hukuksal, idari sorunlarla birlikte yeni siyasal ve dinsel tartışmaları beraberinde getirdi.Örneğin; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2023 yılında, bizzat verdiği emirle Andrey Rublev'in Teslis İkonası'nın (Troitsa) Moskova'daki en ünlü müze olan Tretyakov Devlet Galerisi'nden Rus Ortodoks Kilisesi'ne iadesi kararı, Rusya'da büyük tartışmalara, hukuksal sorunlara yol açtı.
1929'dan itibaren Tretyakov Galerisi'nin koleksiyonunda sergilenmekte olan Rus sanat tarihinin yapıtaşlarından birisi olan bu ikonanın, 2022 yılında, Teslis bayramı için manastıra götürülüp, galeriye geri getirilmesi bile, özellikle müze uzmanları ve restoratörler tarafından, ikonanın sanatsal ve tarihi değerinin korunması açısından Rus Hukuk Sistemi'ndeki müze mevzuatına ve kültürel mirasın korunması ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirildi. İkonanın taşınması ve sergilenme koşullarındaki en ufak bir hata bile telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceği uyarısı yapılmış olsa da Devlet Başkanı Putin’in ısrarcı tutumu ve özel emriyle ikona, 2023 yılında Rus Ortodoks Kilisesi’ne temelli iade edildi.Rus Ortodoks Kilisesi'nin başı Patrik Kirill, ikonanın özellikle Teslis bayramı gibi önemli dönemlerde kendilerine verilmesini talep etmekteydi; ancak temelli iade, Kilise için büyük bir zafer olmuştur. Putin iktidara geldikten sonra Rusya’da inşaa edilen Rus-Hristiyan Ortodoks ideolojisinin ideologları için de bu ikonanın Kiliseye temelli iadesi simgesel bir anlam ifade etmektedir. Bu iade kararı, Kilise-Devlet ittifakının pekiştirilmesi, ulusal kimliğin kutsallaştırılması ve siyasi meşruiyetin güçlendirilmesi amacına hizmet eden sembolik bir hamle olarak değerlendirilmektedir.
Elitlerin Mezarlığı Rus Tarihi ve İkonacılık

