Vietnam Sığınakları - Adaletin Bu mu Dünya?

Kültür

Vietnam Sığınakları - Adaletin Bu mu Dünya?

Murat Özsoy

.

On saatlik bir uçak yolculuğu… Vietnam’ın en kalabalık kenti Ho Chi Minh’e ulaşıyoruz. Kentin eski adı Saigon. 70 km kadar kuzeybatıya yöneliyoruz. 1955-75 Vietnam Savaşı’nın en dramatik bölgesindeyiz. Efsanevi Củ Chi tünellerini ziyaret ediyoruz. Devasa bağlantıları olan bir sığınaklar ağındayız.

Sivri uçlu bambu çubuklarla kurulmuş tuzaklar gözümüze çarpıyor. ABD ordusuna ait M41 tankının enkazına rastlıyoruz. Tank 1970’te Vietkong askerlerinin döşediği mayınlara çarpıp savaş dışı kalmış.  

ABD kuklası Güney Vietnam hükümetinin devrilip Güney Vietnam’ın Kuzey Vietnam ile birleşmesi için savaşan sosyalist birliklerin adı Vietkong idi. Vietkong askerleri 100'ü aşkın Güney Vietnam yerleşimini ve Saigon'daki ABD Büyükelçiliği’ni hedef alan ünlü 1968 Tet Taarruzu'nu da gerçekleştirmişti. O taarruzda Vietkong ağır kayıplar vermişti. Ancak dünya televizyonlarında çatışmaların vahşeti her gün izlendikçe ABD’de ve dünyada savaş karşıtı protestolar yükselmişti. ABD Vietnam’dan çekilip savaşı Güney Vietnam ordusuna bırakmak zorunda kalmıştı.

Vietkong savaşçıları Cu Chi tünellerini, ABD askerleri ile çatışma sırasında gizlenme yeri olarak kullanmışlar. Tünellerin içinde hastane kurmuşlar, yiyecek ve silah depolamışlar. ABD ve Güney Vietnam hükümetine karşı savaşanlar bu tünellerde uzun yıllar geçirmişler.

250 kilometreyi bulan bu yeraltı sığınaklarına ABD askerlerinin girmesini engellemek için Vietkong çeşitli tuzaklar hazırlamış. Amerikalılar ise, girişini keşfettikleri tünellere zehirli gaz pompalamışlar. Bu gazları tünelden dışarı atmak için de direnişçiler etkili bir havalandırma sistemi kurmuşlar.

Tünellerde nasıl bir yaşam varmış? Tünellere girip dizlerinin üzerinde sürünmeden o yaşamı gözlerinin önüne getirmek neredeyse imkânsız. Sığınaklarda ziyaretçi olarak kısa bir süre bulunmak bile, bölgede yaşanmış trajedi hakkında az da olsa bir fikir verebiliyor insana… Yarım asır önce yaşanmış bir trajedi bu.

Girdiğimiz sığınaklar orijinal haline göre hem genişletilmiş hem de yükseltilmiş. Bu dapdaracık tünellere sığabilmek için ancak Vietnamlılar gibi minyon yapılı olmaktan başka çare yok. Biz beş dakika kadar tünelde sürünerek ilerliyoruz ve tünel çıkışına geldiğimizde kendimizi kan ter içinde buluyoruz. Oysa mesafe son derece kısa... Bu kapkaranlık dehlizlere gire çıka bir yaşam sürdürdüğünüzü düşünebiliyor musunuz? Hafta mı, ay mı? Ne hafta ne ay… Yıllar ve yıllar sürmüş bu kanlı mücadele.

ABD II. Dünya Savaşı’nda 3 yıl 8 ay savaşmış. Vietnam’da ise 17 yıl 2 ay. ABD, dünya savaşından dört katı aşkın daha uzun bir süre Vietnam’da savaşmış. 1969’da ABD ordusu Vietnam’da 550 bin gibi muazzam sayılara ulaşmış.

