Bir inzivadan notlar 2 Güven Kuşun Kanadında 

Şifa ve İyilik

Gülbeyaz Cihan


Bir inzivadan notlar-2

Güven Kuşun Kanadında 
zorbatv.dergi

Bu yazım Bulgaristan’da katıldığım yedi günlük Satori inzivasında kendi içime doğru yaptığım yolculuğun devamıdır. Koanları* hocamız bizlerle ara ara yaptığı görüşmeler doğrultusunda veriyordu. İkinci koanım benim kendi derin doğama açılmam için destek olacaktı. Bunu da sorgulayarak var olan problemi belki ortadan kaldırabilecektim.

Dördüncü gün ben yeni koanıma geçerken birçok arkadaşım üçüncü ve dördüncü koanına çoktan geçmişti bile.  Bu tarz usta öğreticilerin yönettiği inzivalarda insanın içindeki başarılı öğrenci olma isteği tetikleniyor. İçimdeki inatçı çocuğum “Ben de onun aynısından istiyorum. Neden gerideyim?” diyordu. Tabii ki rekabetçi tarafımı görebiliyordum. O ta çocukluğumdan beri bana eşlik ediyordu, fakat son dönemlerimde onu beslememeye gayret ediyordum. Az beslendiği için de fazla yaptırım gücü olamıyordu. Bu halimi önceki eğitim ve inzivalarda da yakalamışlığım vardı. Yıllar önce ilk dinamik meditasyonu yaptığımda başarılı olmak için kendimi ne kadar helak ettiğimi hatırlıyorum. Ertesi gün bedenim o kadar çok tutulurdu ki yürüyemez halde olurdum. Oysa meditasyon bir yerlere ulaşmak ya da bir şeyleri başarmak demek değildir. Meditasyon, kendini keşfetmek demektir. Buradaki inzivada da olduğu gibi bu yolculuk kendimi keşfetme yolculuğu idi. Zihnimizde bu tarz oyunlar hep olacaktır, mühim olan onunla özdeşleşmemektir. Zihninin büyük resmine bakabilmek daha önemlidir. Çünkü o, olanların tercümesidir. Amaç; olanı fark edip ona çok prim vermemek ve onun ötesine geçebilmek ve daha derinde işleyen o sezgisel tarafımıza dokunabilmektir.

Bunların bilincinde olarak ilk koanımda “Anlat bana sen kimsin?” sorusunun cevabını üç gün boyunca ararken, Usta bana ikinci koanımı verdi. Tam da partnerlerimle güçlü iletişim kurmaya başlamıştım ki “Anlat bana güven nedir?” cümlesiyle karşı karşıya kaldım! Bu sorunun verilmesine şaşırıp kalmıştım. Dürüstçe hocaya bunu nasıl anlatacağımı bilemediğimi söyledim. O da “Güven senin ellerinde, bacaklarında… Bacaklarının doğru adımı atacağına güvenirsin, kalbinin düzgün çalışacağına güvenirsin. Güveni anlatman için bedenini gözlemlemen sana yol gösterecektir,” dedi. 
Güven Perdesi Kalkıyor mu?

Bunun üzerine karşımda oturan kişi koanımı sorduğunda, ben “Güven ne değildir?” etrafında beş-altı oturum dolaşıp durdum. Daha sonraları karşıma Tantra* eğitimi veren genç bir kadın oturdu. O kendi koanını anlatırken, eğitimin başından beri oturma şeklim dikkatimi çekti. Bağdaş kurarak oturuyordum, üzerimde geniş bir eşofman olmasına rağmen bacaklarımı hep örtüyordum. Niye? Bacak aram açık durmasın diyeydi. Ya da şalla kendime bir güven perdesi mi yaratıyordum? Yani cinselliğimi kapatıyordum, saklıyordum. Bunu ancak bir Tantra eğitimi veren biriyle fark edebilirdim ve o gelip karşıma oturmuştu! 