2020 yılında Viladimir Putin, tapınakların duvarlarında da görülmeye başlandı
Rusya, tek bir kültürün ulusal miras olarak kabul edilemeyeceği kadar karmaşık, sosyal açıdan bölünmüş, politik açıdan çeşitli ve coğrafi olarak çok büyüktür. Rusya'nın kültürel biçimlerinin bu çeşitliliği; geleneksel Rus toplumunda Ortodoks inanç, Sovyet Rusyası’nda ise devrimle ortak bir potada kaynaşabilmiştir. İlginç olan, dünyayı algılayış biçimleri çok farklı görünen bu iki varoluş biçiminin kendilerini görsel açıdan ifade ederken oldukça benzer yöntemler kullanmalarıdır.
Her Avrasya devleti gibi Rusya Federasyonu da çift başlı kartalı kendisine bir simge olarak kabul etmiştir. Rus Devlet Başkanlık armasında olduğu gibi çift başlı kartal hem doğuya hem de batıya bakmaktadır. Dostoyevski’nin ifade ettiği gibi; “Ruslar, Avrupa’da hem birer barbar hem de köle olarak, Asya’da ise hem birer uygar hem de efendi olarak görülürler”. Buna karşın, Ruslar ne doğulu ne de batılı olmaktan vazgeçemez. Yüzünü Batı uygarlığına dönen, sırtını derin Asyalı köklerine yaslayan Rusya’nın asli kurucu iktidarının sahibi elitler, kuzeyli, Hazar ve Roma İmparatorlukları bakiyesi, Hristiyanlık değerleriyle kimlik kazanmış Doğu Slav halklarının öncüleri olduklarını hiçbir zaman unutmamışlardır. Değişen ortak Dünya düzenine uyum sağlarken yönetici elit, Batı ve Doğu uygarlıkları arasında sıkışıp kalmış yeni Romalılar olduklarını da bilirler. Rusya’nın tarihi, elitlerin mezarlığıdır. Ruslar’ın gizli tarih yazıcılarına rağmen, tüm Rusya’nın tarihi, Rusyalılar’a muktedirin gözünden okutulmuş ve okutulmaya devam edilir. Batılı perspektif yasalarına aykırı olarak, Osmanlı-İran minyatürlerinde betimlediği gibi muktedirler, en geri planda olsalar bile, yaşamın her alanında en görkemli, en büyük olarak gösterilir. Roma- Ortodoks Hristiyanlık yasalarına göre şekillendirilmiş olan Rusya devlet düzeni, tarih boyunca her türlü acıyı, zulmü yaşamış olan geniş bir coğrafyaya yayılmış olan farklı kültürlerden, dillerden, dinlerden halkları tek potada eritmeyi hedefler. Toplumsal dinamikleri, yönetici elitler tarafından yönlendirilen Rusya’da, halkların üzerine her zaman bir çarın gölgesi düşmüştür. Karizmatik bir yetke aşamasından kollektif liderlik aşamasına geçememiş, hiçbir zaman hukuksal, demokratik bir toplumsal düzen oluşturamamış olan Rus yönetici eliti, yönettikleri halkları her zaman istedikleri gibi şekil verebilecekleri bir çamur yığını olarak görmüşlerdir. Elit, halkların geleceğini belirler. Onlar için en iyi ve en doğrusunu bilmektedir. Toplumda çatışma, muhalefet olacaksa da elitin istediği, belirlediği ölçülerde olmak zorundadır. Rusya’da, “devlet benim veya biziz” diyen yönetici elite göre eğer devletin bekası söz konusuysa hiçbir konuda çok ileri gidilmemelidir. Tarihi boyunca yöneticilerin yörüngesinden sapan her hareket ve herkes hizaya getirilmiştir. Aile, devlet, kilise muktedire boyun eğmenin erdemlerini aşılar. Rusya’nın sınırları, Roma İmparatorluğu’nda olduğu gibi belirsizdir. Rus tarihi, fetihler ve fatihlerin tarihidir. Tanrı’nın yeryüzündeki adeta birer gölgesi olmuş olan çarlar, çariçeler, politbüro liderleri, devlet başkanları, Rusya’nın geleceği için sınırları hep zorlamışlardır. Bu sınırlar, sadece yeryüzünde değil, gerekirse uzayda zorlanabilir. Zihinlerde, Hristiyan teolojisindeki göklerdeki krallığın yeryüzüne, zihinlere, gönüllere sirayet etmesi için tüm kurum ve kuruluşlar, bu elit tarafından yeniden yeniden şekillendirilmiştir. Her Rus, her baktığı yerde, çarlarını görmek zorundadır. Çarın-liderin dediği olur. Çarlar, Roma İmparatorluğu’nda yarı-tanrı statüsüne erişmiş imparatorlar gibi imperium (hükmetme) yetkisini kullanabilecek yegane kişilerdir. Onlara karşı gelmek, onlara boyun eğmemek tanrıya, tanrılara başkaldırmak gibidir. Bu sebeple, Rus kültürel hayatı incelenirken de Rus(ya) tarihinin aslında liderlerin tarihi olduğu unutulmamalıdır. Din ve devlet çiftbaşlı kartal simgesinde olduğu gibi birbirine yaslanır. Devlet, dini ve kurumlarını gerektiğinde araçsallaştırır. Gerekirse devlet kendi dinini, dinsel simgelerini yaratır.

Rus Silahlı Kuvvetleri Katedrali’ndeki "Kırım'ın Kansız Yeniden Birleşmesi" adlı mozaik panel, Ukrayna yarımadasının ilhakında kilit rol oynayan Rus devlet adamlarını tasvir ediyor. Fotoğraf: mbk-news.appspot.com