ABD ordusu II. Dünya Savaşı’nda 5 milyon ton bomba ve top mermisi atmış. Vietnam Savaşı’nda ise 14,3 milyon ton bombayla yakmış, yıkmış Vietnam’ı. Dünya savaşında attığı bombanın neredeyse üç katını ABD, Vietnam Savaşı’nda kullanmış.

.

-Adaletin bu mu dünya?

-Evet bu!..

Sonuç ne olmuş? 1961-68 yılları ABD Savunma/Savaş Bakanı olarak görev yapan McNamara Vietnam Savaşı’nda aldığı kararlar için pişman olduğunu, anılarında “we were wrong, terribly wrong” sözleriyle belirtmiş. Geriye Bakış: Vietnam Trajedisi ve Dersleri anı kitabında “Hata yaptık, feci şekilde hata yaptık” demiş.

Feci hatanın sonucu ne olmuş?  Feci hataların bedelini McNamara ödemiş mi? Elbette hayır!.. 1968'de savunma bakanlığından istifa etmiş. Anılarında feci olduğunu belirttiği hataların bedelini ödetmek bir yana, ödüllendirilmiş ve Dünya Bankası Başkanı koltuğuna oturtulmuş. Yargılanmamış. 93 yaşında da eceliyle bu dünyaya veda etmiş. Bu durumda “feci hataların” bedelini kim ödemiş olabilir?

1945-75 arasında 30 yıl boyunca Fransa-ABD’ye karşı yapılan savaşlarda 3 milyon Vietnamlı yaşamını yitirmiş… ABD cephesinde ise kayıplar 60 bini bulmuş. Yüz binlerce ABD askeri yaralanmış, sakat kalmış, savaş yüz milyarlarca dolara mal olmuş. Vietnam gazileri ABD’ye döndüklerinde ise kendi vatanlarında “kahraman” gibi karşılanmamışlar. Savaş karşıtları tarafından protesto edilmişler. Kâbuslar, öfke patlamaları yaşamışlar, suça ve uyuşturucuya bulaşmışlar.

Fosfor bombaları… Napalm bombaları… Yanmış, tanınmaz hale gelmiş bedenler… 3 milyon ölü, 2 milyon yaralı, 300 bin kayıp… İşte bedeli ödeyenler... Feci hatalar yaptıklarını yazan ABD Savunma/Savaş Bakanına ne olmuş? Dünya Bankası Başkanı olmuş…

 

-Adaletin bu mu dünya?..

-Evet bu!..

-Var mı itiraz eden?..

-Evet var!..

-Tamam… O halde sıra size de gelecek…

-Geldi mi?

-Geldi… Evet geldi… Hem de nasıl… 70'in üzerinde ülkeye sırayla ABD müdahalesi geldi.

Milyonlarca ölü, yaralı, kayıp… Sonuç? Yıl 1975… Nisan’ın 30’u… ABD yanlısı Güney Vietnam Hükümeti devrildi. Kuzey Vietnam Güney Vietnam ile 1976’da birleşti…

Ya öncesi?.. 1975’e dek Cu Chi Tünellerinde yaşam nasıldı?

Yerüstünde Amerikan askerlerinden, B52 bombardımanlarından Vietkong askerinin kendini kurtarıp tünele sığındığını düşünelim. Tünelde su var mı? Sınırlı... Yiyecek? Kıt… Hava bile yeterli değil tünelde. İçerde yılanı var, akrebi var, kemirgeni var... Dışarıda Amerikan napalm bombası var. İçerde yaralılar var… Tüneldekilerin yarısı sıtma hastalığına yakalanmış. Tamamında ise ciddi bağırsak parazitleri var. Savaş yaralarından sonra en yaygın ölüm nedeni sıtma imiş.

