Atatürk’ün Kişisel Özellikleri İle Dil Ve Tarih Çalışmaları

Kültür

 

Atatürk’ün Kişisel Özellikleri İle Dil Ve Tarih Çalışmaları

(Özcan Kara, Tarih Araştırmacısı, karaozcan3@gmail.com)

 

SORU: Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel özellikleri ile dil ve tarih çalışmalarını konuşacağız. Atatürk neden bu kadar etkili bir liderdir?

YANIT:Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün özelliklerini kısaca anlatmak zor, çünkü tarihin en büyük liderlerinden biri. Bana bu konuda konuşmak çok gurur ve mutluluk veriyor Elif Hanım. Türk ulusunun, sonsuza dek yaşayacak Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi önderi. Yurdumuz işgale uğradığında “geldikleri gibi giderler” diyen, buna yürekten inanan ve halkı inandıran büyük önderdir.  Amasya, Erzurum, Sivas ve sonrasında Ankara’da Kurtuluş Savaşı’nın bütün evrelerini planlayan ve sonuçta yurdu kurtaran liderdir. Kurtuluş sonrası asıl zor işler başlamış, yüzyılların geri kalmışlığına karşı O’nun önderliğinde devrimler yapılmıştır.

Gerek askeri başarıları ve gerekse iç ve dış politikada sergilediği şaşmaz politikaları O’nun üstün dehasını göstermektedir. Sadece Türk Ulusu’nun değil, tüm mazlum ulusların örnek alıp kalbine yerleştirdiği Mustafa Kemal Atatürk’ün, bilime verdiği önem, milletine duyduğu sarsılmaz sevgi ve güven, cesaret ve öngörüsü, barışseverlik ve onurlu dik duruşu O’nu çağın en saygın önderlerinden biri yapmıştır. Bitmez tükenmez öğrenme arzusu sayesinde hayatın hemen her alanında bilgi sahibidir. Tarih ve kültürden, aziz milletinden ve inancından aldığı güçle her zaman bağımsızlık yolundailerleyen karakterdedir. Bu sayede de iç ve dış düşmanların tamamına meydan okuyabilmiş ve onların oyunlarını bozmuş çağ ötesi liderdir.

 

 

SORU: Atatürk için Türk milleti ne anlama gelir, başka bir deyişle Türk ulusu için hangi düşünceleri taşır?

YANIT:Mustafa Kemal, vatanı ve milleti için canını sakınmadan görevini en iyi şekilde yapmıştır. Girdiği her savaşta hep en ön safta savaşmıştır. Çanakkale Savaşı’nda göğsünden yaralanmış, Sakarya Savaşı sırasında atından düşmüş ve kaburga kemikleri kırılmıştı. Buna rağmen cepheden ayrılmamış, savaşı sedye üzerinden yönetmiştir. Trablusgarp’ta uçak taarruzu sonucu gözünden yaralanmıştır.

Kendini Türk Milleti'ne adamıştır, Atatürk’ün " gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk milletine canımı vereceğim" sözünü bilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk, idealist bir liderdi, en büyük ülküsü ulusal birlik ve beraberlik içerisinde vatanın bölünmez bütünlüğünü sonsuza dek yaşatmaktı. Türkiye'yi modernleştirmek, çağdaş uygarlık idealine yöneltmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, bütün hayatı boyunca, milletinin huzur ve mutluluğu için çalıştı. Savaşlardaki kahramanlığı kadar, devlet kurup yönetmedeki ustalığı, ileri görüşlülüğü ve barışseverliği ile Atatürk, tarihte eşine az rastlanan bir devlet adamıdır. Mustafa Kemal Atatürk, askeri zaferlerini ve devrimleri kendisine mal etmemiştir. Büyük eserlerin, ancak büyük milletle başarılabileceğine inanan bir önderdi. Atatürk'ün, milletine sonsuz bir güveni vardı. "Atatürk İnkılâpları" değil, "Türk İnkılâbı" sözünün kullanılmasını isterdi. Bütün başarıları milletine mal ederdi.  Atatürk, kararlı ve mücadeleci bir liderdir. Güçlükler karşısında yılmayan, ümitsizliğe düşmeyen kişiliği onun Millî Mücadele'nin lideri olmasını sağlamıştır.  Atatürk'ün bu üstün özellikleri, sıkıntı ve bunalım içinde bulunan insanların, ona sevgi ve saygıyla bağlanmasını sağladı. Atatürk, yüksek uygarlık ve büyük devletler kuran Türk Milleti'nin büyüklüğüne inanan ve gurur duyan önderdi. Bütün bunların yanında kendisinin övülmesini istemezdi. Sadece, “ Atatürk bizden biridir” denmesini isterdi.