Fotoğraf: mbk-news.appspot.com
Rus ruhunu besleyen ana damarlardan biri olan Ortodoks geleneğe göre; başta İsa olmak üzere hristiyan inancın önemli figürleri ve onların yaşamlarından bazı olayları betimleyen ikonalar; manevi ve duyusal dünyalar arasındaki ilişkiyi örgütlemekte ve görünenle görünmeyeni birbirine bağlamaktadır. İkona geleneği Rusya'ya 10. yüzyılda Bizans'tan gelmişti ve ilk iki yüzyıl boyunca Bizans üslubunun hâkimiyeti altında kaldı. Ama 13. yüzyıldaki Moğol istilası Rusya'yı Bizans'tan koparınca çoğunlukla kendi başlarına bırakılan ve hatta bu dönemde daha da ilerleyen manastırlar, ikona üretiminde kendi tarzlarını geliştirmeye başladılar. Görünmeyeni görünür kılmak, hâlihazırda orada bulunmayanı var göstermek için tasvirlerin fizik kurallarıyla olan ilişkisini yeniden kurgulayan ve “ters perspektif” olarak adlandırılan bir teknik uygulanmaya başlandı. Bu teknikte merkezi perspektif kurallarına göre bir arada görülmesi mümkün olmayan beden parçaları, yüzün arkası ve önü gibi, ikonalarda eş zamanlı olarak görülebilmektedir. Bu tarz, zirveye 15. yüzyılın başında Andrei Rublev'in ikonlarıyla ulaştı, bu dönem Rusya'nın Tatar hâkimiyetine karşı zaferiyle aynı döneme denk geliyordu ve bu nedenle kutsal sanattaki bu olgunlaşma ulusal kimliğin önemli bir parçası haline gelmişti. Rublev'in ikonaları ulusun manevi birliğini temsil etmeye başladı. Devletlerinin olmadığı bu kritik anda Rusları tanımlayan şey hristiyanlıklarıydı.
Rus İmparatorluğu, kendisini kilise ve devletin birleştiği gerçek bir hristiyan diyarı olarak Bizans geleneğinin ruhunda görmüştü. Çarın Tanrı benzeri konumu bu geleneğin mirasıdır. Bizans'ın 1453’te Türklerin eline geçmesinin ardından Rus Kilisesi, Moskova'yı Üçüncü Roma olarak yani Bizans'ın doğrudan varisi ve hristiyan dünyayı kurtaracak mesih rolüyle Ortodoks dininin kalan tek merkezi ilan etti. Bu Bizans mirası duygusu, III. İvan'ın 1472'de Bizans'ın son imparatoru Konstantin'in yeğeni Sofia Paleologue ile evlenmesiyle daha da güçlendi. Moskovi'nin egemen prensleri "çar" unvanını benimseyip Bizans ve Roma imparatorlarından bir soy icat ettiler. Böylece Batı'dan tecrit edilmesiyle daha da güçlenen mesihçi bir anlayış hâkim oldu ve "Kutsal Rusya" ortaya çıktı.
Otokratik hristiyan devlet ideasını destekleyen Çar yanlısı yeni doktrine karşın; “Eski İnananlar” olarak anılan grup, hristiyan ulus idealini destekliyorlardı. Laik ve Batılaştırıcı devlet tarafından yabancılaşmış hisseden sıradan çiftçi topluluklarından oluşan bu kitlede, çok çalışmanın dürüst erdemleri, tutumluluk ve ılımlılık sıkı sıkıya uygulanıyor ve gençlere aşılanıyordu. Tarihlerinin önemli bölümünde devlet tarafından bastırılan Eski İnananlar'ın, memnuniyetsiz ve mülksüzler, bastırılmış ve marjinal gruplar ve hepsinden ötesi Kazaklar ve kendi adet ve özgürlüklerine devletin müdahale etmesine içerleyen köylü sınıfı üyelerine çekici gelen güçlü bir özgürlükçü geleneği vardı. Eski İnananlar, Büyük Petro'nun 1700'lerde emrettiği gibi sakallarını kesmeyi ya da Batılı kıyafetler giymeyi reddettiler. 17-18. Yüzyıllardaki Kazak isyanlarında önemli bir rol oynadılar. Eski İnanan topluluklarında özellikle de papazlara ait bütün hiyerarşileri reddedip papazsız ibadet edenler arasında güçlü bir anarşiye dayalı, eşitlikçi bir unsur vardı. Bu toplulukların inancının temelinde, eski Rusların bu dünyada gerçek manevi krallığı arayışı bulunmaktaydı. Kökleri bu kutsal krallığın "Kutsal Rus" içerisinde bulunacağına dair popüler inançtaydı ve bu, ulusal bilincinin ilk biçimlerinden biriydi. Rusya, Hıristiyan anarşistler ve ütopyacılar için sığınma yeriydi. Rus inancının mistik temelleri ve ulusal bilincinin mesiyanik temeli, sıradan insanda, "Kutsal Rus topraklarında" Tanrı'nın mükemmel Krallığı için manevi bir uğraşı meydana getirmek amacıyla birleşiyordu. Dostoyevski bunu "Rus insanının her zaman doğasında bulunan, dünya üzerinde büyük evrensel bir kilise arzusu, Rus sosyalizmimizin temeliydi" sözleriyle ifade etmiştir. Daha sonra benzeri Ekim Devrimi’nde görülecek olan “gerçeğin ve adaletin sağlandığı ideal bir Rus devleti” düşüncesinin temelinde, bu manevi arayışın yatmasının bir anlamı vardı. Eski İnananlar çoğunlukla sosyal protestolara katılmışlar, onları örgütlemişlerdi. Gel gelelim tüm eylem ve birikimleri her defasında modernleştirici eliteyenik düştü.

