Sessiz, Anıtsal Bir Ustalığın Muhteşem Tanığı Bor’da Sıradışı Bir Ev

Sanat

Sessiz, Anıtsal Bir Ustalığın Muhteşem Tanığı 

Bor’da Sıradışı Bir Ev

Kadir ŞİŞGİNOĞLU

.

İnsan;kendi yaşam çevresini değiştirebilecek fiziksel ve zihinsel donanımlarla dünyaya gelir. Fiziksel varlığını korumakamacını taşıyan yaşamı, kendi yeterliliklerinin farkına vardıkça zaman içindefarklı boyutlara evrilir.İnsan yaşadığı çevreyi tanımaya başladıkça yaşamın anlamı üzerine de düşünmeye başlar.Yaşamın anlamı nedir? İnsan hayatını değerli kılan şey nedir? sorularının cevabını bulmaya çalışır. Kuşkusuz insan sadece biyolojik çeşitliliğe katkı olsun diye dünyaya gönderilmemiştir. Çevresi ile ilişkiler kurar.Duyusal,duygusal ve sosyal ilişkilerindesürekli bir arayış içindedir. Arayışın ana gayesi ise; kendisine armağan edilmiş yaşamı anlamlı ve değerli hale getirmeye çalışmaktır.Ancak; bu insana “anlam üretme yükümlülüğü gibi” yeni bir yük getirir.İnsan; hayatını nasıl daha anlamlı hale getirebileceği üzerine kafa yormak zorundadır.

Avusturyalı nörolog ve psikiyatrist Victor Frankl’a göre birey hayatın anlamını; ‘’bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak, bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşime girerek, kaçınılmaz olan acıya yönelik bir tavır geliştirerek” bulabilir.Daha açık söylemek gerekir ise;“kişi üreterek, onur ve kıvanç duyacağı bir eser ortaya koyarak hayatına anlam katabilir. Önemli olan kişinin kendi emeğini ve yaratıcılığını ortaya koyduğu bir iş ya da eser üretmesidir.” İnsan hayatını anlamlı kılacak eylemsel sürekliliğin içinde kendini daha mutlu hisseder.

Kimi insan; yaşamın süreğenliği içinde yaptığı küçücük bir farklı eylemi, çevresine büyük bir gürültü çıkararak anlatır.Önemsiz, değersiz birşeyi dünyanın en önemli buluşu gibi anlatmayı becerebilir. Kimi insan ise; sessiz bir ustalığın anıtsal eserini mütevazi bir kimlikle insanlığın kullanımına sunar.Eser zaman içinde kendi değerini artırırken ustası sessiz sedasız bir köşeye çekilmiştir.

Bazı insanlar vardır, hayatın afişinde isimleri yazmaz.Ne jenerikte akar adları, ne de alkış onların üzerine düşer.Ama sahne ayakta duruyorsa, perde kapanmıyorsa, hikâye yarım kalmıyorsa…Bil ki oradadırlar. (Burak Akan)

Niğde Bor Sokubaşı mahallesinde yaşayan, 20 Ağustos 2023 tarihinde dünya değiştiren, emekli beden eğitimi öğretmeni Mustafa Hızır, yaptığı sıra dışı bir ev ile sessiz sedasız ‘orada olanlardan’ biridir.