 

 

SORU: Atatürk’ün kültür ve sanata bakış açısı ile kişiliği hakkında neler söylenebilir?

YANIT:Mustafa Kemal Atatürk, doğru bildiği şeyleri açıkça söylemekten çekinmezdi. Ben bir halk adamıyım, düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim" derdi. Hatay Sorunu sırasında Fransız diplomata” ben Hatay’ı alacağıma dair milletime söz verdim, milletim bana inanır, güvenir. Gerekirse bütün makamları bırakıp bu sözümü gerçekleştirmek için elimde silah savaşırım” dediğini daha önce konuşmuştuk.Atatürk, Millî Mücadele'nin önderi, Türk devrimlerininplanlayıcısıdır. Ayrıca birleştirici ve teşkilatçı bir lider, büyük bir asker ve yeni bir devlet kurucusudur. Bütün bu yönleriyle çağa damgasını vuran bir dâhidir.

Atatürk, eğitimi sosyal ve kültürel kalkınmanın en etkili araçlardan biri olarak görmüştür. Kurtuluş Savaşı bitmeden eğitimle ilgili çalışmalara başlamıştır. Türk Ulusu’nun aydınlık yarınları için elinde tebeşir, kara tahtanın başına geçerek yeni Türk harflerini öğreten Atatürk’e, milleti başöğretmen ünvanını vermiştir. Kültürel kalkınmaya büyük önem veriyordu, Türk kültür ve sanatını dünyaya tanıtmak için çok çalıştı. Sanatçı yetiştiren kurumlar açtı. "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.""Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat bir sanatçı olamazsınız." Sözlerini vurgulamak isterim.

 

 

SORU:Atatürk nasıl karar alırdı, liderlik özelliklerini nasıl geliştirmiştir?

YANIT: Akılcı ve çözüm odaklı yaklaşıma sahiptir. Karşılaştığı sorunlara pratik çözümler üretmesi, onun liderlikteki başarısının önemli bir unsuru olmuştur. Çözümlerinde milletin çıkarını ön planda tutmuştur. Atatürk’ün adalet, bilim, barış ve ulusal bağımsızlık anlayışı, çağdaş liderlik kavramının temel taşlarını oluşturur. Atatürk, geçmişte olduğu gibi bugün de örnek alınmaya devam eden, dünya tarihinde iz bırakan, sadece Türklerin değil başka ulusların da geleceğine ışık tutmaya devam eden bir liderdir.

Atatürk, liderlik yetenekleriyle hem tarih yazmış hem de Türk milletinin geleceğini şekillendirmiştir. Stratejik zekâ sahibidir, yalnızca ufku değil ufkun ötesini görmeyi hedefler. İleri görüşlüdür. Halkıyla güçlü bağlar kurmuştur, Atatürk, halkını yakından tanıyan ve onların desteğini kazanmayı başaran bir liderdi. Onun halkla samimi iletişimi mücadele sırasında moral ve motivasyonu artırmıştır. Devrimci ruha sahiptir. Sadece askeri bir lider değil aynı zamanda devrimci bir önderdir. Çağdaş bir Türkiye için eğitim, hukuk, alfabe, kıyafet ve ekonomi gibi birçok alanda köklü değişiklikler gerçekleştirmiştir.

