Bir Gezgin Gözüyle Aytmatov’un İzleri
İhsan Kurt
Bişkek’te Aytmatov’un izini sürmek, yalnızca edebiyat meraklılarına hitap eden bir turistik gezi değildir; bu, kendi kimliğini ve köklerini sorgulayan herkesin kalbine dokunan bir iç yolculuktur. Çünkü Bişkek’te Aytmatov’un izini sürmek, dışarıdan bakan bir gezgin için bile içsel bir yolculuğa dönüşür.
Tanrı Dağları’nın eteklerinde, Ala-Arça’dan bozkırın sonsuz ufkuna baktığınızda, insanı hem derin bir yalnızlığa hem de evrensel bir huzura sürükleyen o sessizliği hissedersiniz. Öyle ki hem yalnızlık hem de evrensel bir huzur, sanki insanın içini saran bir sessizlik. İşte Bişkek’te bu duygu, Aytmatov’un izlerini takip ettikçe somutlaşır.Onun adı burada sadece edebi eserlerin sayfalarında değil, şehrin meydanlarında, müzelerinde, parklarında, evlerinde, hatta taşların ve sessizliklerin içinde canlı bir yankı gibi yaşıyor.
Bişkek'in en güçlü ayak basan yolcusu, yalnızca Orta Asya bozkırlarının serinliği değil, aynı zamanda Türk dünyasının en güçlü edebiyat seslerinden Cengiz Aytmatov'un ruhunda hissediyor. Şehirde onun ismi, sadece kitaplarda kalmıyor; sokaklarda, evlerin duvarlarında, caddelerde ve hafızalarda sürekli hayat buluyor.
Kırgız bozkırlarının engin ufku, insanın derin bir yalnızlığının içine çekerken, aynı zamanda büyük bir hikâyeye ve insanlığın ortak paydasına davet ediyor. Bişkek'te hangi sokakta yürürseniz yürüyün, Aytmatov'un maneviyatına dokunursunuz. O sadece bir yazar değil, çağının, üretkenliği ve insanlığın vicdanını dile getiren bir ozandır. Onun izlerini takip etmesine izin vermesi, aslında insanın kendi iç dünyasında, hafızasına yaptığı bir yolculuktur. Bu izler Kırgızistan'da, özellikle başkent Bişkek'te yoğunlaşıyor ve daha sonra ülkenin diğer bölgelerine dağılıyor.
“Biz fikir kervanına yük yükleyenlerdeniz” diyen C. Aytmatov’un sözü, düşünce yolculuğunu bir kervan metaforuyla anlatır. Bu ifade, sıradan bir yürüyüşün değil, uzun soluklu ve anlamlı bir zihinsel seferin parçası olunduğunu vurgular. Fikir kervanı, insanlığın birikmiş düşüncelerinin, hayallerinin ve arayışlarının peş peşe dizildiği büyük bir yolculuktur; bu yolculuğa yük yüklemek ise, yeni düşünceler üretmek, var olanlara katkıda bulunmak ve zihinsel ufku genişletecek sorumluluklar üstlenmek anlamına gelir. Bu söz, sadece düşünmekle yetinmeyip düşünceye emek veren, ona değer katan, onu geleceğe taşıyan insanların sahip olduğu bilinçli ve idealist tavrı zarif bir şekilde ifade eder. Bu ifade derinliğini ve zenginliğini sadece sözde bırakmayıp eserleriyle dünyaca da tanınan Aytmatov Kırgız kültürüne ve topraklarında da kalıcı izler bırakmıştır.
Kırgız bozkırlarının ufku, insanı hem derin bir yalnızlığa hem de büyük bir hikâyeye davet eder. Bişkek’te adımlarınızı nereye çevirseniz, Cengiz Aytmatov’un ruhuyla karşılaşırsınız. O yalnızca bir yazar değildir; çağını, halkını ve insanlığın ortak vicdanını dile getiren bir ozandır. Onun izini sürmek, aslında insanın kendi hafızasına doğru yaptığı bir yolculuktur.