St. Petersburg'daki bir Kazak grubu, Başkan Vladimir Putin'i Roma imparatoru olarak tasvir eden bir büstün açılışını yaptı, 17.05.2015

St. Petersburg'un dışındaki küçük bir köyde, başkanlarını onurlandırmak için Putin büstünün açılış töreninde bir araya gelen Kazak
topluluğunun üyeleri Vladimir Putin'in ömür boyu Rusya'nın lideri olmasını istediklerini belirtmişlerdir.
Putin Dönemi Rusyası, eski ile yeni değerlerin yer yer çatışarak, yer yer uzlaşarak buluştuğu bir dönem oldu. Bu dönemde kutsalın yeniden inşası meselesi, Rusya’nın ulusal ve uluslararası meselelerinden bağımsız değildir. Rusya’nın bütünlüğünün korunması adına başta Kafkasya’da yürütülen politikalar, Rus gündelik hayatına da yansıdı. Rusya’nın yaşam alanını korumaya ve genişletmeye yönelik uluslararası politikaları Rus Ortodoks Kilisesi’ni de uluslararası bir aktöre dönüştürdü. Rus-Ortodoks diasporasının haklarının eski Sovyet Cumhuriyetleri’nde korunması ve savunulması için Rus Ortodoks Kilisesi aktif roller üstlenmeye başladı. Sırbistan, Kosova, Güney Kafkasya, Kırım ve Ukrayna’nın doğusunda yürütülen savaşlarda Rus Ortodoks Kilisesi, güçlü devlet ve millet vurgusu ile yeni devlet ideolojisi ve uluslararası politikalarını destekledi. Hatta Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin ayrı bir kimlik kazanmasında Rus Ortodoks Kilisesi’nin bu tutumu etkili oldu. Rusya-Ukrayna devletleri arasındaki savaş, bir süre sonra kiliselerarası bir savaşa da dönüştü. Kilise duvarlarına, Ortodoks ikonalarına yeni Rus ideolojisi ve bunun yol açtığı çatışma halleri yansımaya başladı.
Vladimir Putin'in ikonalarının yapımı ve sergilenmesi konusu, Rusya'daki Ortodoks inancının siyasetle iç içe geçtiği post-Sovyet döneminin en tartışmalı ve karmaşık konularından biridir. Bu durum, Kilise, siyaset ve halk arasında farklı tepkilere yol açmıştır. Yeltsin sonrası dönemin yapısal krizleriyle boğuşan Rusya toplumu güçlü bir liderliğe ve lidere ihtiyaç duymaya başlamıştı. Putin ve ekibi krizi fırsata dönüştürerek güçlü lider ve liderlik siyasal imajını yaşamın her alanında pekiştirdi. Yöneticiliği boyunca Putin'in, Ortodoks Kilisesi ile olan güçlü ittifakını ve dindarlığını sürekli olarak vurgulaması, bazı aşırı dindar ve milliyetçi çevrelerde onun kutsal bir figür olarak algılanmasına yol açmıştır. Ulusal birliğin simgesi haline getirilen Rusya Birlik Partisi lideri Vladimir Putin döneminde Rus Ortodoks Kilisesi (ROK) ile Devlet arasındaki ilişkiler önemli ölçüde güçlendi ve bu ittifakta ikona, bir propaganda aracı olarak kullanıldı. Putin’in ikonaları, Rus milliyetçiliği ve vatanseverlik söylemlerinde sıklıkla kullanıldı. ROK, devleti kutsayan ve modern Rus kimliğini Hristiyan medeniyeti ile ilişkilendiren ideolojinin merkezine yerleştirildi. Genel olarak ikona, Rusya Federasyonu'nun sınırları dışında yaşayan Rus ve Ortodoks halklar ile manevi bir bağ kurma aracı oldu. İkonalar ve Kilise, Rusya'nın küresel Ortodoksluğun hamisi rolünü pekiştirmek için kullanıldı.Post-modern dönemin çarı olan Putin’in ikonaları da "Rus Dünyası" (Russkiy Mir) İdeolojisi’nin temel yapıtaşlarından birisi haline getirilmeye başlandı.
Liderler, dindar bir imaj çizmek ve halk nezdinde meşruiyet kazanmak için ikonayı kullanmıştır. Eski bir ateist olan Vladimir Putin de vali ve devlet başkanı olduktan sonra, kiliseleri sık sık ziyaret ederek, ikona öperek veya önünde eğilerek Ortodoks inancına bağlılığını göstermiştir. Bu, Sovyet ateizminin ardından gelen halk nezdinde güçlü bir onay ve meşruiyet kaynağı olmuştur.
Kilise tarafından resmi olarak onaylanmasa da aşırı dindar veya milliyetçi bazı grupların kiliselerde Vladimir Putin'i aziz gibi tasvir eden ikonaları kullanması, bir dönem Roma İmparatorluğu’nda olduğu gibi siyasi liderliğin kutsallaştırılma eğilimini gösteren çarpıcı örneklerdir.