Direnişçiler gündüzlerini genelde sığınaklarda geçirirmiş. Geceleri ise dışarıya çıkarlarmış. Yiyecek temin etmeye çalışırlarmış… Ekinlerine göz kulak olurlarmış… Ve elbette ki düşmanla savaşırlarmış. Yerüstünde yoğun bombardıman varsa günlerce yeraltında tünellerde kalırlarmış. Yerüstündeki topçu bombardımanlarını ise ironik biçimde orkestraya benzetirlermiş.

Củ Chi tünellerine orman zeminindeki minicik bir delikten indik. Deliğin üstü kapalı. Otlarla kamufle edilmiş. Fark edilmesi çok zor.

İçerde bunaltıcı bir sıcak. Buram buram terletici bir ortam… Nem yüzde 90’larda. Ağır, dumanlı bir hava. Oksijen düşük. Uyku? Kıvrılarak… Küçük oyuklarda, dar odalarda. Yerüstünde bombardıman varsa sürekli titreşim. Buyur uyu…

.

Tünellerde nasıl beslenmişler? Elbette pirinç ve manyok ile. Manyok patates gibi nişastalı ama daha lifli bir kök sebze.

Pişirme dumansız ocaklarda yapılmış. Duman uzun tünellerden geçirilerek sığınağın uzağında dikkat çekmeyecek şekilde yeryüzüne dağıtılmış.

Củ Chi tünellerini bulup imha etmek için 1966'da ABD’nin B-52 bombardıman uçakları Cu Chi bölgesine yüksek patlayıcılar atmış. 30 ton… Orman çöle dönmüş. 1969’da ise tüm bölgeyi halı bombardımanı ile sürekli vurmuşlar. Cu Chi bölgesi bombalarla halı gibi kaplanmış. Bu da kaçınılmaz olarak muazzam miktarda Vietnamlı sivil ölümüne neden olmuş.

Savaşın sonlarına doğru, tünellerin bazıları o kadar yoğun bombalanmış ki, bazı kısımları çökmüş. Ancak bombardımanlar, tünellerin büyük bölümünü yok edememiş. Bir dönem tüneller 250 km’ye kadar ulaşmış. Ancak zaman içinde çökmeler olmuş, geriye 121 km kalmış.

İlk bölümler 1940’larda Fransa’ya direniş sırasında kazılmış. Asıl büyük genişleme ise Vietnam Savaşı sırasında gerçekleşmiş. Tüneller üç kattan oluşuyor. Yeraltındaki ilk kat 3 metre kadar. Orta kat 6 metreye kadar iniyor. En alt kat ise 8-10 metre derinlikte.

Yükseklik sadece 80-120 cm arasında. Tünelde ilerlemek ancak sürünmekle mümkün. Sadece bazı komuta, toplantı odalarında ve tünelin içine inşa edilmiş sahra hastanelerinde 1,5-2 metrelik yükseklik varmış. Tüneller dapdaracık. İri yapılı ABD askerlerinin tünelde hareketi imkânsız.

1961-68 yılları ABD Savunma/Savaş Bakanı olarak Vietnam Savaşı’nda feci yanlışlar yaptık diyen McNamara 1968’de Dünya Bankası Başkanı olunca neler yapmış olabilir?

Sene 1972… McNamara Şili'ye verilecek Dünya Bankası kredilerinin tamamını kesmiş.

Neden kesmiş kredileri?

Çünkü Şili’nin seçilmiş devlet başkanı Allende Şili’nin bakır madenciliği şirketlerini millileştirmiş. 1973’te ABD destekli askeri darbe sonucu hükümet devrilmiş, Allende çatışma sırasında yaşamını yitirmiş ve Şili’nin bakır kaynakları tekrar ABD’ye açılmış. Bakır kaynaklarının ABD’nin önüne serilmesi ile McNamara’nın Dünya Bankası tekrar Şili’ye kredileri açıvermiş.

-Adaletin bu mu dünya?

-Evet bu!..

