Söyleşi: Özgür Baba

Sanat

Söyleşi: Suna Baykam Sapan

 

Özgür Baba

Yaptığım müzik insanlara iyi geliyorsa bundan daha güzel ne olabilir ki?”

 

.

ZorbaTVdergiye hoş geldiniz Özgür Baba. Sakarya’nın Akyazı ilçesinde doğduğunuzu ve kendinize has tarzınızla cura çaldığınızı okurlarımıza belirterek müzik hayatınızın bir heves değil bugüne kadar uzun bir yolculuk olduğunu bir de sizden dinlemek isteriz. Bugüne kadar sizinle yolları kesişmemiş okurlarımız var ise Youtube’daki eserlerinizi takip etmelerini tavsiye ederiz...

- Aslında başlangıçta müzik bir heves olarak vardı hayatımda. Tabii ki o çocuk yaşlarımda müzisyen olmayı hayal dahi edemezdim, çevremde gördüğüm müzikle uğraşan insanlar düğünlerde çalan müzisyenlerdi ve maalesef başkaca bir müzik kültürü de yoktu yaşadığım bölgede. Benim enstrümanımla aramda kurulacak olan güçlü ilişki yol arkadaşlığı yaptığımız yıllarda gelişti aslında daha çok, yani çok daha uzun yıllar sonra. Seyyah olarak yaşarken (ki kısmen halâ öyle) yollarda tanıştığım müzisyenlerle oturup beraber çalmak müzikal anlamda çok farklı ve geliştirici bir deneyimdi benim için. Çocukluğumda boş vakitlerimde elime aldığım sazım artık yoldaşımdı ve başka ülkelerin ve farklı kültürlerin insanlarıyla kelimelerin tıkandığı yerde müzik dili ile çok daha iyi ve rahat anlaşabiliyordum. 

 

On yıl Hindistan da yaşayarak doğu kültürünü de hissetmiş birisi olarak sanat hayatınıza katkısı neler oldu? Hayat felsefesiniz ve müzik keşiflerinizdeki çeşitlilik oradan mı geliyor?

-Hindistan’a gitmeden evvel hint müziğini takip ediyordum zaten ve amacım da oraya gidip hint müziğini öğrenmekti ama hindistan benim için yepyeni keşiflerin de alanı oldu; hem müzikal hem de yaşamsal anlamda. Hindistan’da müzisyene ve enstrümana saygı bambaşka bir seviyede, müzik onların inanışına göre onlara tanrılarının bir armağanı. Hindistan müzikal anlamda benim için çok geliştirici oldu çünkü çok sayıda hintli ve başka ülkelerden gelen müzisyenlerle birlikte müzik yapma şansım oldu ve yapısal anlamda da onların müziklerini anlamama da yardımcı oldu ve ben ilk konserlerimi hintli müzik partnerimle beraber Hindistan’da verdim, ilk kez orada seyirci karşısına çıktım ve o heyecanı ilk orada tattım, bu yüzden Hindistan’da yaşadığım yılların müzikal gelişimimde payı var demek hiç de abartı olmaz sanırım. Felsefi anlamda ise öncelikle herkesin şunu bilmesini isterim ki! Ben hayatımın hiç bir döneminde kendime spiritüel bir mürşid aramadım ve herhangi bir inanca körü körüne bağlı olmadım… her zaman kendi yolumda yürüdüm ve gerçeğin peşinde oldum. ama böyle bir mürşid ile bir karşılaşma yaşadım. Aramızda hiç bir konuşma geçmedi ama ben o anlamadan o an alacağımı aldım ve bir daha da görmedim kendisini. Çok eskiden okuduğum bir kitapta geçen bir cümle o zamanlar beni çok etkilemişti, şöyle bir şeydi aşağı yukarı “öğrenci ustayla karşılaştıktan sonra hemen oradan ayrılmalıdır.” siz eğer bilge bir insanla karşılaştığınızda ondan gelecek olan bilgiyi almaya hazırsanız zaten o bilgi araya kelimeler girmeden de size bir şekilde ulaşır, eğer hazır değilseniz kelimeler de zaten bir şey ifade etmez, sadece kafa karışıklığına sebep olur. 

 

Sanat sanat için midir halk için midir? Bu soru tam sizin için yazılmış; halkın curadan aldığı keyif ile sizin anlatmak istedikleriniz aynı paralellikte olmaya başladı mı ülkemizde ve gençlere ne önerirsiniz?