.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde “Kadim Kent Niğde, Kent Kültürü ve Müzeler” başlıklı konferansım için gittiğim Niğde’nin Bor ilçesinde tanıdım kendisini.Önce kalabalık grup olarak evini ziyaret ettik.Kendisi yoktu. Özel olarak randevu isteyip kendisiyle söyleşi yapmak istediğimi ilettim.Kabul edilince bir fotoğrafçı ile sıradışı evinin yolunu tuttuk.Uzaktan; konik, eğik çatılı evi görünce yörede neden ‘Japon evi’olarak tanımlanmış olduğunu anladım.Köşeleri olmayan, duvarları tamamen taştan yapılmış ev, çok büyük olmayan bir bahçe ile çevrilmişti.Bahçesinde çeşitli süs bitkileri, az da olsa meyve ağaçları, metal, beton ve seramikten yapılmış çeşitli dekoratif objelerle birlikte, göze nefes aldırmayan bir düzen içinde yerleştirilmişti.Demirprofillerden, bitki stilizasyonu ile tasarlanmış, başka bir yerdeörneğine rastlayamayacağımız avlu kapısına yaklaşınca, Hızır Hoca’yı antik İon görüntüsü verilmiş iki sütunun arasında beklerken gördüm.Ufak tefek, yaşını göstermeyen, vakur, sağlam duruşlu bu insan, sevecen bir yüz ifadesi ile bizi karşıladı.Uzun zamandan beri düzeltilmeden uzamış beyaz sakalı, yaşına göre gür sayılacak beyaz saçlarının bir kısmını öylesine örtmüş beresi, üzerinde rengi iyice solmuş, hatta birkaç yerden delinmiş kazağı veiş pantolonu ile sanki başladığı işi biraz önce bırakmış izlenimi oluşturmuştu.Sakin,kendinden emin tavrı, dış görünüşü önemsemeyen, bilge, derin bir insanlakarşılaşacağımın ip uçlarını veriyordu.Ayaküstü bir tanışmadan sonra evin her bölümünü birlikte gezdik.Herbir duvarın,pencerenin, kapının, mobilyaların ve aksesuarların önünde duruyor,hangi malzemeyi kullandığını, nasıl yaptığını, nerden esinlendiğinianlatıyordu.

Her ev; içinde yaşayanların ruhunu, anılarını ve karakterini yansıtan sessiz bir aynadır. Evimiz sadece başımızı soktuğumuz dört duvardan ibaret değildir; seçtiğimiz renkler, duvara astığımız bir tablo, raflardaki kitaplar ve hatta eşyaların yerleşim biçimi bile iç dünyamızın dışarıya taşmış halidir. İki kattan oluşan, geniş saçaklı çatının altına taraça şeklinde yerleştirilmiş evi bölümlerhalinde tanıtmak, bu eve harcanan emeğe ve ömre saygı açısından daha doğru olur diye düşünüyorum.

Üslub, Plan ve Tasarım

Bu yapı; iç kısmında modern yaşamın sürekliliğine dönük planlamalar ve donatılar nedeniyle rustik mimarinin etkileri zayıflamış olsa da; kullanılan malzeme, yeşil alanla bütünleşmesi açısından Rustik birmimari tasarımdır. Ancak Rustik mimari köşe takıntılı değildir.Hızır Hoca’nın evinde hem dışarıdan hem de, içeriden köşeler yuvarlatılmıştır.Köşeleri olmayan, keskin hatlardan kaçınan mimari tasarım temelde“Organik Mimari ve onun günümüzdeki dijital uzantısı olan Parametrik Tasarım (Amorf Mimari)” anlayışını yansıtır. Bu yaklaşımlar, doğadaki formların akışkanlığını, sürekliliğini ve kavisli hatlarını temel alır.Köşeleri olmayan planlamada esin kaynağını ve Mimar Gaudi’yi tanıyıp tanımadığını sorduğumda tanımadığını, hiçbir mimari üslubla ilgili bilgi sahibi olmadığını söylemişti.Sonradan kendisinin de dile getirdiği gibi, ilham kaynağı bir av dönüşünde, bir ağacın altında dinlenirken tesadüfen gördüğü dokumacı kuşunun yuvasıydı.

.

Dokumacı kuşları, ağaç dallarına asılı, örülerek dokunmuş çanta ya da şişeye benzeyen yuvalar yaparlar.Liflerin karşılıklı geçmesi ve sıkı sıkıya dolanması yoluyla oluşan yapı, yırtılmaya, rüzgara ve yırtıcılara karşı dirençlidir. Dokumacı kuşları gerçekten de müthiş bir inşaatçı ve harika mimarlardır.

Hızır Hoca; uzun yıllara dayanan emeğini ve ilham kaynağını anlatırken“Ben bir dokumacı kuşuyum yaşarken yuvamı yaparım, ben giderim, yuvam biter” demişti.