Size Prof.Dr.ClemenceHolzemeister’den söz etmek isterim. 1928 yılında Türkiye’ye davet edilen ünlü mimar, Türkiye’de kaldığı sürede bakanlık binaları, Merkez Bankası, Yargıtay, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Harp Okulu binaları, Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü gibi pek çok binayı yapmıştır.O’nun gözüyle Atatürk’ü anlatalım…” Birçok devlet başkanını tanıdım ancak Atatürk benim hayatımda karşılaştığım en büyük kişiliktir.Sadece fiziki duruşu bile çok etkileyici idi. Çok az konuşur, çok az jest yapardı. Ama ne yapsa üstün kişiliğinin sonucu etkileyici idi…Düşünün, tek adamkalkıyor,bir başına karmakarışık, savaş halinde ve savaş sonrası ortamının gerçekten zor koşullarındayeni, sapasağlam bir Türkiye’yi ortaya çıkarıyor. Bu Atatürk’ün kişiliğin sonucudur.Arkasında birtakım kişiler, partiler destekler olmadan Anadolu’yu canlandırdı. Çok laf yerine karar ve eylemle başardı …İşte Atatürk’ün karakteri.Anadolu O’nun liderlik vasfıyla harekete geçti, Anadolugücünü gösterdi…Örneğin Atatürk Orman Çiftliği ağaçlandırmasını başlattığında hiç kimsebunun başarılı olabileceğine inanmamıştı.20 yıl sonra o ormana bakınca çok mutlu oluyorum.Bu tür davranışlarla Atatürk örnek oluyordu. Büyük çiftçilere, küçük çiftçilere ve herkese.Çaresizlikler ve yokluklar içindeki bir ülkede neler oluşabileceğini gösterdi.Kararlı bir şekilde asla yılmadan bu toprakları Türk yurdu haline getirdi. Atatürk resmi toplantılarda asaleti, ağırbaşlılığı ile farkını ortaya koyardı.Üzerinde hiçbir madalya, liyakat nişanıve benzeri cafcaflı şeyler olmadan gri elbisesi içinde sade bir insan olarak…İşte buydu bizi etkileyen. Avusturya’dan geldiğimizde bir tantana ile karşılaşacağımızı sanmıştık, öyle olmadı. Karşımızda büyük bir kişilik vardı. Bu kişilikti, Türkiyeyi Türkiye yapan”…

 

 

 

SORU:Atatürk’ün Dünya lideri olduğunu biliyoruz. Hem Türk ulusu hem de diğer ulusları nasıl etkilemiştir?

YANIT:Atatürk, hem halkının, dünyadaki sevenlerinin hem de düşmanlarının bile saygı duyduğu, takdir ettiği bir liderdir. Mazlum milletlerin örnek aldığı liderdir. Cesur ve kararlıdır. Adaletli ve eşitlikçidir. Kadın haklarından eğitim reformlarına kadar attığı her adımda bu anlayışını sergiledi. İdealisttir, bağımsızlıkçıdır. “Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir”, der. Atatürk, emperyalizme karşı ilk başarı gösteren lider olarak dünyada ezilen uluslara esin kaynağı olmuştur.

Bir diğer ideali de uluslararası barış,iş birliği ve kardeşlikti. O yüzden düşmanlarının bile takdirini kazanmış, birçok ülke yöneticisi O’nu örnek almıştır. Atatürk, akıl ve mantığın toplumsal gelişmeye egemen kılınması amacını gütmüştür. Mustafa Kemal'in olaylara yaklaşımı hep mantıklı ve gerçekçi olmuştur. Mustafa Kemal, yaratıcı düşünceye sahip bir liderdir. Atatürk, bütün inkılâplarını gerçekleştirmeden öncekamuoyunu hazırlamaya, millete devrimlerin gerekliliğini anlatmaya büyük bir özen göstermiştir. Zamanlamaya çok önem verirdi. Sabır, disiplin ve çok çalışması sayesinde engelleri aşıp başarıya ulaşmıştır.Aklındaki plana göre uygun zamanda eyleme geçmiştir.1932'de Amerikalı General Mc.Arthur'la yaptığı bir konuşma, bunu en iyi şekilde ortaya koymaktadır. Atatürk bu konuşmasında; İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki gelişmeleri önceden görebilmiştir.

 

 

SORU:Atatürk’ün insanları sevdiğini belirttik, acaba çocuk ve gençleri daha fazla mı seviyordu?

YANIT: Atatürk, kendi milletini ve bütün insanları içten duygularla seven, iyi kalpli, vicdan sahibi bir insandı. Atatürk, çocukları ve gençleri çok sever, onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Çünkü bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu.

Bu konuyla ilgili bir anı paylaşmak isterim… İzmir kurtuldu, Kurtuluş Savaşı bitti, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler. Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanın kapısını çalar yaveri.Açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri mahcup bir şekilde“ paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye böylesiniz” der. “Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu yastık yaptım, ağrıdı.Setremi yastık yaptım, üşüdüm bende uyumadım kalktım” der. Yaveri; “aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik” der. Bir ülkeyi kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap. der ki “Geç fark ettim, hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması”…

 

 

SORU: Kitaplarda hep sarı saçlı mavi gözlü olduğu belirtiliyor, bunların dışındaki özellikleri hakkında neler diyebiliriz?