 

-Benim ilk kliblerim olan Çay Taşı ve Dertli Dolap’ı YouTube da yeni açılacak olan bir kanal için kayıt ederken o zamanlar bu kayıtları sadece kendimiz için yaptığımızı düşünüyorduk, çünkü o kanalda videosu olan bizler birbirini çok yakından tanıyan insanlardık ve bu kanalı dost meclisi olarak adlandırıyorduk, bir kaç yüz kişi izlese bile olurdu, hiç fark etmezdi bizim için, hiç bir beklentimiz yoktu çünkü, biz kendimiz izleriz diyorduk ve sözde oraya bir hatıra bırakıyorduk ama sonra hiç ummadığımız bir geri dönüşle karşılaştık! Yayınlanan ilk video olan Çay Taşı kısa bir sürede bir milyon izlenmeye ulaştı ama beni asıl şaşırtan ve düşündüren şey videonun altındaki yorumlardı. Binlerce yorum vardı ve kalplere öylesine dokunmuştu ki o video… o an yaptığımız şeylerin kitlelerde nasıl bir karşılığı olabileceğini gördüm ve anladım. Ben kendim için yaptığımı düşünürken aslında o öyle değilmiş meğer. Sonra Dertli Dolap bütün dünyaya yayıldı, dünyanın her yerinden binlerce dokunaklı yorum. O yorumlar sayesinde anladım tam olarak ne yaptığımı ve nelere vesile olduğumu.

 

Geçmişten beri geldiğiniz noktadan çok ilerlerde görmek istiyoruz sizi ki kuşaktan kuşağa aktarmak istediğiniz ve hayatınızın merkezi yaptığınız müzik felsefenizi duymak isteriz...

-Ben aslında gelmiş olduğum noktadan çok memnunum. Bundan daha fazlasını hayal etmemiştim ve istemiyorum da, minimal düzeyde mütevazi bir hayatım var. Her yıl bir kaç avrupa konserim oluyor, Türkiyede daha çok küçük dinletilerim oluyor. Bir çok menajerden teklif gelmesine rağmen hiç birisiyle çalışamadım bugüne kadar ve müzik endüstrisine hiç giriş yapmadım, deyim yerindeyse eğer ben kendi yağımla kavrulmayı seviyorum. Bundan sonrada kendi kayıtlarımı kendim yapmaya devam edeceğim, onlar bir şekilde ulaşması gereken yere ulaşıyorlar, ben bundan eminim. 

 

Konserlerinizi nasıl takip edebilir okurlarımız? Müjdesini verebileceğiniz konserler var mı?

-Ben aslında gelmiş olduğum noktadan çok memnunum. Bundan daha fazlasını hayal etmemiştim ve istemiyorum da, minimal düzeyde mütevazi bir hayatım var. Her yıl bir kaç avrupa konserim oluyor, Türkiyede daha çok küçük dinletilerim oluyor. Bir çok menajerden teklif gelmesine rağmen hiç birisiyle çalışamadım bugüne kadar ve müzik endüstrisine hiç giriş yapmadım, deyim yerindeyse eğer ben kendi yağımla kavrulmayı seviyorum. Bundan sonrada kendi kayıtlarımı kendim yapmaya devam edeceğim, onlar bir şekilde ulaşması gereken yere ulaşıyorlar, ben bundan eminim. 

 

Son olarak burada Özgür Baba dediğimiz zaman hayranlıkla dinlediğimiz ve bir sonraki yolculuğunu merak ettiğimiz değerli sanatçımızın neden müziği tercih ettiğini sormak istedim ki bazen insanların hayallerinin peşinden koşması doğru oluyor diye...

-Hayatımın geçmiş dönemlerinde müzik yaşantımın içinde bu denli yer kaplamıyorken hayatımı sürdürebilmek için başka işlerle de meşgul oldum. Kendi ürettiğim el ürünü şeyleri satarak hayatımı sürdürmeye çalıştığım bir dönemim de oldu ama ticaret denilen şey en nihayetinde iyi para kazansanız bile zihinizde sürekli bir doluluk ve kirlilik yaratıyor, Ben ticareti sırf bu yüzden bıraktım, zihnimin olabildiğince boş olmasını istedim ki, aradığımı bulabileyim!. Ticareti bırakmak ve tümüyle müziğe yönelmek hayatımda aldığım en güzel kararlardan birisidir sanırım. Az kazanmanız önemli değildir, önemli olan sizin mutlu ve huzurlu olmanızdır. Eğer siz mutlu değilseniz hiç kimseye de mutluluk veremezsiniz. Sevdiğiniz ve keyif aldığınız şeyleri kendinize iş edinirseniz tüm zaman size kalmış olur, ben böyle yaptım. Ben kendi mutluluğum için müziği seçtim, çünkü biliyordum ki asıl arayışında olduğum şeye asla engel olmayacaktı ve olmadı da. Ben müziğin şifalandırıcı gücünü keşfettmeye başladıktan sonra da benim için bambaşka bir şeye dönüşmeye başladı ve artık sadece o amaç için kullanmak istedim. Eğer yaptığım müzik insanlara iyi geliyorsa bundan daha güzel ne olabilir ki?! Bir işe yarayıp faydalı olabilmek güzel bir his…

 

Bu keyifli sohbet için zorbatv.com ailesi olarak teşekkür ederiz.

 

ZorbaTVdergi

www.zorbatvdergi.com

 

Suna Baykam Sapan

sunabaykam@gmail.com 

 

 

 

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.