Ailenin ihtiyacına göre planlanmış, sadece taş duvarın taşıyıcı olduğu, kolon ve kirişin kullanılmadığı bu yapıda statik problemini de Hızır Hoca kendisi çözmüş.Üst katta,iki mekânı  taş duvarla oluşturduğu iki kemer ve üç yarım sütun ile birbirine bağlamış.Oldukça geniş bir açıklığı taş duvar, iki kemerin bağlandığı üç yarım sütunla çözmenin zorluğu düşünülünce fizik ve mühendislik alanında da becerilerinin sınırı da sezilebilir.

İç Mekân Tasarımı, Taşın ve Ahşabın Mükemmel Uyumu

Evin belki de tek köşeli yeri giriş holü. Ancak holden odalara açılan kapıların üst ve alt kısmı kemerli. Odalarda dış duvarlara açılan pencereler ise yuvarlak. Biraz Art Nouveau, biraz uzak doğu esintileri sezilen kapılar, pencereler, evin içindeki diğer ahşap donatılar gibi tamamen Hızır Hoca’nın el emeğinin ürünü. Alt kattaki salonu üst salona bağlayan ahşap merdivende, ahşaptan keşilmiş amorf parçaların, ritmik bir düzenle bir eksene bağlanmasından oluşmuş. Bu merdiveni yerinden çıkarıp bir sanat galerisine koysanız bir Alexander Calder heykeli sanılabilir. Korkuluklar ise; yine el emeği ve torna işi. Korkuluk topuzlarında baykuş gözleri deseni ağaca canlı form vermiş.

Ahşap tavan, duvar üstünde yaklaşık elli cm lik ahşap dekoratif geçiş elemanı ile desteklenmiş. Pencere lambirileri kavisli ahşap bloktan kesilmiş, zımparalanmış ve ağaç dokusunu gösteren hafif bir vernik ile parlatılmış. Lambirilerin alt kısımlarında ise tornadan çekilmiş sarkıtlar bağlanarak, perde veya cam açıldığı zaman sarkıtların birbirine çarpmasıyla melodik bir ses çıkarması amaçlanmış.

.

 

Su kabaklarından yapılmış rüzgar çanları ve aydınlatma elemanları doğanın müziğini evin içine taşımış adeta. Doğal taşın dokusu ve rengi, ahşabın sıcaklığı içinde eritilerek mükemmel bir estetik uyum yaratılmış.

.

 

Her köşesinde samimi bir yaşanmışlığın izlerinin görüldüğü evin içinde, bir dokumacı kuşu gibi yuvasını yapan Hızır Hoca’nın zengin hayal gücüne,şaşırtıcı tasarım yeteneğine ve usta ellerinin izlerine rastlayabilirsiniz.Oturma grupları, sandalyeler, sallanan koltuklar hepsi onun eseri.İlham aldığı dokumacı kuşların yuvanın dış kısmını erkeği yaparken, dişisi eğer yuvayı beğenirse iç kısmını yaparmış. Ancak Hızır hocanın ailesine karşı duyduğu muhabbet ve derin sevgi, onu yapabileceğinin en iyisini yapmakla sonuçlanacak bir çabanın içinde olmasını sağlamış.

Hızır Hoca, bir bedeneğitimi öğretmeni olarak kuşkusuz bedenin ritmini iyi tanıyor ve biliyordu. Buna ek olarak da çok iyi bir müzik yeteneği vardı.Çocuklarının, torunlarının müziğe ilgisi de muhtemelen onun genetik aktarımı idi.Müzik alanında sadece sesleri ayırt edecek bir kulak yeteneği dışında enstrüman çalacak kadar, hatta enstrüman yapacak kadar ileri bir yetenekti. Duvardaki asılı kemanı gördüğümde onu kendisinin yaptığını söylemişti.Kemanın yapımı en zor enstrümanlardan biri olduğu düşünülünce müzik yeteneği ile birlikte ses mühendisliğinin sınırlarını zorladığını düşünebiliriz.