YANIT:Türk Milleti’nin ona layık gördüğü Atatürk soyadını çok sevmiş ancakkendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hoşlanmamıştır.

-En sevdiği yemek, Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla kuru fasulye ve pilav olmuştur. Tatlıya düşkün biri değildir, arada sırada gül reçelini tercih ederdi.

-Atatürk, binlerce kitaptan oluşan geniş bir kütüphaneye sahipti, yaşamı boyunca yaklaşık 4000 kitap okumuştur. En sevdiği kitap Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanıydı.

-Atatürk, doğayı bitkileri hayvanları çevreyi çok seven bir insandı. Bununla birlikte en sevdiği çiçek, keskin kokulu karanfillerdi. Yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara asla bakamaz, hatta bazen kesilmelerini engellerdi.

- Beyaz gömlekleri, sade şıklığının simgesiydi. Önceleri İsviçre’de diktirirken, daha sonra yerli malı kampanyasına destek olmak Türkiye’de diktirmeye başlamıştır. Takım elbiselerini genellikle kendisi tasarlar, lacivert takım elbise giymeyi pek sevmezdi.

- Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün boyu 1.74 metre, kilosu ise sağlıklı dönemlerinde 76 kilogramdı. Hastalığının ilerlediği son zamanlarda kilosu 46 kilograma kadar düşmüştür. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.

- Atatürk, sabahları genellikle kahvaltı yapmazdı. Yataktan kalkar kalkmaz divana bağdaş kurarak oturur, günün ilk Türk kahvesini içerdi. Tıraşınıberberi yapardı. Trablusgarp dönemi dışında sakal bırakmamıştır.

- Çok iyi derecede Fransızca bilirdi. Son derece titiz ve düzenli bir insandı. Eğri duran bir eşyayı düzeltmeden rahat edemezdi.

-Sevdiklerine “çocuk” diye hitap eder, kızınca “hadi de ya” derdi. Hafif Rumeli şivesi vardı.

 

 

SORU:Atatürk dönemi dil ve yazı konusundaki çalışmalar hakkında bizi aydınlatır mısınız?

YANIT:Atatürk, yazı ve dil devrimlerini birbirini tamamlayan büyük kültür devriminin iki önemli ayağı olarak görmüştür. Kültür devriminin ortak amacı, Türk ulusunun dili Türkçe ile kendisini en iyi şekilde ifade etmesini sağlamaktı. Türk dili Yazı devrimiyle, Türkçenin yapısına uymayan Arap harfleriyle yazılma zorunluluğundan kurtarılıyordu. Dil devrimiyle de Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcanın baskısından kurtarılmaya çalışılacaktı.Diğer yandan derleme, tarama ve türetme çalışmalarıyla geliştirilecekti.

Osmanlı’da 1876’da Kanuni Esasi’nin 18.maddesiyle Türkçe resmi dil ilan edilmişti. Ancak Osmanlıcanın sadeleştirmesine gerek vardı. Yazı ve dil konusunda bazı çalışmalar olsa da istenilen başarı elde edilememişti.

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçenin gelişimine büyük önem veriyordu. Türk dilini geliştirmek, güçlendirmek, zenginleştirmek için Türk ulusunun okuma-yazma becerisini de geliştirmek, güçlendirmek gerektiğine inanıyordu. Türkçenin resmi dil olması demek, tüm Türk ulusunun ortak ifade aracı olması demekti. Bunun için yazı dili ve konuşma dilinin birbirini tamamlaması gerekiyordu.1923’te cumhuriyet ilan edilirken yüzde beşi bile okur-yazar olmayan Türkiye’de dil devriminden önce bir yazı devrimine gereksinim vardı.

 

 

SORU: Yazı, alfabe, harfler her şey yenileniyor sanırım… Dil çalışmalarının devamı nasıl ilerlemiştir?

YANIT: Zor, ayrıntılı ve uzun bir süreci en kısa şekilde anlatmaya çalıştığımızı vurgulamak isterim. BiliyorsunuzTürk dili Türk kültürünün en önemli unsurudur.Bu nedenle 1926 yılında “Dil Heyeti” adı verilen “Alfabe Komisyonu” kuruldu. Bu “Dil Heyeti”, yaptığı çalışmalar sonunda 1928 yılında, Türkçenin yapısına uymayan Arap alfabesi yerine Türkçenin yapısına uygun Latin kökenli yeni Türk alfabesi kabul edildi, Harf Devrimi yapıldı. 1929 yılında kurulan Millet Mekteplerinde halka yeni harfler öğretilmeye başlandı. Dil Heyeti, bir “Yazım Kılavuzu” yayımladı, “Türk Söz Kitabı” adıyla bir Türkçe Sözlük hazırlandı.

