Orta Asya’dan Başlayarak Türk Aydınlanması

Kültür

Orta Asya’dan Başlayarak Türk Aydınlanması:                                

Tarihsel Ve Düşünsel Süreklilik Üzerine İnceleme

Asuman Kaplan

 

Özet

Türk Aydınlanmasının kökenlerinin yalnızca modern döneme değil, Orta Asya’daki erken Türk kültürünün dünya görüşüne dayandığını savunmaktadır. Erken dönem Tengrici liginin rasyonel unsurları, devlet ve toplum anlayışının akılcı karakteri, İslam’la karşılaşma sonrası bilimsel üretim ve nihayet modern çağdaki reform hareketleri birlikte ele alınarak tarihsel bir süreklilik ortaya konmaktadır. Böylece Türk Aydınlanması, yerli köklerle modern bilimselliğin bileşimi olarak tanımlanmaktadır.

1.Giriş

Aydınlanma genellikle 17. ve 18. yüzyıl Avrupa’sına özgü bir düşünsel dönüşüm olarak değerlendirilir. Bununla birlikte, farklı toplumların kendi içsel aydınlanma dinamiklerine sahip olduğu; tarihsel, kültürel ve felsefi potansiyeller aracılığıyla özgün modernleşme pratikleri geliştirdiği bilinmektedir. Türk Aydınlanması da bu bağlamda, yalnızca Cumhuriyet döneminde değil, Orta Asya’dan itibaren gözlemlenebilen uzun soluklu bir düşünsel dönüşümün sonucudur. Bu makale, Türk Aydınlanmasını üç ana dönemde ele alarak tarihsel sürekliliği analiz etmektedir: (1) Orta Asya düşünsel temelleri, (2) Türk-İslam bilim ve felsefe geleneği, (3) Modern aydınlanma ve Cumhuriyet düşüncesi

1.Orta Asya’daki Düşünsel Temelleri

1.1. Tengricilik ve Erken Düşünsel Yapı

Erken Türk topluluklarının benimsediği Tengricilik, merkezi bir kutsal metne dayanmayan, dogmatizmden uzak ve gözleme dayalı bir kozmolojiyi önceleyen bir inanç sistemidir. Töre kavramı, doğanın düzeni ile insan davranışları arasında rasyonel bir bağ kurar. Bu durum, akıl ile toplumsal düzen arasındaki ilişkinin erken dönemden itibaren belirgin olduğunu göstermektedir.

1.2. Bilgi Kültürü ve Sözlü-Yazılı Geleneğin Etkileşimi

Göçebe kültürde gözlem ve deneyim, pratik bilginin başlıca kaynağıdır. Bununla birlikte Göktürk alfabesinin erken gelişimi ve yazıya verilen seküler önem, bilgi üretiminin kutsal metinle sınırlandırılmadığını göstermektedir. Bu yaklaşım, ileride bilimsel kültürün gelişebilmesi için uygun bir zemindir.

Aydınlanma açısından önemi; Bu kültürde düşünce dogmalara sıkı bağlı değildir; bireysel özgürlüğe ve “kut” ile meşruiyet arayan yöneticinin halk karşısında sorumluluğuna vurgu vardır.

a) Devlet ve Toplum Anlayışı; Bilge Kağan Yazıtlarında yöneticinin görevi: halkın refahı, adalet, kamu düzeni, özgürlük. Tonyukuk’un ifadeleri pragmatist, akılcı devlet yönetiminin örneğidir. Alfabeye sahip olma, yazının kutsal değil pratik bir araç olarak kullanılması, erken bir rasyonaliteyi gösterir.

b) Bozkır Bilgeliği ve Eğitim; Ant içme, danışma kurulları, kurultay gelenekleri ortak akıl vurgusunu güçlendirir. Sözlü kültür güçlüdür; destanlar (Ergenekon, Oğuz Kağan vb.) toplum hafızasında ideal insan ve ideal toplum tasvirleri sunar.

2- Türk ve İslam bilim ve felsefe geleneği /Türk-İslam Sentezi ve Bilimsel Aydınlanma (9–12. Yüzyıllar)

İslamiyet Sonrası: Türk-İslam Aydınlanması

Türkler İslam’ı benimsedikten sonra Orta Asya’daki rasyonel, pratik ve özgürlükçü kültür ile İslam’ın bilim çağının kesişimi yeni bir sentez doğurdu.

2.1. Bilimsel Üretim ve Deneysel Yöntem

Maveraünnehir bölgesi, Türk siyasi varlığı ile İslam medeniyetinin ilmi yükselişi arasında kritik bir kesişim alanı oluşturmuştur. Farabi’nin akılcı siyaset felsefesi, İbn Sina’nın deneysel gözleme önem veren tıp ve fizik çalışmaları, Biruni’nin bilimsel yöntemi sistemleştirmesi, Harezmi’nin cebiri kurması gibi katkılar, Türk-İslam Aydınlanması olarak adlandırılabilecek bir bilgi patlaması yaratmıştır.