Bir Çocuk Masalı MekânıBahçe ve Peyzaj Tasarımı

Bahçede bitki örtüsü seçilirken tam olarak ne düşündüğünü anlamak zor olsa da; yaşama karşı pratik çözümlerin yine egemen olduğunu görebiliriz.Meyve ağaçları, asmalar, süs bitkileri, çiçekler hepsi daracık bahçe içinde bir düzen içinde yerleştirilmiş. Asmalar için demirden yapılmış çardak formları,yine demirden kendi elleri ile yaptığı ayçiçeği soyutlaması yuvarlak pencere demirleri, doğayla barışık sürdürülen yaşama hizmet ediyorlar.Hızır hocao küçücük bahçede çocukları ve torunlarını da ihmal etmemiş.Metal, beton ve seramik kullanarak yaptığı ağzından küçük bir yalağa su akıtan dev yılan bahçenin bir bölümünü jurasic parka dönüştürüvermiş.Betondan yaptığı dev salyangoz ile, kuru ağaca benzeyen beton heykel üzerindeki yuvaya, kendi yaptığı iki leyleği kondurması bahçeyle birlikte eve bir masal evi kimliği kazandırmış

.

 

Bahçe kapısından girişte toprak zemin üzerine düzenli döşenmiş yuvarlak beton bloklar küçük bir oyun adası gibi duruyor.Hemen bitiminde ise altı basamaklı giriş merdivenine kadar uzanmış mermer parçaları ile oluşturulmuş beton mozaik alan yer alıyor.Bu alanın bitiminde, yine küçükten büyüğe doğru sıralanmış blok taşlardan yapılmış, altı basamaklı bir giriş merdiveni bulunuyor.Mermer parçalı mozaikli yürüyüş yolunun başında her iki yanda antik İon sütunu ve arkasında duran bir taş kemer ise bilinçaltına inmiş çok yakınındaki Kemerhisar antik mimari hayranlığının yansıması olabilir mi acaba?

.

 

Hiçbir sanat ve tasarım eğitimi almadan doğal bir yetenekle teknolojiye ve tekniğe hâkimolmak kolay bir şey değil.Malzemeyi tanımak, ihtiyacını hissettiğin herşeyi tek başına yapmak, olağanüstü bir emekle hayranlık uyandıracak bir yuva ortaya çıkarmak sadece zanaatkârveya, basit ustalık kavramları ile açıklanabilecek bir durum da değil.İki taşı alıp, duvar için üst üste koymak taşın dilini ve hafızasını bilmeyi gerektirir.Ağacı bir kullanım eşyasına dönüştürmek için yüzlerce yılın hafızasını derin bir gözlemle içselleştirmek gereklidir. Kadim Anadolu kültürü kendi kültürel sürekliliğini koruma potansiyeline sahiptir. Anadolu’nun taş avlularında, gölgeli atölyelerinde, soba başlarında el işiyle dokunan derin bir sessizlik vardır. O sessizlikte yıllar, sabır ve ustalık biriktirir, sessiz ustalar yetiştirir. Bu çoğu zaman kimsenin fark etmediği sessiz ustalarevde, iş yerinde ya da toplum içinde sessizce çalışır, sorumluluk alır.Hayatın düzenli devam etmesi için çaba gösterir. Ancak yaptıkları işler çoğu zaman görünmez olur.

Objeye değil hayata şekil veren bu sessiz ustalar, bulundukları devirlerde çoğu bilinmez, tanınmazlar. Hatta bazıları toplumsal hafızadan çok kısa sürede silinirler.Emeğin ve farklılık yaratanların değerini bilen sonraki nesiller bunların kimler olduğunu net bir şekilde görür, öğrenir, daha sonra da bunların yaşam biçimlerini ve eserlerini nesilden nesile aktarırlar.

Hızır Hoca’nın işlevsellikle, kişisel estetik anlayışını doğal formlarla buluşturarak inşa ettiği bu ev, bir Avrupa ülkesinde olsa, devlet veya yerel yönetim tarafından ailesinin onayı alınarak müzeye dönüştürülürdü. Dilerim Niğde ve Bor bu eve ve Hızır Hoca’nın ömrünü verdiği hatırasına sahip çıkar. 07.10.2026

 

 

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.