Artık Zaman: Gençliğin İnşa Edildiği Yer

Felsefe

Artık Zaman: Gençliğin İnşa Edildiği Yer

Mehmet Düğmeci

 

Gençlerin boş zamanı yoktur; ya biz doldururuz ya da başkaları. Üstelik o ‘başkaları’ çoğu zaman görünmez; sabırlı, hesaplı ve ısrarcıdır.Bu yüzden artık zaman, sıradan bir vakit aralığı değil; karakterin kurulduğu ya da çözülmeye başladığı eşiğin adıdır.

İnsanı hayatta taşıyan şey sahip olduğu unvanları değil, kim olduğudur. Çünkü insanın asıl sermayesi karakterdir. Karakter ise yalnızca zorunlulukların içinde değil, dışına taşan o serbest zamanlarda biçimlenir.Geçmişini tanımayan, bugününü okuyamayan, yarınını kuramayan bir gençlik; bilgiyle donansa bile derinleşemez; değerle karşılaşsa bile yönünü bulamayabilir. İnsan olmanın erdemi, yalnızca başarılı görünmekte değil; sorumluluk taşıyabilmekte, kendini aşabilmektedir.

Gençlik, bir takvim aralığına sığdırılamayacak kadar geniştir. O yalnızca geçen bir süre değil; geleceği bugünden kuran bir varoluş hâlidir.Gençlerin görüldüğünden çok daha fazla zamanı vardır.Bu sebeple gençlikte mesele yalnızca akıp giden saatler değildir. Gün yine yirmi dört saat, yıl yine üç yüz altmış beş gün… Ancak onların dakikası bir başka işler; onların her dakikası yön veren, kişiliği yoğuran, iç dünyayı inşa eden bir imkândır. İşte bu imkânın en kritik alanı ise “artık zaman”dır.

Artık zaman, derslerin, sınavların ve gündelik mecburiyetlerin dışında kalan boşluk değildir. Aksine, insanın kendini keşfettiği, sınadığı, geliştirdiği ve yeniden kurduğu sahadır. Bir gencin bir enstrümanla tanışması, bir spor dalında disiplin kazanması, bir atölyede üretime katılması, bir sahnede kendini ifade etmesi ya da bir sosyal sorumluluk içinde yer alması; yalnızca bir beceri edinmek değildir. Bunların her biri, sabrı, dikkati, estetik duyuşu, iradeyi ve hayata karşı duruşunu da biçimlendirir. Müzik ruhu inceltir; resim bakışa derinlik katar; tiyatro insanı başka hayatlara açar; spor ise bedene dayanıklılık, zihne direnç, kişiliğe ise mücadele ahlakı kazandırır.Dahası gençler, tam da bu artık zamanda kendilerini tanır; hedeflerini belirler, ideallerini olgunlaştırır.

Bu nedenle gençliğe yalnızca öğüt vermek yetmez; onlara gerçek imkânlar sunulmalıdır. Kütüphaneler, spor salonları, sanat atölyeleri, gençlik merkezleri ve üretim mekânları birer ihtiyaçtır. Çünkü gençlik, kendisine sunulan imkân kadar derinleşir.Yönü ve hedefi olmayan bir gençlik, kaçınılmaz olarak dış etkilerin tesirine daha açık hale gelecektir.Bu doğrultuda alan açılmayan gençlik ise çoğu zaman savrulur. Çünkü boşluk doğası gereği doldurulur. O boşluk sanatla, sporla, düşünceyle ve üretimle dolmazsa; yerini yüzeysellik, amaçsızlık ve geçici oyalanmalar alır.Bu noktada mesele sadece bireysel bir tercih olmaktan çıkar; toplumsal bir sorumluluk haline gelir.

