Kültürlerin Buluştuğu Akdamar/Ahtamar Adası

Kültür

KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU AKDAMAR/AHTAMAR ADASI

Akdamar adası; ülkemizin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan Van Gölü’nün içinde yer alan Adır adasından sonra ikinci büyük adasıdır. Yüzölçümü 70.000 metrekare olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 km bulmaktadır. En yüksek noktası, deniz seviyesinden 1912 m yüksektedir.

Orta Çağ’da Van yöresi ve tüm Doğu Anadolu, ağırlıklı olarak Ermeni sülaleleri üzerinde etkili olan güçlü ailelerin kontrolündeydi. Zamanla bu ailelerden sadece ikisi ön plana çıktı. Bunlardan biri Ani kentinden Bagratuni ailesi, diğeri ise Riştuniler (Ermeni sülale) üzerinde egemenlik kurmuş olan Artzurini ailesidir. Orta Çağın başlarında Vaspurakan adıyla anılan Van Gölü havzası, Riştunilere ait bölgedir. Artzurini ailesi Van Gölü’nün güneyindeki Riştuni topraklarının bir bölümünü alarak, bölgeye yerleşmiş; kısa zamanda da Van Gölü’nün doğusundaki Urmiye Gölü’ne, kuzeyde Ağrı Dağına ve güneyde Zap Suyuna kadar olan tüm Vaspurakan topraklarına yayılmışlardır. Eski kaynaklara göre adanın adı, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Riştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak da geçmektedir.

Akdamar Adasındaki Surp Haç Kilisesi, Kudüs’ten İran’a kaçırıldıktan sonra 7. Yüzyılda Van yöresine getirildiği rivayet edilen Hakiki Haç’ın bir parçasını barındırmak amacıyla Kral I. Gagik’in emriyle 915-921 yıllarında Kesiş ve Mimar Manuel tarafından inşa edilmiştir. Ermeni Kralı Gagik bu kiliseyi yaptırmak için bütün civar medeniyetlerin saraylarından mimar ve ustalar getirtmiştir. Bu sebeple Akdamar Kilisesi’ndeki Bizans, Sasani, Abbasi ve Türk mimari izleri vardır. Yapının dışında taş kabartmalarda İncil ve Tevrat’tan alınan dini konuların yanı sıra, dünyevi konular, saray hayatı, av sahneleri, insan ve hayvan figürleri tasvir edilmiştir. Bu kabartmalarda Orta Asya Türk sanatının yoğun etkilerini taşıyan 9. Ve 10. Yy Abbasi sanatının etkileri vardır. Orta Çağ Ermeni sanatının en parlak eserleri arasında sayılır.Akdamar kilisesi, merkez kubbeli, dört yapraklı yonca biçimli haç planına sahip kızıl andazitten inşa edilmiştir. Kiliseyi Ermeni mimari tarihinde önemli kılan özelliklerden biri, dış cephesindeki kabartmalardır. Bu kabartmalarda çok çeşitli bitki ve hayvan motifleri, Tevrat ve İncil’den alınan sahneler ile avlar, güreşçiler ve saray hayatı gibi dünyevi sahneler yer alır. Kilisenin içindeki fresklerde ise, İsa Peygamber ile ilgili konulara yer vermiştir. Rölyeflerde; Göğe yükseliş sahnesi, Çarmıha Gerilme sahnesi, Anastasis (Cehennemden Çıkış) sahnesi yer almaktadır. Ayrıca süslü oymalarla kaplı olan kilisede Yunus Peygamber’in denize atılması, Hz. Meryem ve kucağında İsa, Adem ve Havva’nın Cennetten kovulması, Hz. Davut ile Kral Goliat’ın (savaşçı dev) mücadelesi, Samson (efsanevi kahraman ibranili) Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, aslan ininde Daniel sahneleri gibi Kitab-ı Mukaddes’ten öyküler yer almaktadır.  Adada kilisenin yanında bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirmiştir.