Bu ikonalar, genellikle Vladimir Putin'i bir aziz pozisyonunda veya bir azizin çevresindeki kişiler arasında, Ortodoks azizlerin kıyafetlerine benzer bir biçimde tasvir etme eğilimindedir. Bazen kutsal bir aura ile resmedilir ve arkasında Rusya'nın ve Kilise'nin sembolleri yer alır.Bu tür tasvirlerin Rus Ortodoks Kilisesi (ROK) tarafından resmi olarak kutsanması veya kabul edilmesi söz konusu değildir. Ortodoks ikonografisi kuralları gereği, yaşayan kişilerin aziz olarak resmedilmesi ve ibadet objesi yapılması kabul edilemez. Gel gelelim “Rusya Rusları’ndır, tek bayrak, tek birleşik ulus, tek vatan…” söylemleriyle hareket eden yeni Rus eliti için Viladimir Putin adeta seküler bir azizdir ve onun suretinin kiliselere, kutsal mekanlara girmesi, geri kalan kamusal mekanlara girmesi kadar önem taşımaktadır.
ROK, bu duruma karşı genellikle mesafeli ve reddedici resmi bir tutum sergilemiş görünmektedir. Kilise yetkilileri, bu tür "Aziz Putin" ikonalarının kanonik (inanç kurallarına uygun) olmadığını ve Ortodoks ikonografi geleneğine aykırı olduğunu belirtmişlerdir. Putin ikonaları genellikle, Patrikhane’nin merkezi otoritesinden bağımsız hareket eden aşırı milliyetçi veya kişisel bağlılık gösteren yerel cemaatler ve papazlar tarafından veya bu tür grupların talebi üzerine resmedilmiştir. Kilise içindeki kimi klikler, bu ikonaların resmi ibadet yerlerinde kullanılmasını yasaklama eğiliminde olsa da milliyetçi ideolojinin yükselişine koşut olarak yerel kimi kiliselerde bu ikonalar yaygınlaşmaya başlamıştır.
Kaldı ki ROK’un ikona ve inanç üzerinden yürüttüğü faaliyetler, devletin dış politika hedeflerini desteklemiştir.Ukrayna'nın bağımsız bir Ortodoks Kilisesi kurma çabalarına Rusya'nın ve Patriklik'in gösterdiği sert tepki, ikonaların ve dini birliğin siyasi sınırların ötesinde bir "manevi birliği koruma" aracı olarak görüldüğünü ortaya koymuştur.
Putin ikonaları, Rus toplumunda karmaşık ve kutuplaşmış tepkilere neden olmaya başlamıştır. Aşırı dindar, Rus milliyetçisi kesimler için Putin, Rusya'yı Sovyetler sonrası kaosundan kurtaran, Ortodoks inancını ve geleneksel değerleri restore eden "Tanrı tarafından gönderilmiş" veya "Rusya'nın Kurtarıcısı" rolündedir. Bu tasvirler, liderlerine duydukları siyasi ve dini bağlılığın bir dışavurumudur. Devlet-Kilise ittifakına güvenenlerse, devletin Ortodoksluğu yücelttiği bu dönemde, liderin kutsallaştırılması, ulusal birliğin ve gücün simgesi olarak kabul edilmektedir.
Laik, liberal, sosyalist, komünist ve anarşist kesimlerse "Aziz Putin" ikonalarını lider kültünün doruk noktası ve Kilise'nin siyasi amaçlar için kullanılması olarak değerlendirmektedirler. Bu durumu, Kilise ile Devlet arasındaki sağlıksız yakınlaşmanın bir göstergesi olarak gören bu kesim, Putin’i adeta Roma İmparatorluğu’nun aklını yitirmiş Calligula, Neron gibi imparatorlarına benzeterek, Putin’i ve ikonalarını karikatürize etmektedirler.
Geleneksel Ortodoks inançlarına sıkı sıkıya bağlı olan, halkın çoğunluğunu oluşturan ılımlı, dindar kesimse, bu ikonaların hürmetsizlik ve putlaştırma olduğunu düşünmektedir. Yaşayan bir lidere bu şekilde tapınmanın, inancın temel ilkelerine aykırı olduğu bu halk kesiminde yaygın bir görüştür.
Özetle, Putin'in ikonaları, Rusya'daki siyasi liderliğe duyulan hayranlık ile Ortodoks inancının derinliği arasındaki gerginliği somutlaştırmaktadır. Putin ikonaları, Rusya'da Kilise'nin artık sadece bir inanç kurumu değil, aynı zamanda devlet ideolojisinin kilit bir taşıyıcısı ve siyasi gücün önemli bir destekçisi haline geldiğini gösteren güçlü bir simgedir.Bunlar, çoğunlukla dar bir çevrenin ürünüdür ve Rus Kilisesi tarafından resmi olarak reddedilse de, Putin'in Rusya'nın manevi kurtarıcısı olarak algılanma biçimini yansıtan politik-dini bir olgudur.Vladimir Putin'in ikonalarının yapılması ve kullanılması, siyasi liderliğe duyulan derin saygı ile geleneksel dini doktrinler arasındaki gerilimi açıkça gösteren siyasal, kültürel, dinsel yeni bir gelişmedir. Geleneksel Ortodoks görüşüne göre, bu tür tasvirler uygunsuz ve hatta saygısız kabul edilirken, belirli çevrelerde ise liderliğe ve ulusal kimliğe duyulan bağlılığın bir ifadesi olarak yer bulmaktadır.
Eğer, kara ütopyalarda (disütopyalarda) betimlendiği gibi dünya yönetici elitlerince Doğu toplumlarına biçilen sinarşik, otokratik bir rejim modeli varsa, Putin ikonaları, bu yönetim modelinin gerçekleşmeye başladığının birer kanıtıdır.