Bişkek’in kalbine adım atan bir yolcu, yalnızca Türkistan’ın göğsünde uzanan bozkırların serinliğini değil, aynı zamanda Türk dünyasının en güçlü edebi seslerinden Cengiz Aytmatov’un izlerini de bulur. Bu şehirde onun adı, yalnızca kitapların sararmış sayfalarında değil; taşlarda, evlerde, anıtlarda ve hatıralarda yankılanır. Özellikle O, yurdumuzda romanlarıyla, “Selvi Boylum Al Yazmalım” adındaki sinema filmi ile, hayatta iken ülkemizde katıldığı toplantılarla da tanınmıştır.
Arabanızla Ata diyarlarından Kırgız topraklarının engin ufkunda ağır ağır ilerliyor ya da yol kenarında bir mola verdiğinizde içinize tarifsiz duygular dolduğunu, bu duyguların başında da yalnızlık ve sonsuzluk olduğunu yaşayarak göreceksiniz. Bişkek’te bu duygunun ete kemiğe bürünmüş hâlini Cengiz Aytmatov’un izlerini takip ederken de hissedersiniz. Onun adı burada yalnızca kitaplarda değil; meydanlarda, evlerde, taşlarda ve sessizliklerde yankılanır. Bu yankılanmayı hisseden ve yaşayan bir başka Kırgız yazarOsmonakun İbraimov, Aytmatov denildiğinde ilk olarak Kırgız kültürünün tarihinde gelişen bir rönesans döneminin aklına geldiğini, bunun içinde Aytmatov’un Kırgız kültür rönesansının sembolü olduğunu ifade eder. Daha sonra da şunları yazmıştır:
“Cengiz Aytmatov kültürümüzün en meşhur parçasıydı ve en haklı gururumuz ve milli sembolüdür bizim her şeyimiz de o yani Ruslar için Puşkin neyse bizim için de Aytmatov’un aynı olduğunu yani her şeyimiz olduğunu söylemeliyiz… Kırgızistan için bizim için Cengiz Aytmatov hem tarihi bir şanstır hem de milli bir semboldür yüce Allah’ın bahşettiği adeta manevi bir rehberin ışıklarını saçtı bize Aytmatov veya hep o rehber gibi kalacaktır bizim gönlümüzde”.
Kültürel yolculuklar, fiziki mekânlarla bütünleştiğinde daha da anlam kazanıyor. Aytmatov’un izleri; Şehrin Kalbindeki Aytmatov Anıtı, Aytmatov Parkı ve Aytmatov Caddesiyazarın şehirle ne denli bütünleştiğinin kanıtıdır.
Manas Üniversitesi'nde bulunan Cengiz Aytmatov Kampüsü ve Ulusal Tarih Müzesi’nde ona ayrılan özel bölümler, gençliğin ve tarihin ona verdiği değeri gösterir.
Hüzünlü bir durak Ata-Beyit Anıt-Mezarlığı babasının ve aydınların mezarlarının bulunduğu bu anıt mezarlık, Aytmatov’un geçmişle hesaplaşmasının ve toplumsal hafızanın en acı ama en gerçek durağıdır.
Çon-Arık Köyü'nde yer alan Aytmatov Müze Evi, Çolpan Ata'da bulunan Isık Göl ve Ruh Ordo Kültür Merkezi gibi yerlerde yazarın izlerini sürdüm. Buraların her birisi bir yazarı tanımak, anlamak aynı zamanda ona ne kadar ve nasıl değer verildiğini de kavramak, öğrenmek olduğunu fark ettiriyor.
Biliyoruz ki bazı kişiler için “damgasını vurmuş” denir; Ancak bu tanım Cengiz Aytmatov için rahatlıkla ve tam anlamıyla kullanılabilir. Bişkek ve diğer yerlerle ilgili gezilerim sonucu, anlaşılıyor ki Kırgızistan'da “Manas” efsanesi milli ruhun simgesi iken, Aytmatov'un da çağdaş edebiyat sözünün temsilcisi olduğunu derinden öğrenmiş ve görmüş de oldum.
(KIRGIZİSTAN’DA AYTMATOV İZLERİ dosyasından alınmıştır. İ.Kurt)
Yeni yorum ekle