Çalışmaları yetersiz gören Atatürk, dil konusundaki çalışmaları yürütmek için tıpkı Türk Tarih Kurumu gibi bir Türk Dil Kurumu kurulmasına karar verdi. “Türk Tarih Tetkik Cemiyeti 15 Nisan 1931’de kurulmuştu, bir de ona kardeş dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dil Tetkik Cemiyeti olsun!” dedi. 12 Temmuz’da Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin amacı “Türk dilini incelemek ve elde edeceği sonuçları yayımlayıp yaygınlaştırmak” olarak belirlendi.

26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ün katılımıyla Birinci Türk Dil Kurultayı toplandı. Kurultayın toplandığı 26 Eylül günü her yıl “Dil Bayramı” olarak kutlanmaktadır. 1936’da kurumun adı Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi.

 

 

SORU:Bu çalışmaların amacı neydi, neden bu tür çalışmalara kurumlara gerek duyuldu?

YANIT:Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin ilk yönetim kurulu, 17 Ekim 1932’de yayımladığı bildiride cemiyetin amaçlarını şöyle sıraladı: Türk dilini ulusal kültürümüzün eksiksiz bir anlatım aracı durumuna getirmek, Türkçeyi çağdaş uygarlığımızın önümüze getirdiği tüm ihtiyaçları karşılayacak bir yetkinliğe erdirmek.

Bu amaçlara ulaşmak için Türk Dil Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) tarama, derleme ve türetme çalışmalarına başladı. 21 Ekim 1932’de halk dilinde yaşayan Türkçe sözleri derlemek için “Söz Derleme Yönetmeliğinin Uygulanması Hakkındaki Kararname” çıkarıldı. Anadolu’da halk ağızlarından derlemeler yapıldı. Çok sayıda Türkçe sözcük türetildi. Bu sözcüklerin birçoğunu bugün kullanıyoruz. Atatürk de Türkçe sözcükler türetti.

Okullarda Türkçe derslerine ağırlık verildi. Yurttaşların Türkçe konuşmaları için kampanyalar yapıldı. Türk Dil Tezi geliştirildi. Tarih ve dil çalışmalarına katılacak yerli uzmanlar yetiştirmek için dünyada ilk kez Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kuruldu. Dil, tarih ve coğrafyanın bir bütünün üç ayağı olduğuna inanıyordu Atatürk. Dil Kurultayları düzenlendi. Atatürk Türk Tarih Kurumu’nu ve Türk Dil Kurumu’nu kendi ayakları üzerinde durup bağımsız çalışabilmeleri için özellikle dernek olarak kurdurdu. Vasiyetinde, kendisine ait hisselerin gelirini bu kurumlara bıraktı.

 

 

SORU:Atatürk tüm çalışmalara bizzat katıldı sanırım,bu konuya neden bu kadar önem vermiştir?

YANIT:Atatürk, 9 Ağustos 1928 gecesi İstanbul Sarayburnu’nda yeni harfleri halka şöyle duyurdu: “Arkadaşlar güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. …” Atatürk, yeni Türk harflerini halka öğretmek için bir başöğretmen olarak işe koyuldu.

Atatürk, son olarak 1936-1937 yıllarında geometri terimlerini Türkçeleştirmek için bir Geometri kitabı yazdı. Bugün o terimlerin büyük bir bölümünü kullanıyoruz. Müselles üçgene, zaviye açıya, satıh yüzeye, müsavi eşite dönüştü. Atatürk, eğitimde kullanılan Arapça, Farsça ve Fransızca terimlerin yerine Türkçenin bilim dili olabileceğini göstermiştir. Yazdığı “Geometri" kitabında dildeki karmaşanın ortadan kaldırılmasına yönelik bir yaklaşım benimsemiş ve terimlerin sadeleştirilmesini sağlamıştır.  Atatürk’ün matematik ve geometri alanındaki başarısı, onun analitik düşünme yeteneğini ve soyut kavramları somutlaştırma becerisini de ortaya koymaktadır. Atatürk’ün matematiksel bakış açısı, onun bütün reformlarında olduğu gibi, çağdaş bir toplum yaratma hedefinin bir parçasıydı. Geometri gibi bir bilim dalı, soyut düşünme ve mantıklı yorum gerektirdiği için, Atatürk bu alanda yapılacak reformların sadece öğrencilerin matematiksel becerilerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda özgür düşünme yeteneklerini de pekiştireceğine inanıyordu.

