
Kime Nas’landık Kimi Naş’ladık
Birey kendi yaşadığı coğrafyanın tarihini iyi bilmelidir. Geçen süreç içerisinde içinde bulunduğu toprağın hangi badireleri atlattığı ve korunduğu bilgisi bireyleri sahip olduğu toprağına karşı sorumlu yapar. Dünyada stratejik öneme sahip olan bölgeler daimi olarak tüm varlığını kaos içinde yaşamıştır. Elbette bu durum beklenilen bir olgudur. Fakat problem olarak karşımıza çıkan gerçeklik toprağın asıl sahibi olan milletin bilinç üzerinden mutasyona uğrayıp kendi tarihine yabancılaşmasıdır. Dünya tarihinde gelişmemiş ülkelerin akıbeti ne yazık ki sözüm ona gelişmiş ülkeler kavramsallaştırması altında emperyalist yaklaşımlarla sömürü düzenini sağlayanların iki dudağı arasına sıkışmıştır. Kısa süre önce ülkemizin iç siyasetinde çok sık kullanılan “Plana sadık kalmak” mottosu toplumumuzu ucuz siyaset angajmanına sürüklerken, yıllardır bu sloganı kendisine amaç edinmiş devletlerin çizdiği çizginin noktası haline geldik. Çizginin bir bütün halinde görülebilmesi noktaların yan yana gelerek birbirini tamamlamasının tek koşuludur. Ortadoğu ülkeleri tek tek bu noktaların kendisidir. Noktaları süreç içinde çizgi haline getirenler belirttiğim ölçüde iki dudağı arasında hüküm sürenlerdir. Tarih çizgiyi çekenler ve çizgiyi oluşturanlar arasında sürekli gidip gelmiştir. Sorgulamayı amaç edinmiş bireylerin oluşturduğu toplumlar nokta olmaktan kurtulup çizgiyi kendisinin çizeceği bir konuma yükselirken iç politikayı dış politikadan önemli gören toplum ve yöneticileri gür bir sesle hiçbir zaman kendisini ifade edememiştir. Ülkemizin kendi tarihi içinde son çeyreğinde kokuşmuş iç siyasetle birlikte hamaset naraları atılmaktadır. Hitlerin propaganda bakanı Goebbels’in “Yalan ne kadar büyük olursa inananı da o kadar çok olur.” İfadesi ne yazık ki yöneticilerimizin mutlak dayanağı olmakla birlikte dış politikada alınılan tavrın üzerini örtecek iç siyaseti gündem dışı konularla meşgul edecek kaçış rampası haline gelmiştir. Nas’lı Nas’lı toplumun demografik yapısını dizayn edenler. İtiraz edilince vatanın eğitimli öz çocuklarını naş naş diyerek ülkeden kovma cüretkârlığı gösterdiler. İş kendi varlığını korumaya geldiğinde hiç bunlar yaşanmamış gibi Ankara’dan İmralı adasına ekonomisini Devlet’inkarşıladığı kaçış rampası yaptılar. İç siyasette böyle bir görünüm varken dış siyaset olgusu ile de kendi varlığını muktedir kılmak için Goebbels tekniğine başvurmak kaçınılmazdı. Türk toplumunda tarihten de bilinir ki devamlılık esastır. Osmanlı geleneği içinde önemli bir yere sahip olan kardeş katli kanunu Türkiye Cumhuriyetinde de devam etmesi geleneğimize olan bağlılığımızı gösterir. Bu bağlamda yıllar önce kardeşim dediğimiz kişi veya kişileri zamanı geldiğinde kendi varlığımızı muhafaza etmek için katletmemiz gerekmektedir. Sanmasınlar ki bizi dış güçler yönettiği için kardeşimizin düşmanıyla dostuz. Tek sebebi geleneklerimize sahip çıkmak…
Tarih bilmek genel kültürü geliştirmek için değil tarih bilmek kimlerin ne için neye hizmet ettiğini kavramak ve dizayn edilen sistemi yıkmak için önemlidir.
Bu yüzdendir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucu iradesinin ifade ettiği gibi “Tarihini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkumdur”.
Yeni yorum ekle