Savaşın üzerinden yirmi yıl geçtikten sonra, McNamara 1995’te Vietnam’ı ziyaret etmiş. Vietnam Savaşı sırasındaki muadili, Kuzey Vietnam Savunma Bakanı General Giap ile görüşmüş. McNamara, Tonkin Körfezi’nde 4 Ağustos 1964'te ne olduğunu sormuş. Giap, "Kesinlikle hiçbir şey olmadı!" diye yanıtlamış. Giap, 4 Ağustos 1964'te ABD gemilerine Kuzey Vietnam saldırısı iddiasının tamamen hayal mahsulü olduğunu anlatmış.

Tonkin Körfezi olayı bir deniz çatışmasını iddia ediyor. Bu çatışmayı gerekçe gösteren ABD, Vietnam Savaşı'na doğrudan ordusuyla dâhil olmuştur. 4 Ağustos gecesi ABD, iki destroyerinin Kuzey Vietnam gemileri tarafından saldırıya uğradığını iddia etmişti. Oysa 4 Ağustos’ta hiçbir saldırı olmamıştı. Kuzey Vietnam gemilerinin ABD destroyerlerine ateş açtığı iddiası kocaman bir yalandı.

Bu yalan iddiayı bahane eden ABD, Vietnam Savaşı’na katıldı. 3 milyon Vietnamlı ve 60 bin ABD askeri yaşamını yitirdi.

-Ne uğruna?

-4 Ağustos 1964’te Tonkin Körfezi’nde Kuzey Vietnam gemilerinin ABD gemilerine ateş açtığı kuyruklu yalanı uğruna.

İnsanlar birbirini boğazladı. Milyonlar öldü, sakat kaldı. Agent Orange kimyasalı ile milyonlarca hektar orman kurutuldu. Bu kimyasal, insanlarda nesiller boyu sürecek DNA hasarı yarattı. Savaştan yıllar sonra bebekler engelli doğdu. Saigon Savaş Müzesi’nde bu kimyasal yüzünden engelli doğmuş günahsız bebeklerin yüzlerine, bedenlerine bakamadım. Resimler öylesine dehşet vericiydi ki!..

Bombalamalar sonucu ölen sadece insan değildi. Toprak, nehir, yeraltı suları da ölmüş, mahvolmuştu. Birçok hayvan türünün nesli tükenmişti.

-Neden?

-Yalan söylendi. Tüm dünya kandırıldı.

-Kim kazandı?

-ABD askeri-endüstriyel kompleksi kazandı.

-Adaletin bu mu dünya?

-Evet bu!..

2003-2011 Irak Savaşı’nda bir milyonu aşkın insan yaşamını yitirdi.

-Irak neden işgal edildi?

-Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddia edildi. Heyet üstüne heyet inceledi. Kuyruklu yalan çıktı.

-Saddam Hüseyin'in El Kaide'yi desteklediği iddia edildi. O da yalan çıktı.

İngiltere Başbakanı Blair istihbarat yanlışlarından dolayı on iki yıl sonra 2015’te özürler diledi.

-Ama Irak’ta bu yanlışlardan/yalanlardan ötürü bir milyon insan can vermemiş miydi?

-Bir milyon insanın yok edilmesinin bedelini Başbakan Blair ödedi mi?

-Hayır ödemedi. Yanlış yere park etmenin cezası? Var!..

Ya bir milyonun ölümüne tam sebebiyet vermenin cezası?

İşte o yok!

.

Blair yargılanmadı... Cezalandırılmadı... Tam tersine, ödül yağmuruna tutuldu. Savaşı başlattığı tarihten itibaren ödüllere boğuldu:

ABD: Kongre Altın Madalyası (2003), Birleşik Krallık: Fahri Hukuk Doktoru unvanı (2008), ABD: Başkanlık Özgürlük Madalyası (2009), İsrail: Dan David Ödülü (2009), ABD: Özgürlük Madalyası (2010), Kosova: Özgürlük Nişanı (2010), Birleşik Krallık: En Asil Garter Nişanı Şövalye Üyesi (2022)

-Adaletin bu mu dünya?

-Evet bu!..

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.