Ukrayna’nın Lviv bölgesindeki Çervonograd şehrindeki Aziz Josaphat Katedrali'nde "Son Yargı" freskinden bir parça. Fotoğraf: zaxid.net
FOTOĞRAFLAR:

Resim-1 Devlet Başkanı olmaktan öteye geçen Viladimir Putin

Resim-2: Rusya’dan çok yakında matruşka bebekleri yerine Putin ikonaları hediye olarak alınabilir

Resim-3:Moskova Kiev Metro İstasyonu’ndan bir duvar resmi. SSCB döneminde, Rus Ortodoks ikonacılığı Leninist, Stanilist yöntemlerle devrim ideolojisinin aktarım aracı olarak yeniden şekillendirilmiştir.

Resim-4: Putin Dönemi’nde Kilise-Devlet ittifakının pekiştirilmesi, ulusal kimliğin kutsallaştırılması ve siyasi meşruiyetin güçlendirilmesinin simgesi haline gelen Andrey Rublev’in Teslis (Troitsa) İkonası

Resim-5: Rus çift başlı kartal simgesi

Resim 6:Sovyet yönetim tarzını eleştiren post-Sovyet ikonalarından birisi

Resim-7:Putin ikonaları artık her yerde karşımıza çıkabilir
Yorum
Rusya'nın yeni ikonu - Aziz Putin
Yazar, vermek istediği mesajı dikte etmek yerine satır aralarında kurarak okura düşünme alanı açıyor. Tanrı adına konuşanların Tanrı’yı susturduğu bir çağda, slogan atmadan ve vaaz vermeden; mesafeli, soğukkanlı bir dille farkındalığı okurun içinden çağırıyor. Kesin yargılarla kapanmayan bu tutum, metni didaktik bir anlatıdan çıkarıp sessiz ama güçlü bir düşünce davetine dönüştürüyor; bu berrak ve incelikli yaklaşım için yazara teşekkür ederim.
Rusya’da ikon
Detaylı derinliklere yer verilerek anlaşılır bir anlatım. İyi ki böyle bir konuyu ele alarak bizi ROK hakkında bilgilendirdiğiniz için çok teşekkürler,kaleminize sağlık.
Yeni yorum ekle