 

 

SORU:Dil konusunu konuştuk, Türk Dil Kurumunun kardeşi Türk Tarih Kurumunu ve tarih çalışmalarını da konuşalım o halde…

YANIT:Atatürk dönemi tarih çalışmaları; Türk milletinin kökenini araştıran ve ulus devletin kültürel temellerini bilimsel verilerle pekiştirmeyi amaçlayan milli bir uyanış sürecidir. Bu dönemde tarih yalnızca geçmişi anlatan bir bilim dalı olarak değil, cumhuriyetin ideolojisini besleyen ve millete özgüven aşılayan yaşamsal bir araç olarak görülmüştür. Atatürk’ün Türk tarihi ile yoğun olarak uğraşması 1928 yılında başlar. Manevi kızlarından Afet İnan müzik okulundaki bir Fransız tarih kitabında Türkleri ikinci sınıf bir ırk olarak yazdığını görür ve Atatürk’e bunu gösterir. Atatürk,” böyle şey olmaz, bunun üzerinde çalışalım” der.Bu başlangıcın ardından çeşitli aşamalardan geçerek 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Cemiyet, Türk tarihinin ilk elden ve bilimsel kaynaklarla araştırılması için kurulmuştur. Türk Tarih Kurumu, kurulduğu günden itibaren Türk tarihini aydınlatmaya yönelik çalışmalar yapmış ve yapılmasını da teşvik ederek Türk tarihinin yazılı kaynaklarının çoğalmasına öncülük etmiştir. Bu dönemde Türk Tarih Kurumu, genel anlamda ilk Türk devletlerinden başlamak üzere Türk tarihini araştırmaya çalışmış, Türk tarihini anlatan çeşitli makale, kitap basımı yapmış, ülke çapında tarih kongreleri düzenlemiştir. İlkokul, ortaokul ve liselerde okutulacak tarih kitapları hazırlandı, Türk Tarih Tezi oluşturuldu.

Atatürk'ün "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir; yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek insanlığı şaşırtacak bir hal alır" sözü, bu dönemin tarih felsefesini ve amacını en iyi özetleyen kural olmuştur.15 Nisan 1931 tarihinde "Türk Tarih Tetkik Cemiyeti" adıyla yeniden örgütlenip çalışmalarına devam etti. Kurumun adı 1935 yılında "Türk Tarihi Araştırma Kurumu", daha sonra "Türk Tarih Kurumu" olarak değişti. Kurumun çalışmaları ile Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bizzat ilgilenmekte ve toplantılarına katılmaktaydı.Tarih yazılarının çıktığı bir bülten çıkarılacağı zaman Atatürk bu konuya da el attı. Küçük Larus, Büyük Larus ve Ünlü Türkolog Pekarski’nin “Yakut Sözlüğü”nden Türkçe sözcükler araştırdı. Tarih bülteni derginin adı bu şekilde“ Belleten” oldu. Türk Tarih Kurumu, 1982 yılında kabul edilen Anayasası'nın 134. maddesi ile kurulan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine alındı.

Bugün “Atatürk’ün Dil ve Tarih Çalışmaları İle Kişisel Özellikleri” konusunu ele aldık. Yeni konularda buluşmak üzerehoşça kalın, Atatürk’le kalın, hep aydınlık kalın…

Kaynakça :

1. Erol Mütercimler, Fikrimizin Rehberi

2. Sinan Meydan, Sarı Paşam

3. Yılmaz ÖZDİL, Mustafa Kemal

4. Metin Aydoğan, Türkiye Üzerine Notlar

5. Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam

6. İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI, İçimizden biri Atatürk

7.Turgut ÖZAKMAN, Şu Çılgın Türkler

8. Falih Rıfkı ATAY, Çankaya

9. Sabiha Gökçen, Atatürk’le Bir Ömür

Yorum

Konuk (doğrulanmamış) Per, 15 Ekim 2026 - 16:23

Sevgili Özcan Hocam, Atatürk'ün çağlar üstü bir lider olmasını sade, akılda kalıcı örneklendirmelerle anlatmanız çok güzel olmuş, tarihsel gerçeklikleri yalın bir dille aktarmanız takdire şayan. Teşekkürler.

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.