Bugünün en büyük meselelerinden biri de budur. Birçok gencin artık zamanı, sokak köşelerinde ya da dijital dünyanın sınırsız ama yönsüz akışı içinde tüketilmektedir. Sosyal medya doğru kullanıldığında bir imkân sunabilir; ancak amaçsız kullanıldığında zamanın en büyük kayıp alanlarından birine dönüşür. Üstelik bu mecralar yalnızca bir zaman tüketim alanı değil; aynı zamanda kötü niyetli kişi ve yapılar için de cazip bir zemin haline gelmiştir. Süslü ve cazip görünen içeriklerin ardında, gençleri yönlendirmeyi ve etkilemeyi hedefleyen görünmez tuzaklar kurulabilmektedir. Bu nedenle dijital alan, sadece bir eğlence ya da iletişim sahası değil; dikkatle yönetilmesi gereken bir etki alanıdır.

Ne var ki yalnızca akademik başarıya yaslanan dar bir anlayış da gençliği eksik bırakır. Elbette derslerinde başarılı olmak kıymetlidir; fakat bu, tek başına yeterli değildir. Bir genç parlak bir eğitim hayatına sahip olabilir; ama estetik duygusu gelişmemişse, emeğe saygı duymayı öğrenmemişse, bedenini ve ruhunu dengeleyememişse, bir davaya gönül vermemişse, geçmişiyle bağ kuramamışsa, orada hâlâ büyük bir eksiklik vardır.

Hayata hazırlanmak hem akıl, hem duygu, hem kabiliyet ister. Sanat ve spor bu yüzden birer yan uğraş değil, medeniyetin asli damarlarıdır. Bir koro çalışmasında insan başkalarıyla uyum içinde var olmayı öğrenir. Bir resim atölyesinde sabrı, ayrıntıyı ve yeniden bakmayı öğrenir. Bir sahnede konuşan genç, yalnızca sesini değil, kendini de duyurur. Bir sahada mücadele eden genç ise kaybetmeyi, yeniden başlamayı, birlikte hareket etmeyi ve dayanmayı öğrenir. Bunların hepsi, karakteri besleyen sessiz ama derin tecrübeleridir.

Toplumun karşısına sorun üreten bireyler olarak çıkan birçok örneğin ardında, doğru yönetilememiş bir artık zaman gerçeği vardır. Fakat bu durum yalnızca gencin sorumluluğunda değildir. Aile, ilk yönü veren yerdir. Eğitim sistemi, yalnızca bilgi aktaran değil, kişilik kuran bir zemine dönüşmelidir. Devlet, gençlerin kendini geliştirebileceği alanları çoğaltmakla yükümlüdür. Toplum ise değerleriyle bu süreci beslemek zorundadır.

Okullarda görülen disiplin sorunları, şiddet eğilimleri ve anlamını yitirmiş tepkiler de bu çerçevede okunmalıdır. Zira mesele sadece okul saatleri değildir;çoğu zaman boşlukta büyüyen bir neslin izlerini taşıyan asıl mesele, okul dışındaki hayatın nasıl kurulduğudur. Topluma karşı kendini sorumlu hissetmeyen ve ders dışı zamanını sanatla, sporla, okumayla ve üretimle değerlendiremeyen gençlik, dış dünyanın sert akışına daha açık hâle gelir. Oysa bir genç, bir enstrümanın sabrını, bir sporun disiplini­ni, bir sahnenin sorumluluğunu ve bir atölyenin ciddiyetini tanıdığında, yalnızca vakit geçirmez; şahsiyet kazanır.

Artık zaman, bir boşluk değil, bir imkândır. Bir oyalanma alanı değil, insanın kendini kurduğu yerdir. Bir dinlenme aralığı değil, geleceğin mayalandığı sessiz bir atölyedir. Gençliğin karakteri, yönü ve medeniyetle ilişkisi tam da burada şekillenir.

Belki de asıl soru şudur: Gençlerimize sadece zaman mı bırakıyoruz, yoksa o zamanı anlamla doldurabilecekleri imkânlar da sunuyor muyuz?

Çünkü doğru kurulmamış her artık zaman,kaybedilmiş bir gelecek demektir.

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.