Tesadüf değildi elbette. Yıllar yılı ne kadınlığıma, cinselliğime güvenmiştim ne de şöyle bedenime hayranlıkla bakabilmiş, dokunabilmiştim. Ayıptı her şey! Kapatmak gerekirdi! Korumaya çalışırken neredeyse bedenim içe, kendine kapanmıştı! Maalesef kapalı bir toplumda büyümüştüm. Eğitimin birinde Rumen Hoca, “cinsellik sizi yetişkinliğe getirir ve kök aileden, çocukluktan uzaklaştırır” demişti. Büyümemiz mi istenmemişti? Yoksa aileden kopmamız mı arzu edilmemişti? Bu konuda, ailelerimiz bilinçdışı mı hareket etmişti acaba?  
Elbette ailemden aldığımı ben de kızlarıma vermiştim. Cinsellik hiçbir zaman konuşulmaz ve cinsellik ayıptı! Oysa, utandığımız şeyleri paylaşmadığımız zaman bunları içimizde büyütürüz ve utancımızı sakladığımızda ise onu gizliden beslemiş oluruz. Tam tersine, paylaşmaya başlayınca küçülür, azalır ve sonunda uçar giderler. Bunu fark ettiğimde karşıma İngilizce bilmeyen Bulgar bir partner oturdu. Ona sıra gelince Bulgarca konuştu, bende Türkçe konuşmaya başladım. Birbirimizin dediğini hiç anlamıyorduk, sadece beden diliyle ne dediğimizi tahmin ediyorduk. O sırada, ne de olsa beni anlamıyor diye kendimi o kadar rahat anlattım ki üstümdeki şalı atarak, bacaklarımı iki yana açtım ve utanmadan sıkılmadan karşı tarafa cinselliğimi tanıttım. Cinsellikle ilgili çekindiklerimi, baskılandığım hallerimi, güvensizlik duyduğum durumları büyük bir rahatlıkla konuşabiliyordum artık. Paylaştıkça ne kadar ferahlamıştım! Karşımdaki aslında bendim. Yani kendimi kendime anlatıyordum. 
Koan’ın bir özelliği de gün içinde gruptan ayrı bir başınayken de insanın içinde çalışmaya devam etmesidir. Hatta inzivadan epey zaman sonra bile bu sorulara cevap aramayı sürdürürsünüz. 

Bir öğlen arası bahçede gezinirken, bir kuşun ağacın en tepesindeki cılız dala konduğunu gördüm. Öyle bir güvenle o incecik dala kondu ki şaşırdım. Hiç “Bu dal ya kırılırsa“ demeden üzerine konuvermişti. Dal sallandıkça o da uyumlu bir şekilde onun salınımına eşlik ediyordu. Daha sonra “Ya düşersem,” demeden.  Uzunca izledim onu. Kanatlarına olan büyük güvenle havalanışını da aynı imrenmeyle izledim. 

Kuş güvenini ne havada, ne dalda, ne de benim baktığım gözlerde aradı. Güven tam da onun kendisi ve bedeniydi. Güven kanatlarınaydı. Güven, kendini havaya teslim edişiydi. Hiçbir yükünün, yargısının olmayışı ve sırtını bir şeye, birine dayama isteğinin olmayışı idi. 
Anladım ki, ben hiçbir zaman bu kuş kadar bedenimin gücüne inanmamıştım, uyanmamıştım. Var olan kaynaklarıma teslim olamamıştım. Kuşun tersine itimadı daha çok dışarda, insanlarda, eğitimlerde ve parada aramışım. Acaba kuştaki inancın ve kendine güvenin nedeni, kendindeki zayıf ve güçlü yönlerine teslim olması mıydı? 
Şefkatle,zorbatv.dergi

* TANTRA: Tantra cinsel hayatı daha huzurlu ve heyecanlı kılabilmeyi amaçlayan bir öğretidir. Tantra cinsel birliktelikten çok bedensel ve spritüel farkındalıkla ilgilidir. Bu nedenle bedeninizin istekleri ve ihtiyaçları konusunda duyarlı hale gelirsiniz…
* KOAN: Zen Budizm’de mantıklı düşünceyle cevaplanması mümkün olmayan, yalnız sezgilerle anlaşılabilen sorulara ya da diyaloğa Koan denir. Zihin ve egonun sınırlarını kırmak ve sezgisel bir aydınlanma parıltısını doğurmak amacıyla düzenlenirler. Bu sorularla seansı yöneten usta, her öğrenciyi kendi derin doğasını açmaya onu mecbur bırakır. Kişi sorusunu sorgular ve problemi, her türlü şaşkınlığı ortadan kaldırabilir. Bu diyalogları değerli kılan ise kişinin o anda bir uyanış ya da aydınlanma deneyimi yaşamasıdır. Bazen bir tek koan için yıllarca çalışıldığı, kafa yorulduğu da olur. Aynı filmi yıllar sonra izleyip faklı bir yaklaşımda bulunmamız gibi, zaman ve zihinsel gelişim içerisinde koanların cevapları da değişebilir.  


 

Yorum

Aylin Dağlar (doğrulanmamış) Pt, 28 Şubat 2022 - 14:38

Sayın Gülbeyaz Cihan
Yazınızın ikinci bölümünü bir solukta ancak çok derinleştirerek okudum. Çünkü bir kadının tüm içtenliği vardı. Kaleminize sağlık... Sevgiyle

Zeynep Selda (doğrulanmamış) Sa, 01 Mart 2022 - 08:39

Canım gülbeyazcım.
İçimdeki çok kuvvetli bir parçayla dertleşiyormuşum gibi okudum yazı nı.kelimelerindeki derin samimi açıklamalar beni de kendime doğru düşünmeye itti.tekrar, yeniden yeniden ben olabilmek.muhteşem yazın için teşekkür ediyorum. Varlığına şükran

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.