Akdamar Adasındaki yapıların oluşturulduğu dönemde yörede Abbasi halifeliğine bağlı bir krallık olan Vaspurakan yönetimi hüküm sürmekteydi. Vaspurakan Yönetimi1021–1022 yıllarında Bizans İmparatoru II. Basileios (976– 1025) tarafından ortadan kaldırılmıştır. Böylece Akdamar Adası’ndaki saray işlevini yitirmiş ve bir manastıra dönüştürülmüştür. Akdamar Manastırı’nda yaşayan Başpiskopos I. David Thornikian, 1113 yılında katogikosluğunu (kilisenin başında bulunan kişi) ilan etmiş, böylece Van Gölü çevresindeki piskoposlukların çoğunluğu Akdamar Katogikosluğu’na bağlanmıştır. 1113–1895 yılları arasında Akdamar Manastırı’nda 38 Katogikos görev yapmış ve Birinci Dünya Savaşı sırasında bu katogikosluk ortadan kalkmıştır.

Ve efsaneler diyarı Anadolu’da Akdamar adası ile ilgili de bir hikaye vardır. İsterseniz hikayeye göz atalım. Zamanında adada yaşayan Ermeni BaşkeşişinTamara  adında güzeller güzeli bir kızı vardır. Adanın karşı kıyısındaki köye cengaver bir çoban kıza aşıktır. Aşkından aldığı güçle çoban, Tamara’yı görmek için her gece adaya yüzer; genç kız da elinde fenerle çobana yerini belli edermiş. Bir gün kızın babası bu olayı fark eder ve çobana oyun oynamaya karar verir. Fırtınaya esir olmuş bir gecede elinde fenerle adada sürekli yer değiştirir. Zavallı çobana sevdiği kıza ulaşmak için coşkun dalgaların arasında ordan oraya yüzerken boğularak ölür. Boğulmadan önceki son sözü ‘Ah!! Tamar’ olmuştur. Bunun üzerine kız da kendini göle bırakmış ve aşıkların dünyada kavuşamadıkları hayatları aynı mavilikte son bulmuştur. O günden sonra ada Ahtamar olarak anılmış, zamanla değişerek günümüze Akdamar olarak gelmiştir.

Diğer yandan mitolojik olarak hikayesi ise; Urartu dönemine kadar gider. Tanrı Haldi kendisine ihanet eden karısı Arubani’yi Van Gölü’nün derinliklerine gönderir. Ancak Arubani, Van Gölü’nün yüzeyine çıkan Akdamar Adasına dönüşür. Devler, Akdamar Adasını işgal etmeye çalışırken Tanrı Haldi, devleri öldürür ve adayı Arubani’nin emrine verir.

1951 yılında hükümet tarafından Doğu Anadolu bölgesindeki farklı Ermeni anıtları ile birlikte kilisenin yıkımı kararlaştırılmış, 25 Haziran 1951 tarihinde yıkıma başlanmıştır. O dönemlerde gazetecilik yapan Yaşar Kemal’in bu durumdan haberi olmuş ve Yaşar Kemal, yıkımı engelleyerek çok kıymetli bir tarihi eserin günümüze gelmesinde önemli rol oynamıştır. 1462 yılında yenilenen kilise, 1703 yılında yaşanan depremde zarar görmüş, 1712 ile 1720 tarihleri arasında yeniden onarım görmüştür. Uzun yıllar boyunca bakımsız kalan kilise Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde 2005-2007 yılları arasında yeniden restore edilmiş ve 2007 yılının Mart ayında müze olarak açılmıştır. Akdamar Anıt Müzesi 2015 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine eklenmiştir.

Foto Galeri

Yorum

Konuk (doğrulanmamış) Pt, 15 Ocak 2024 - 14:14

Doğunun incisi Akdamar Adası bu kadar güzel kelimelere dökülür. Yepyeni bilmediğimiz öyküsüyle yine yeniden öğrendik Levent Bey..

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.