2.2. Dil, Ahlak ve Toplumsal Felsefe

Yusuf Has Habib’in Kutadgu Bilig’i, iyi yönetim, akıl, erdem ve adalet kavramlarını sistematik biçimde ele alan ilk siyasetname örneklerindendir. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ü Lügat-it- Türk’ü, Türk dilinin bilimsel ağırlığını ortaya koyarak kültürel özgüven üretmiştir. Ahmed Yesevi’nin halk merkezli öğretileri ise dini bilginin toplumsallaşmasını sağlayarak aydınlanmanın yalnızca elit bir çevreye sıkışmasını engellemiştir.

3.Modern Türk Aydınlanması: 19. Yüzyıldan Cumhuriyet’e

3.1. Modernleşme ve Reform Arayışları

Osmanlı yenileşme hareketi, Tanzimat ve Islahat Fermanları ile siyasal ve hukuksal bir dönüşüm başlatmış, modern eğitim kurumlarının açılmasıyla bilimsel bilgi geniş toplumsal kesimlere ulaşmaya başlamıştır. Çeviri faaliyetleri, matbaa ve gazeteciliğin gelişmesi, Avrupa Aydınlanmasının kavramlarını Osmanlı düşünce hayatına sokmuştur.

Yenileşme ve Tanzimat Dönemi; Akılcı yönetim, hukukun üstünlüğü, bilimsel eğitim ilk kez sistemli biçimde gündeme geldi. Yurt dışı eğitimler, çeviri faaliyetleri, matbaanın yaygınlaşması bilgi akışını hızlandırdı.

 

3.2. II. Meşrutiyet Aydınları

Namık Kemal’in özgürlük ve hukuk vurgusu, Tevfik Fikret’in laiklik ve insan merkezli düşüncesi, Ziya Gökalp’in toplumsal dayanışma ve ulusal kültür yaklaşımı Türk Aydınlanmasının ideolojik zeminini şekillendirmiştir. Bu dönem, düşünsel modernleşmenin kurumsallaşmasını hızlandırmıştır.

3.3. Cumhuriyet ve Aydınlanmanın Kurumsallaşması

 Cumhuriyet Devrimleri ve Bilimsel Modernleşme

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yürütülen reformlar Türk Aydınlanmasının kurumsal ve toplumsal boyutunu oluşturdu.

Atatürk’ün yaklaşımı şudur:     
“Bizim aydınlanmamız, Batı’dan taklit değildir; Türk tarihinin kendi kökleriyle birleşmiş bir çağdaşlaşmadır.”

Cumhuriyet devrimleri, Türk Aydınlanmasının toplumsal ve kurumsal boyutunu gerçekleştirmiştir. Laiklik, bilimsel eğitimin temeli olarak görülmüş; dil ve tarih çalışmalarıyla kültürel süreklilik modern ulus inşasına bağlanmıştır. Harf devrimi ve eğitim seferberliği, aydınlanma düşüncesini toplumsal düzeye indirmiştir. Üniversite reformu, bilimsel araştırmayı sistemli bir yapıya kavuşturmuştur.

Değerlendirme: Türk Aydınlanmasının Süreklilik Tezi

Türk Aydınlanmasının en önemli özelliği kesintili değil, süreklilik içinde gelişmesidir. Orta Asya’daki akılcı dünya görüşü, İslam medeniyetindeki bilimsel gelişmeler ve modern dönemdeki reform hareketleri birbirine eklemlenerek özgün bir modernleşme modeli oluşturmuştur.

Bu nedenle Türk Aydınlanması, yabancı bir modelin taklidi değil; yerli tarihsel mirasın modern bilimsellikle birleştiği bir düşünsel dönüşüm olarak tanımlanabilir. Bu dönüşümün belirleyici unsurları akılcılık, adalet, toplumsal dayanışma, bilimsel perspektif ve eğitim yoluyla bireysel özgürleşmedir.

Sonuç

Türk Aydınlanması, kökenleri bin yılı aşkın geçmişe dayanan bir tarihsel birikimin ürünüdür. Orta Asya’daki rasyonel yönetim ve bilgi anlayışı, Türk-İslam bilim ve felsefesinin katkıları ve modern çağdaki kapsamlı reformlar, Türk toplumunun özgün bir aydınlanma tecrübesi geliştirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda Türk Aydınlanması hem tarihsel süreklilik hem de modernleşme dinamiklerinin kesiştiği bir kültürel sentez olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça

-Ahmed Yesevi. Divan-ı Hikmet.

-Biruni, E. Tahkik Mali'l-Hind.

-Farabi. İdeal Devlet.

-Gökalp, Z. Türkçülüğün Esasları.

-Hacib, Y. H. Kutadgu Bilig.

-Harezmi, M. El-Cebrve’l-Mukabele.

-İbn Sina. Kitabü’ş-Şifa.

-Kaşgarlı Mahmud. Divan-ü Lügati’t-Türk.

-Lewis, B. The Emergence of Modern Turkey.

-M. Zürcher, E. J. Modernleşen Türkiye’nin Tarihi.

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.