Gelecek Kitaplarındır! 

Deneme

Felsefi Denemeler
Gelecek Kitaplarındır! 

Ozancan Dernek

Hasan Hüseyin Korkmazgil bir şiirinde Şöyle demişti:

Üşüttüler karakışta
Yak dediler kitabı
Yak dediler kitabı
Yaktık ısındık
Kömürler yattı yerde
Madenler yattı yerde
Sular öylece aktı
Güneş baktı öylece
En eski penceresinden
Nerden nere gelmişiz biz
Kim söyler
Söylemek bir şey değil elbet
Kim kalkar tanık olur
Bu korkunç cinayete
Beyin sığmaz olmuş kafatasına
Öfke sığmaz olmuş can kafesine
Peki ama nerde o kuş?

Bir kaç eş-dosttan başka yoktu okuyanı kitaplarını yaşadığı dönemde, hatta ölene kadar, ve dahi onlarca yıl sonra bile...  Kitapların neden hiç satmıyor diye soranlaraysa: “Yıllar sonraya yazdım mektubumu, Asırlarca okunsun diye.” demişti. O gün anlaşılamayan o “mektuplar” çatlatmasaydı zamanın atlarını bir ulak misali eğer; ne Freud ne Dosto olurdu ne Kundera ne Kazancakis. Pakistan ın Akifi İkbal bile olmazdı ya da hep bir yanları eksik kalırdı... Edebiyat diye cerbezenin etrafında döner durur, koca Kaci boynuzu posasını yerdik bizde belki bir damla bal uğruna... İşte beşer! Diye, yüzümüze fırlatıp attı kitaplarını Nietzsche, insan olmak için... İnsanla olmak için... Herkes için ve hiç kimse için bir kitap dedi Zerdüşt için. Ne kadar doğru, herkes ve hiç kimse için...

Bir kafa doğruya ne kadar dayanabilir? Doğruyu ne kadar göze alabilir? Benim için giderek asıl değer yargısı bu oluyor. 

Yanılgı körlük değildir. Yanılgı korkaklıktır. Bilgiye dair elde edilen her kazanç, ona doğru atılan her adım yüreklilikten gelir.  Belkide bu yüzden antikçağ filozofları felsefe tarihinin en yüreklileri arasında sayılabilir. Sokrates değilmiydi kendi bildikleri uğruna ölümü seçecek kadar yürekli olan Nietzsche’nin derdi sürü değildi hiç bir zaman. Toplum, içinden hakiki bir kaç insanın çıktığı topraktan ibaretti tüm derdi ve yığınlar o yığınlar sırrı çözmek değil, aldanmak istiyordu. Çünkü aldanmak ezeli bir şifa idi... bir nevi susmanın, susturulmanın göstergesiydi. Susmak sürü için hayatın şifasıydı. Onlar için mutluluk cehaletin radikal savunusuydu. Dedim ya aldanmaktı tüm gayeleri…
“Hakikat temsilcilerinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.” Diyordu. 
Öyle değil mi? 
Hayat zor. Çünkü; hayat zor demek zor... dedim ya susturulmuşluğun, susmanın verdiği bir can sıkıntısı bu kalabalık ne kadar büyük bir yanılgı. 
O kadar ki; Yaşamdan yüz çevirenlerin çoğu, aslında ayak takımından Nietzsche’de ki sürüden, Herakleitos’daki yığından yüz çevirmiştir. Gönlümüz uçmak isterken semavi ülkelere / Ayağımız takılmıyor mu yerdeki gölgelere?

Uzun süre oturdum yalnızlıkta, unuttum susmayı...
Geri dönemeyecek kadar fazla yürüyen mutlaka kitaplara düşer.
Kitaplar kitaplar kitaplar...
Peki;
Çıkarıp alabilir misin bir kitaptan, kendinden fazlasını?
Hayır...?
“Hayat zor.”

Yorum

Muzaffer KAYA (doğrulanmamış) Sa, 16 Ağustos 2022 - 14:52

Tebrik ederim. Güzel bir içerik olmuş. Genç kardeşlerimizi böyle başarılı görmek bizleri mutlu ediyor.

Hakan Taşkıner (doğrulanmamış) Sa, 16 Ağustos 2022 - 22:28

Sevgili Ozancan
Güzel metinler okuyacağımız izlenimi edindim. Kutlarım başarılı bir gelecek olsun biz Zorba Dergi okurları adına.
Yanılgı korkaklıktır cümlesi iddialı bir tespit sanırım. İçerik bakımından doğru görsek bile yanılgı ile bağlantılı bir başka kavram yanılsamayı dao kazana atmış oluruz.

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.